uçur ile cümle

uçur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Shark.Aero Shark UL uçağı, Zara Rutherford tarafından uçurulana benzer.A Shark.Aero Shark UL plane similar to the one flown by Zara Rutherford.
Wanrong, "Paper Kite (Kağıt Uçurtma)" adlı bir şarkı yazdı.Wanrong wrote a song called "Paper Kite".
Sarp bir uçurumun kenarında, Akdeniz'den c.It is situated on a steep cliff site c.
Mağaranın adı Yunancada "Kartalların Uçurumu" anlamına gelmektedir.The name means "Cliff of the eagles" in Greek.
İsyanlar, Arap halkları ile Türk orduları arasındaki uçurum sonucunda isyanlar çıktı.Using a famous sword he personally joined the execution of the Baghdad rebels.
Ustaşalar, mahkumları havaya uçuracakları bir köprüye taşımayı planlıyor.The Ustashas plan to transport the prisoners to a bridge, which they will blow up.
Bir bomba yan taraftaki evi yıktı ve şömineyi havaya uçurdu.A bomb destroyed the house next door and the fireplace was blown onto his cot.
Çocukluğunda hep uçak uçurmak istemişti ama ailesi bundan vazgeçirdi.In his childhood, he had always wanted to fly planes, but his family discouraged this.
120'den fazla sabit kanatlı ve döner uçak tipi ve üç tip uzay aracı uçurdu.He has flown more than 120 types of fixed-wing and rotary aircraft and three types of spacecraft.
Schirra, Grissom'un yerine ilk mürettebatlı Apollo görevi olan Apollo 7'yi 1968'de uçurdu.Schirra flew Apollo 7 in 1968, the first crewed Apollo mission, in Grissom's place.
Kittiwakeler ve kalın gagalı Murres gibi uçurumlarda yaşayan kuşlar da bol miktarda bulunur.Cliff-dwelling birds, such as kittiwakes and thick-billed murres are also abundant.
Hava Barayeva, 7 Haziran 2000'de bir Rus karakolunda kendini havaya uçurdu.Khava Barayeva blew herself up at a Russian Army outpost on June 7, 2000.
Bu 11 astronot 2004 yılında eğitime başladı.Bu, Uzay Mekiğini uçuran son gruptu.These 11 astronauts began training in 2004. This was the last group to fly the Space Shuttle.
Çatışmalar başladığında, Fransa'dan ve Kuzey Afrika'dan üç grup daha uçuruldu.Once the fighting started, three additional groups were flown in from France and from North Africa.
Eylül 2012'den beri bir Boeing 777 tarafından uçurulmaktadır.Since September 2012 it has been flown by a Boeing 777.
Balmat, 1834 yılında Sixt vadisinde altın ararken uçurumdan düşerek öldü.[5]Balmat died by falling off a cliff while prospecting for gold in the Sixt valley in 1834.[5]
Diğer gece serileri düzenli sözleşmeleri arasında Beton Kovboylar ve Uçurum Askıları vardı.Other nighttime series regular contracts included Concrete Cowboys and Cliff Hangers.
HiRISE tarafından görüldüğü gibi Kasei Valles sistemindeki uçurum.Cliff in the Kasei Valles system, as seen by HiRISE.
O, uçurumun kenarında durdu.Er hielt am Rande des Abgrunds.
Uçurtma ağaçda asılı kaldı.Der Drachen hängt im Baum fest.
Bir uçurum beni eski yurttaşlarımdan ayırıyor.Ein Abgrund trennte mich von meinen früheren Landsleuten.
Eğer bu cevaplar hatalı ise kafası uçurulacaktır.Wenn diese nicht willfahren, dann schlägt sie ihnen den Kopf ab.
Arabayı süren kişi hızla sert bir yere çarpar yahut yüksek bir uçurumdan atlar.Diese laufen leicht am Stiel herab oder sind an ihm ausgebuchtet.
Bumi ile birlikte uçurumdan düşer.In: de la Hire (Hrsg.): Mesure de la Terre.
Sonra gemiyi havaya uçurur.Dadurch explodiert dann das Schiff.
Sonucunda ortaya çıkan T-6-2I 17 Ocak 1970'te ilk olarak Ilyushin tarafından uçuruldu.Der Prototyp T-6-2I wurde am 17. Januar 1970 von Wladimir S. Iljuschin erstmals geflogen.
Güvenle kızağı uçurmaya başlar.Die Schnabelspitze beginnt, sich aufzuhellen.
Film parlamento binasının havaya uçurulması ile sona erer.Der Film endet mit einer Einstellung des explodierenden Hauses.
Cesedi uçurumdan yuvarlanmış halde iken yakınları tarafından bulundu.Ihre Leiche wurde neben einem Boot im Wasser treibend gefunden.
Demiryollarını ve köprüleri havaya uçurdu ve birçok köyü yaktı.Sie sprengten Brücken, verminten Straßen und brannten Dörfer und Städte nieder.
