Yüksek hızda ve alçak uçarlar.能低空飛行及高速移動。
Bitkilerin üstünden uçar.攀援植物。
Uçarken ya da şaşırdığında yüksek sesli karakteristik "haa-haa-haa-da-dah" sesinden adı gelmektedir.並且在他興奮或憤怒的時候,還可以輕易地發出類似於“ブルルル~~”的聲音。
Sakalı sayesinde uçar.동안을 수염으로 가리고있다.
Bazen uçar.가끔식은 폭발한다.
Uçarken kanat altlarında koyu gri tüyler görünür.밖에서는 검은 덩어리가 날고 있는 것처럼 보인다.
Uçarken diğer Nazi pilotlarıyla da savaşırlar.독일 본토를 폭격하기 위해 나서는 조종사들에게 다음과 같이 다짐하기도 했다.
Kuş olup uçar.새가 날아든다.
Uçuşları güçlüdür ve büyük boyları ve ağırlıklarına rağmen çok iyi süzülerek uçarlar.날개가 크고 몸이 무거운데도 불구하고 능숙하게 비행한다.
Fazla hareket etmezler; hızlı koşar; nadiren uçarlar.평소에는 별로 활발하지 못하지만, 빨리 움직일 때는 매우 빨리 움직인다.
Appa istediği zaman uçarak istediği yere gidebilir.이때 잡은 포켓몬은 원하는 때에 어디서든지 내보낼 수 있다.
Hızlı uçarlar.보통속도로 날아간다.
Uçarken kanatlarını geriye doğru kıvırır.비행을 할 때는 날개를 천처히 움직인다.
Gayet ağır ve sesli bir şekilde uçarlar.맑고 고운 소리를 낸다.
Bir yere zıpladığı zaman her şey ya kırılır, ya da havaya uçar.부딪히면 폭발하며 공중에 날리게 된다.
Ara sıra uzaya uçar.별똥별 우주에서 갑자기 날아온다.
MapKit-3D köprü (uçarak üzerinden geçmek) görünümüne erişim ve Trafik verilerine erişim.GP-03d 덴드로비움을 격파후 연방군 함대를 향해 돌진하다 함께 산화.
Yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlar.הנקבה מטילה את הביצים כ-18 ימים לאחר ההזדווגות.
Ancak planı altüst olur ve İtalya'ya uçar.ואנונו הסכים, וטס לאיטליה.
Kafaları ve büyük gagaları aşağı doğru uçarlar.גפי הפה והראש פונים למטה.
Kuşları havada yakalar, alçaktan uçarak kara hayvanlarını takip ederek avlar.הם מעופפים לאורך תחום חיותם, מעופפים במהירות וצדים חיות קטנות.
Verba volant, scripta manent Söz uçar, yazı kalır.Verba volant, scripta manent – Думите отлитат, написаното остава.
1912 - Amerikalı havacı Harriet Quimby, Manş Denizi'ni uçarak aşan ilk kadın oldu.1912 г. – Американката Хариет Куимби става първата жена, прелетяла със самолет Ла Манш.
Askeri uçaklar,planörler , helikopter lerde uçarken giyilir.В летателно облекло ние, летците, сме строени пред самолетите.
Yavrular, yumurtadan çıktıktan 18 gün sonra uçarlar.Малките напускат гнездото след 18 дни.
Sakalı sayesinde uçar.Брадите си бръснели.
Koma ve cadı bir müddet havada uçarlar.Шасито е триопорно и неприбиращо се по време на полет.
Göç ederken genellikle geceleri bireyler ya da küçük gruplar hâlinde uçarlar.Обикновено самолетите са летели ниско, поединично или на малки групи.
Feyyaz Uçar, millî takım kadrolarına yalnızca Beşiktaş forması giyerken çağrıldı.Йоахим се чувства сигурен единствено когато е облечен в своята прилепнала лейтенантска униформа.
