uçtu ile cümle

uçtu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Sivrisineğin nasıl uçtuğunu anlayarak, onları nasıl uçurmayacağımızı çözmeye çalışıyoruz.عن طريق فهم كيف يطير الناموس, نأمل أن نفهم كيف نوقفه عن الطيران.
Sivrisineğin nasıl uçtuğunu anlayarak, onları nasıl uçurmayacağımızı çözmeye çalışıyoruz.どうすれば飛ばなくできるかを知りたいのです 飛ばなくさせる1つの方法は
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Et que son sac-à-dos se retrouve projeté dans une autre direction.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Il suo zaino, come un proiettile, rimbalza altrove.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Jego plecak szybuje w jeszcze innym kierunku.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.가방도 멀리 내던져 버렸지요.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Rucsacul său zboară ca un glonţ în altă direcţie.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Sein Rucksack wird in eine andere Richtung geschleudert.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Su mochila sale disparada en alguna otra dirección.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Tasnya dijatuhkan ke arah lainnya.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Zijn rugzak vliegt in een andere richting.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Раницата му описа балистична крива в друга посока.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.תיק הגב שלו עף בקשת לכיוון השני.
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.وحقيبته الظهرية الى مكان آخر
Sırt çantası başka bir yöne uçtu.それから 一番近くにある木に走っていって
Sonra kaskını havaya fırlattı. Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Rồi cậu ấy ném mũ bảo hiểm, quăng ba lô đi.
Sonra kaskını havaya fırlattı. Sırt çantası başka bir yöne uçtu.Он в ярости швыряет свой шлем - и он летит в одну сторону, его рюкзак - в другую.
Sonra, sadece 1,5 hafta önce, Kuzey kuybu üzerinde uçtuk Caspian Denizi büyüklüğünde bir oluşum bulduk.Alig másfél hete az északi sarkvidék felett is elrepültünk, és ismét találtunk egy Kaszpi-tenger méretű tavat.
Sonra, sadece 1,5 hafta önce, Kuzey kuybu üzerinde uçtuk Caspian Denizi büyüklüğünde bir oluşum bulduk.Niedługo potem znaleźliśmy kolejne, tym razem nad biegunem północnym, wielkości Morza Kaspijskiego.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Apoi a strigat cu pasiune şi cei pumnii zburat rotund ca flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Aztán felkiáltott szenvedélyesen és az ő ököllel repült, mint a kerek Flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Dann rief er leidenschaftlich und seine Fäuste flogen rund wie Dreschflegel.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.En hij riep hartstochtelijk en zijn vuisten vlogen rond als klepels.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Então ele gritou e sua paixão punhos voaram redondo como flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Entonces gritó con pasión y su puños volaron alrededor como látigos.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.경찰은 그의 발 밟았지. 그리고 그는 열정적으로 외쳤다와 그의 주먹 flails 같은 둥근 지나갔다.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Kemudian ia berteriak penuh semangat dan nya tinju terbang bulat seperti flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Pak volal vášnivě a jeho pěsti létaly kolem jako cepy.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Poi ha gridato con passione e il suo volarono pugni tondo come mazze.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Potem je zavpil strastno in njegovo pestmi letel okrogle kot mlatilice.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Potom volal vášnivo a jeho päste lietali okolo ako cepy.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Puis il cria avec passion et sa poings volaient en rond comme des fléaux.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Sau đó, ông kêu lên nhiệt tình và nắm đấm bay vòng như flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Sedan ropade han passionerat och hans nävar flög runt som slagor.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Sitten hän huusi kiihkeästi ja hänen Fists lensi ympäriinsä kuin flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Wtedy zawołał z pasją i jego pięści poleciał okrągłe jak cepy.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Τότε φώναξε με πάθος και του γροθιές πέταξε γύρο σαν κόπανοι.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Затем он воскликнул страстно и его кулаками полетел круглые, как цепами.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Потім він вигукнув пристрасно і його кулаками полетів круглі, як ціпами.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.Тогава той извика и страстно си юмруци, кръжаха около като flails.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.فقد سلكت الشرطي على قدمه. ثم بكى قائلا بحماس وله طار مثل القبضات الجولة المدراسات.
Sonra tutkuyla bağırdı ve onun yumruklarını flails gibi yuvarlak uçtu.拳はflailsのような丸い飛んだ。 御者は突然whoopedとダブルアップし、横隔膜の下に蹴った。
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Ada tiga saksi
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Albowiem trzej są, którzy świadczą na niebie: Ojciec, Słowo i Duch Święty, a ci trzej jedno są.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.ấy là Ðức Thánh Linh đã làm chứng, vì Ðức Thánh Linh tức là lẽ thật.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.ấy_là Ðức_Thánh_Linh đã làm_chứng , vì Ðức_Thánh_Linh tức_là lẽ thật .
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.(Căci trei sînt cari mărturisesc în cer: Tatăl, Cuvîntul şi Duhul Sfînt, şi aceşti trei una sînt.)
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Car il y en a trois qui rendent témoignage:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Denn drei sind, die da zeugen: der Geist und das Wasser und das Blut;
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.E o Espírito é o que dá testemunho, porque o Espírito é a verdade.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Er zijn drie getuigen in de hemel: De Vader, Christus (A) en de Heilige Geest; samen zijn Zij één.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.For de er tre som vidner:
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.In Duh je, ki pričuje, ker Duh je resnica.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.증거하는 이는 성령이시니 성령은 진리니라
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Mert hárman vannak, a kik bizonyságot tesznek a mennyben, az Atya, az Íge és a Szent Lélek: és ez a három egy.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Nebo tři jsou, kteříž svědectví vydávají na nebi: Otec, Slovo, a Duch Svatý, a ti tři jedno jsou.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Poiché tre sono quelli che rendono testimonianza
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Porque tres son los que dan testimonio
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Pretože traja sú, ktorí svedčia na nebi: Otec, Slovo a Svätý Duch. A tí traja sú jedno.
Şöyle ki, tanıklık edenler üçtür: Ruh, su ve kan. Bunların üçü de uyum içindedir.Sillä kolme on, jotka todistavat:
İlgili Sayfalar