uçtu ile cümle

uçtu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Thi tre ere de, som vidne:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ty tre äro de som vittna:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Бо три їх, що сьвідкують на небі: Отець, Слово і сьвятий Дух, і сї три - одно.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Всяка неправда е грях; и има грях, който не е смъртен.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ибо три свидетельствуют на небе: Отец, Слово и Святый Дух; и Сии три суть едино.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.כי שלשה המה המעידים בשמים האב הדבר ורוח הקדש ושלשתם אחד המה׃
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.فان الذين يشهدون في السماء هم ثلاثة الآب والكلمة والروح القدس وهؤلاء الثلاثة هم واحد.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.並 且 有 聖 靈 作 見 證 、 因 為 聖 靈 就 是 真 理
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.並且 有 聖靈 作 見證 、 因 為 聖靈 就是 真理
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.A forgácsot repült jobbra-balra, míg végül a repülőgép-vas jött bump ellen elpusztíthatatlan csomót.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Av spån flög till höger och vänster, till sist planet järn kom stöta mot en oförstörbar knut.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Dăm bay bên phải và bên trái, cho đến khi cuối cùng sắt máy bay đã va chạm đối với một không thể phá hủy hôn.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Den spåner fløj til højre og venstre, og til sidst flyet-jern kom bump mod en indestructible knude.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Die Späne flogen links und rechts, bis endlich das Flugzeug-Eisen kamen bump gegen einen unverwüstlich Knoten.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Hoblín letel pravé a ľavé, až nakoniec v lietadle železnej prišiel narazili nezničiteľný uzol.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Hoblin letěl pravé a levé, až nakonec v letadle železné přišel narazily nezničitelný uzel.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.The 긁힘 좌우 비행, 드디어 비행기 - 철 와서까지 부딪치다 천하 무적 매듭.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.The lastut lensi oikealle ja vasemmalle, kunnes viimein kone-rauta tuli kuhmu vastaan tuhoutumaton solmu.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.The ostružki flew desno in levo, dokler na zadnji ravnini železa prišel udarec proti neuničljiv vozel.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Wióry leciały w prawo iw lewo; aż w końcu samolot żelaza przyszedł zderzą niezniszczalny węzeł.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Μέχρι επιτέλους το αεροπλάνο-σιδήρου ήρθε χτύπημα εναντίον ενός άφθαρτος κόμπο.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Стружки летели направо и налево, пока, наконец, самолет-железа пришла натыкаетесь нерушимый узел.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Стружки летіли направо і наліво, поки, нарешті, літак-заліза прийшла натикаєтеся непорушний вузол.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.Талаш отлетя надясно и наляво, докато най-накрая дойде равнината желязо бум срещу неразрушим възел.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.שבבי עפו על ימין ועל שמאל, עד שלבסוף את המטוס ברזל באה להקפיץ נגד לעד הקשר.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.طار حلاقات اليمين واليسار ؛ حتى في آخر الطائرة الحديد جاء عثرة ضد عقدة غير قابلة للفناء.
Talaşı, sağ ve sol uçtu, son uçak demir dönene kadar bir karşı yumru yıkılmaz düğüm.不滅の結び目。 家主は、彼の手首をspraining近くにあった、と私は終了する天のために彼に言った -
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.Am zburat chiar deasupra lui şi am aflat că sunt destule materiale organice emise în combinaţie cu gheaţa.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.Chúng tôi bay ở phía trên, và thấy có một lượng kha khá các chất hữu cơ đang phun trào kết hợp với băng.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.Fölérepültünk, és az derült ki, hogy szerves anyagok is vannak a jégsugárban.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.그 위로 지나갔는데, 얼음과 함께 상당량의 유기물이 분출되고 있다는 걸 알아냈습니다.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.Okazało się, że wraz z lodem z gejzerów wypływa sporo substancji organicznych.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.Прелетяхме над него и открихме добро количество от органичен материал, който е изпускан в комбинация от лед.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.טסנו מעל השיא שלו, וגילינו שיש שם הרבה חומר אורגני שנפלט יחד עם הקרח.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.مررنا بقمة الرذاذ، و وجدنا أنه هناك كمية لا بأس بها من المواد العضوية التي يتم اصدارها ممزوجة مع الجليد.
Tam üstünde uçtuk, ve fırlatılan ince buzun içinde oldukça tatmin edici miktarlarda organik madde bulduk.氷と共に有機物が噴出するのを観測できました そして土星を何年か周回するうち
Tanjant karşı bölü komşuysa, tetanın tanjantı kaçtır? Karşı kenar üçtür.Jest to stosunek przyprostokątnej naprzeciwko kąta czyli 3 do przyprostokątnej przylegającej do kąta, czyli 4.
Telsiz : Aslında uçtu. Evet.라디오: 난다. 좋았어.
Telsiz : Aslında uçtu. Evet.רדיו: זה באמת טס. כן.
Telsiz : Aslında uçtu. Evet.راديو: لقد طارت بالفعل. نعم.
Telsiz : Aslında uçtu. Evet.勇ましいね
Trafik kazası geçirdin. Hatırlamıyorsun? Sen uçtun!لقد كنت في حادث سير. أنت ألا تتذكرين ؟
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.세 번째로, 노든은 비행기가 낮은 고도에서 상대적으로 느린 속도로 갈 것이라고 가정을 하고 계산을 했었습니다
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.Po trzecie, przy obliczeniach Norden założył, że samolot będzie latać stosunkowo wolno na małych wysokościach.
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.Thứ ba, khi Norden tính toán, anh giả định là máy bay sẽ bay ở một tốc độ tương đối chậm ở một độ cao thấp.
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.Трето, когато Нордън правел своите изчисления, той приел че самолета ще лети сравнително бавно и ниско.
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.שלישית, כשנורדן עשה את החישובים שלו, הוא הניח שהמטוס יטוס במהירות איטית יחסית ובגובה נמוך.
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.ثالثاً عندما كان يُعد نورد حساباته للجهاز افترض ان الطائرة سوف تحلق بسرعة منخفضة نسبياً و على ارتفاع منخفض
Üçüncüsü, Norden hesaplarını yaparken uçağın alçakta ve yavaş uçtuğunu hesap etti.飛行機が比較的低空を 比較的低速で飛ぶことを想定していました これは実戦では出来ない相談です
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.좋은 일은 항상 3개가 같이 온다는 걸 기억하렴 물론 나쁜 일도 그렇지만...
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Aminteşte-ţi că lucrurile bune vin în trei şi tot aşa şi lucrurile rele.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Denk daran, dass alle guten Dinge drei sind, und auch alle schlechten Dinge.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Emlékezz, hogy a jó dolgok hármasával jönnek, és úgy a rosszak is.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Hãy nhớ rằng những đều tốt đẹp đến ba lần và những điều xấu cũng vậy.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Husk at gode ting kommer i tre og dårlige ting ligeså.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Ingat, hal yang baik datang dalam tiga hal tapi begitu juga hal buruk.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Kom ihåg att bra saker kommer i tre-pack. och det gör visserligen dåliga också.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Onthoud dat al het goede in drieën komt... net als het slechte.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Pamätaj, dobré veci chodia po troch a tak isto chodia aj tie zlé.
Unutma ki iyi şeyler hep üçtür, kötü şeyler de öyle.Pamatuj, že dobré věci přicházejí po třech a špatné taky.
İlgili Sayfalar