Fırlattığı ok uçarak ata veya atlıya saplanır.Основата, върху която се шие е изплетена на една кука или е от конски косми.
Gayet ağır ve sesli bir şekilde uçarlar.Излита тежко, лети стремително и шумно.
Uçar kuskusgiller küçük gruplar içersinde yaşar.Дикси Вали – включва няколко малки местни групи.
Ve uzaya doğru uçar."Želite otputovati u svemir?
Yavrular 4-5 hafta sonra uçar hale gelir.Mladunci su čučavci a letjeti mogu nakon 4 do 5 tjedana.
Süpürge üstünde, uçarak oynanır.Okretno trči kao da leti.
Göç eden sürüler, "V" biçiminde uçarlar.Jata lete u formaciji slova "V".
Sakalı sayesinde uçar.Najvjerojatnije je imao bradu.
Üreme döneminde uçarken akrobatik hareketler yapar.Pred hniezdením predvádza akrobatické zásnubné lety.
Cüce uçar kuskusa Avustralya'nın bütün doğu kıyılarında raslanılır.Koaly sa vyskytujú prakticky po celom východnom pobreží Austrálie.
Ara sıra uzaya uçar.V priebehu letu raz vystúpil do otvoreného vesmíru.
Besinlerini yüzerek ya da su üzerinde uçarak alırlar.Pomocou plutiev plávajú alebo kráčajú pod dne.
Koma ve cadı bir müddet havada uçarlar.V priebehu času Mesiac vytrvalo bombardujú kométy a meteority.
Birlikte Peru'ya uçarlar.Spoločne odišli do Bratislavy.
Galland'ın birimi Me 262S ile uçarak USAAF kontrolü altındaki havaalanına inmek istedi.Galland je hotel premestiti Hartmanna v testni program Me 262.
Daha sonra zeplinle birlikte şehre uçarlar.Tako sta skupaj tulila v luno.
Sakalı sayesinde uçar.Juda plaukelių dėka.
Gündüz uçarlar.Skraido dieną.
Koma ve cadı bir müddet havada uçarlar.Koplytėlė ir kryžius sunyko pokario metais.
Genelde çift veya grup halinde çığlık çığlığa uçarlar.Dažniausiai pučiamas porose ar grupėse.
En öndeki kuş hariç her kuş kendinden öncekinin kanadının altında uçar.Paukščiui skrendant, oras srūva virš sparno galo.
Berlinchen kasabasında uçarken Lituanica spot ışıklarıyla aydınlatıldı.Skrendant pro Berlincheno miestelį, „Lituanica“ buvo apšviesta prožektorių.
Litvanyalı pilot V. Kensgaila, havadan uçarak burayı denetledi.Lietuvių lakūnas V. Kensgaila šią vietą apžiūrėjo skrisdamas lėktuvu iš oro.
Çalışmalarını genellikle Vasfı Uçaroğlü Orkestrası ile yapmıştır.Ta esitas peamiselt oma lood orkestriga.
Göç eden sürüler, "V" biçiminde uçarlar.Lennul on tiivad lamedas V-asendis.
Allah korusun sana bir çifte attý mý vallaha uçarsýn buradan denize.God bless you threw me a double .valle you fly into the sea here
ARES Mars üzerinde uçarken böyle gözüküyor.이것은 ARES가 화성을 비행하는 모습입니다.
ARES Mars üzerinde uçarken böyle gözüküyor.Așa arată ARES zburând peste Marte.
ARES Mars üzerinde uçarken böyle gözüküyor.Así se ve ARES volando sobre Marte.
ARES Mars üzerinde uçarken böyle gözüküyor.A to ARES podczas lotu nad Marsem. A to ARES podczas lotu nad Marsem.
ARES Mars üzerinde uçarken böyle gözüküyor.Đây là những gì dự án ARES mong muốn khi nó bay qua sao Hỏa.