Çetenin şefi kayalıklardan uçuruma düşüp ölür.Daraufhin wird sie von den Deutschen auf Klippen gestürzt und stirbt.
Model uçaklar uçmak için gerekli özelliklere sahiptir ve çeşitli yöntemler ile uçurulurlar.Er baute gerne Modellflugzeuge in gigantischen Maßstäben und flog auch mit ihnen.
Pilotların yorumu uçağın uçurması kolay ve pilot açısından konforlu olduğu yönündeydi.Das Flugzeug hatte bei den Piloten einen guten Ruf und galt als leicht zu beherrschen.
Tanrı korusun, oradan mahkûm kaçırtmak değil, kuş bile uçurtmazlar."Der Emu ist ein Vogel, der nicht fliegen kann, er ist ein "Gefangener der Erde".
12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu.Als sie zwölf Jahre alt war, heuerte ihr Vater einen Piloten an, der ihr das Fliegen beibrachte.
O zamanlarda uçurtmalar popüler bir eğlence kaynağı sayılıyordu.Die Entschlüsselung dieser Bilder war in der Entstehungszeit ein beliebtes Gesellschaftsspiel.
Bu motorlardan birisi 2009 yılında başarılı bir şekilde uçurulmuştur.Alle wurden 2003 durch ein Buschfeuer niedergebrannt.
Kendal onun babası olduğunu öğrendiğinde gözü hiçbir şey görmez ve onu uçurumdan atarak öldürür.Da Dominique nicht mal seinen Namen kennt, verliert sie ihn aus den Augen.
Düşüncelerimiz arasında bir uçurum var.Il y a un abîme entre nos opinions.
Sihirbaz genç kadını havada uçurdu.Le magicien a fait flotter la jeune femme dans l'air.
Samuray tek bir darbe ile düşmanının kellesini uçurdu.Le samouraï décapita son adversaire d'un seul coup.
O gece Frank paralı asker grubunu adaya uçurmayı reddeder.Cette nuit-là, Frank refuse de piloter les mercenaires sur l'île.
Uçaktan yolcuları boşalttıktan sonra, uçağı havaya uçururlar.Après avoir vidé l'appareil des passagers ils font exploser l'avion.
Ön planda genç bir adam kayalık bir uçurum kenarında, sırtı izleyiciye dönük biçimde dikilmektedir.Au premier plan, un homme est debout sur un rocher en hauteur, le dos tourné au spectateur.
Ancak bu büyü kitapta patlama, filmde havaya uçurma büyüsüdür.Partout à la Boîte, il y a de la magie dans l’air.
Şehir uçurumların ve dik kayaların arasına inşa edilmiştir.La ville est bâtie entre la mer et les collines.
Uçurumların görülen yüzünü oluşturur.La partie centrale montre ce que voient les robots.
Sonra gemiyi havaya uçurur.Le navire explose.
On bir yeni şarkıdan ve Uçurum ep'sinde yer alan şarkılardan oluşur.Il s’agit de dix nouvelles chansons coups de coeur.
Bu motorlardan birisi 2009 yılında başarılı bir şekilde uçurulmuştur.En mai 2003, l’un de ses moteurs tombe en panne.
Uçurdum Da Uçurdum Eda Özülkü'nün üçüncü albümüdür.Et si c'était moi Albums de La Grande Sophie Et si c'était moi est le troisième album de La Grande Sophie.
Halpen, beyni havaya uçurup Ood'ların tamamını öldürmeyi planlamaktadır.Dépité, il fit exploser le laboratoire, les tuant apparemment tous.
1783 - Montgolfier Kardeşler, hidrojen gazıyla doldurdukları ilk balonu uçurdular.Comment faire ? 1783 : les frères Montgolfier font voler la première montgolfière.
1605 - Guy Fawkes İngiltere'de Westminster Sarayı'nı havaya uçurmaya kalkıştı.1720, Angleterre : Fitz tente de voler la pierre de Scone dans l'abbaye de Westminster.
O zamanlarda uçurtmalar popüler bir eğlence kaynağı sayılıyordu.En contrepartie, la radio devint une source très populaire de divertissement.
Kafası uçuruldu.Leur tête a été brisée.
Uçurum İnsanları; (İngilizce: The People of the Abyss) Jack London'un, 1903 yılında basılan natüralist kitabı.Le Peuple de l'abîme (The People of the Abyss) est un livre de Jack London publié en 1903.
12 yaşındayken bir pilot onu uçağına aldı ve uçurdu.Quand elle avait 12 ans, ses frères lui apprirent à voler grâce à l'avion qu'ils possédaient.
Uçurtma ağaçta asılı kaldı.La cometa se quedó enganchada en el árbol.
Yalancı şahitlik (suçlu uçuruma atılarak öldürülür).Prohibido prestar falso testimonio.
İlgili Sayfalar