uçur ile cümle
uçur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.Tienen un chip atado a sus espaldas y pueden hacer volar estas criaturas por el laboratorio.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.Ze hebben een computerchip op hun rug, en ze kunnen deze wezens in het lab laten rondvliegen.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.Έχουν ένα τσιπάκι στις πλάτες τους, και μπορούν να κάνουν αυτά τα πλάσματα να πετάξουν.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.К их спинам прикреплен компьютерный чип, и их полетом можно управлять.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.Те имат компютърен чип прикрепен на гърба си, и те могат да контролират тези същества из лабораторията.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.על גבן מחובר שבב מחשב, והם יכולים להטיס את היצורים האלה ברחבי המעבדה.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.لديها رقاقة كمبيوتر مربوطة في ظهورها، ويمكنهم التحكم في طيران هاته المخلوقات حول المختبر.
Sırtlarında da bir bilgisayar çipi var ve bu böcekleri laboratuvarda uçurabiliyorlar.ラボ中を飛び回らせることができます 左右への移動や飛び立つ指示を出せます
Soda içmektren çok korkuyorum, çünkü baloncukların beni tavana kadar uçuracağından korkuyorum.Ho paura a bere la soda perchè ho paura che le bollicine mi facciano salire fino al soffitto
Soda içmektren çok korkuyorum, çünkü baloncukların beni tavana kadar uçuracağından korkuyorum.Ich habe Angst Sprudelwasser zu trinken denn ich befürchte das die Bläschen mich an die Decke steigen lassen.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Au murit, si au ajuns pe fundul rifturilor.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Aztán elpusztultak, és lesüllyedtek, milliószám, a tengerfenékre.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.De dog och föll, i miljarder, till sprickornas botten.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Elles mourront ensuite, par billions et tomberont au fond des failles.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.엄청난 양이 균열의 바닥에 가라앉았다.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Levät kuolivat ja upposivat biljoonittain repeämien pohjiin.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Morirono, precipitando, a miliardi, sul fondo delle spaccature.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Odmrle so in padle na dno razpok.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Sie starben und fielen zu Billionen zum Grunde der Gräben.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.V dôsledku toho zahynuli, a padli v triliónoch na dno roklín.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Ze stierven, en vielen, met triljoenen tegelijk, naar de bodem van de scheuren.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Zginęły, i tryliony opadły na dno rozpadlin.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Πέθαιναν, και έπεφταν ανά τρισεκατομμύρια, στον πυθμένα των ρηγμάτων.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.Умирали и падали с цели трилиони на дъното на разломите.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.ונפלו בטריליונים למעמקי הבקעים.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.ثم ماتت. وغرقت الترليونات منها إلى قاع الصدوع.
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.川が洗い流した沈殿物で
Sonra öldüler... ...ve trilyonlarcası bu uçurumların diplerine yığıldı.數以億計嘅藻類死亡 沉喺裂縫嘅底部
Sonuç ilginç, çünkü bir önceki sunumda lirayı uçurumdan aşağı bıraktığımızda흥미롭죠? 제가 어떤 물체를 위에서 곧장 아래로 던지면
Sonuç ilginç, çünkü bir önceki sunumda lirayı uçurumdan aşağı bıraktığımızdaזה מעניין. קודם הפלתי משהו מראש הצוק,
Sonuç ilginç, çünkü bir önceki sunumda lirayı uçurumdan aşağı bıraktığımızda这很有趣 如果我扔一个东西 如果我只是从顶上把它扔下去-
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.마지막으로 2002년도 초반이나 아니면 중반 쯤에 우리는 4인승 기체인 M400을 비행시켰습니다.
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.Endlich, im Frühjahr -- oder eher im Sommer 2002 flogen wir den M400, ein Fahrzeug für 4 Passagiere.
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.Finalement, au début de -- ou plutôt mi-2002, nous avons fait voler le M400 qui était un véhicule de 4 places.
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.Konečně na začátku -- nebo vlastně v průběhu roku 2002 jsme letěli s M400, což bylo čtyřmístné vozidlo.
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.W końcu na początku -- albo raczej w połowie 2002, oblataliśmy M400, czyli czteroosobowy pojazd.
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.לבסוף, בתחילת -- או למעשה באמצע 2002 הטסנו את ה 400 -- M400, שהיה רכב הנוסעים הארבע-מושבי
Sonunda, 2002'nin ilk zamanlarında... ...veya ortalarında... ...4 yolculu araçlar olan 400-M400 uçurduk.中頃に M400という4人乗りの乗り物を飛ばしたのです。 これは遠隔操作で飛ばしました。初期段階はいつもそうするのです。
Son videoda bir lirayı uçurumdan aşağı bırakmıştım. -이전 비디오 강의에서 저는 제 스스로나 동전을 절벽에서 던졌었죠.
- Son videoda bir lirayı uçurumdan aşağı bırakmıştım. -V posledním videu, jsem spadl nebo upustil minci z vrcholu útesu.
Son videoda bir lirayı uçurumdan aşağı bırakmıştım. -בסירטון האחרון, הפלתי את עצמי, או מטבע, מראשו של צוק.
Son videoda bir lirayı uçurumdan aşağı bırakmıştım. -我把自己或者一个硬币从悬崖顶上扔下来
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Chúng tôi sắp tới đây thực hiện chuyến bay đầu tiên của một máy bay bên ngoài khí quyển Trái Đất.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Kini kita ada pada ambang batas untuk membuat penerbangan pertama dengan pesawat di luar atmosfer Bumi.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Most a kapujában állunk annak, hogy egy repülőgép elsőként a Föld légkörén kívül repüljön.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Niedługo uda nam się odbyć pierwszy lot samolotem poza ziemską atmosferą.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.On est sur le point maintenant de réaliser le premier vol d'avion en dehors de l'atmosphère terrestre.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Ora siamo sul punto di fare qualcosa compiere il primo volo di un aereo al di fuori dell'atmosfera terrestre.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.We staan nu op het punt om de eerste vlucht met een vliegtuig te maken buiten de aardse atmosfeer.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.Wir stehen jetzt kurz davor den ersten Flug eines Flugzeugs außerhalb der Erdatmosphäre zu machen.
Şu anda ilk defa bir uçağı Dünya'nın atmosferi dışında uçurmanın eşiğindeyiz.И сейчас мы в шаге от совершения первого авиаперелета за пределами атмосферы Земли.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Abych vám řekl, musíte být robot, abyste s tou věcí dokázali létat tisíce hodin.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Come immaginerete, dovreste essere dei robot per far volare questa cosa per migliaia di ore.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Como pueden imaginarse, necesitas ser un robot para volar esto por miles de horas.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Como veem, é preciso ser-se um robô para fazer esta coisa voar durante milhares de horas.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.După cum vedeți, aveți nevoie de un robot să zboare acest zmeu mii de ore.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Jak się zapewne domyślacie, trzeba być robotem żeby latać tym tysiące godzin.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.보시다시피 수천시간을 비행하기 위해선 로봇이 필요합니다.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Như bạn có thể thấy, bạn phải là một robot mới có thể thả cái diều này suốt hàng nghìn tiếng đồng hồ.
Tahmin edeceğiniz gibi, binlerce saat bunu uçurmanız için robot olmanız gerek.Nyilván láthatják, robotnak kell lenniük ahhoz, hogy több ezer órán át röptessék.
İlgili Sayfalar