uçakta ile cümle

uçakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Uçaktan kuleye: Acil yardım gerekli.The aircraft is supplied ready-to-fly.
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.All the 94 passengers of the plane were safe.
Üç kişi bu istek sonucu uçaktan atladı ve esarete uğradı.A flight attendant was sucked out of the aircraft and died.
180 hp Mercedes D.III motor sonunda bu uçakta kullanılmamıştır.The 130 kW (170 hp) Mercedes D.IIIa engine was eventually removed for use in a different aircraft.
Uçakta yer alan 3 asker hayatını kaybetti.The remaining three fighters came at our plane.
Uçaktaki 329 kişiden kurtulan olmadı.Of this number, 329 did not survive the war.
Uçağın yerden çekilen bir fotoğrafında (yan tarafta), dikey dengeleyicinin uçakta olmadığı görüldü.He saw his brother's aircraft only on the ground, not in powered flight.
Uçakta, Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve eşi de bulunuyordu."State funeral for Polish president Lech Kaczynski and wife".
Filosu 17 uçaktan oluşmakla beraber, 55 uçuş noktasında hizmet vermektedir.The Marinefliegerkommando operate 55 aircraft.
Uçaktakiler olay yerinde hemen can verdi.However, the planes were aslmost immediately destroyed on the ground.
Uçakta bulunan 113 kişinin hepsi öldü.All 113 on board were killed.
Uçakta 217 yolcu ve yedi mürettebat bulunmaktaydı.The plane had 2 crew and 7 passengers.
Uçakta bulunan 181 yolcu ve 8 mürettebat hayatını kaybetti.There were approximately 118 passengers and 8 crew members on board the aircraft.
Her iki korsan da Los Angeles'a giden uçakta birinci sınıf bilet aldılar.Their prize included a free airline trip to Los Angeles.
Bir uçaktan dışarı çıkınca neredeyse çıplaksınızdır.When you go out of an airplane, you are almost naked.
Yani uçaktan atlamak yerine, değil mi?So instead of jumping off a plane, yes? YR:
Uçaktan inerken mi?While disembarking from a plane?
Kayboldum. Kenya'dan Güney Afrika'ya giden bir uçaktaydım ve nerede olduğumu bilmiyordum.I remember being on a plane going from Kenya to South Africa, and I had no idea where I was.
Uçakta çok daha fazla potansiyel enerjim var.I have a lot more potential energy.
Bunu uçakta gördüm, yeni ürünler için uçarak gidip geliyorum.This I saw on the plane, flying in, for hot new products.
Bildiğiniz gibi 10km'de uçaktaysanız ve kabin basıncı düşerse soluyabilirsiniz.You know if you are in an aircraft at 30,000 feet and the cabin depressurizes, you can have oxygen.
Burada Alaska'ya giden uçakta uyuyorum.So here I am sleeping on the airplane heading up to Alaska.
Görünen o ki uçaktaki en güvenli koltuk hakkında bile konuşamayız.But now, apparently we can't even talk about the safest place to sit on an airplane.
O da uçaktaydı.He flew in as well.
Geçenlerde kendimi başka bir insana iple bağladım ve 12000 feet'teki bir uçaktan atladım.I recently strapped myself to another human being and stepped out of an airplane at 12,000 ft.
Aslýnda yok, ama bir lezbiyenle tanýţsaydým, ki tanýţtým da, bir uçaktaThey’re not actually, but if I met a lesbian, which I did as a matter of fact, on a plane to
O dedi ki, " Ben 24 saattir uçaktaydım."He said, "I've been on an airplane for 24 hours."
Şimdi de çıt çıkmayan bir uçakta olduğunuzu düşünün.Now, imagine being in a plane with no sound.
Yani uçakta nasıl daha çok gün ışığı olur?How can we bring more natural light into the airplane?
Mesela bu uçakta hiç pencere yok.So this airplane has no windows anymore, for example.
Uçakta insanları susturmanın en iyi yolu.It's the best way to shut people down on an airplane.
- Ben uçakta olacağım.- I'll be at our seats.
Uçakta cep telefonu kullanmak yasak.Mobiles are prohibited in the cabin.
Seni ve uçakta yanında bulunan arkadaşlarını görüyorum.No, we're on the third -- Okay. Close call. Sorry about that.
Ve uçaktan atladığımız zaman Amerika barış içindeydi.And when we took off from the airfield, America was at peace.
Ayrıca hepinizin bildiği bir başka sorun daha var. Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.You have to switch off your mobile phone during flights.
Belki de Uçakta Sevişenler Kulübü'ne üye olmuşlardır.Maybe they joined the Mile High Club.
"Eğer uçakta olmak uçmaksa, o zaman teknede olmak yüzmektir.""If being in a plane is flying, then being in a boat is swimming."
Yolda buraya doğru gelirken, uçakta, koridorda aşağı yukarı yürüyordum.On my way here on the airplane, I was walking up and down the aisle of the plane.
Uçaktan indiğimde, bu knuda birşey yapmaya karar vermiştim.And by the time I got off that plane, I'd decided I wanted to do something about it.
Uçakta yanyana oturuyorduk.We sat next to each other on the plane.
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.I'm on the plane and I'm just tearing my hair out.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.And 20 years later there were 200 people in every airplane crossing the Atlantic.
Capetown'a giden bir uçaktaydım.I was on a plane headed for Cape Town with a team of penguin specialists.
Herşey bir gün uçakta TED'e doğru yola çıkmışken, yedi yıl önce başladı.And it all started one day on a plane, on my way to TED, seven years ago.
Böylece uçaktan indim ve TED'e geldim.So I get off the plane, and I come to TED.
- Uçakta.- In the plane.
Uçaktan indi ve deneyimli biriymişcesine basınla konuştu.She walked out of the plane and spoke to the whole press as if she was a veteran.
Ve bir uçaktan bomba bırakma sorusuyla takıntılı biçimde ilgilenmeye başlar.And he becomes obsessed with the question of how to drop bombs from an airplane.
Yani ben uçakta oturuyorum ve bu uçak sabit hızla seyahat ediyor.So if I'm sitting in the airplane right over here and it is going at a constant velocity
Benim için kapıların kitli olup olmamasına bakılmasızın gerçekten uçaktan düşme imkanı yok,There is really no way for me to tell whether the airplane is moving without looking out the window
Uçakta cam olmadığını var sayalım ve sabit hızla gittiği bir durumu göz önüne almayalımLet's assume that there are no windows in that airplane, it is going at a constant velocity
Sonra uçakta kalmaya gazetecileri kandırdınThey...
İlk uçakta kontrol işlevini gören temel olarak kokpitte oturan Orville ve Wilbur'un beyinleriydi.İlk uçakta kontrol işlevini gören temel olarak kokpitte oturan Orville ve Wilbur'un beyinleriydi.
"Uçakta yer bulmak gerçekten zor."Trying to get a flight is really hard.
Ekipler, ticari bir uçakta meydana gelen biyolojik tehdit sonrasında sivilleri de kurtardılar.The teams also had to save civilians following a biological threat on a commercial airplane.
Lazareviç'i Lahey'e götüren uçakta Sırp adalet bakanı da vardı.When Lazarevic eventually flew to The Hague, the Serbian justice minister accompanied him.
Ancak Erdoğan, Benedikt'i Ankara Esenboğa Havalimanı'nda uçaktan inişinde bizzat karşıladı.But Erdogan personally greeted Benedict as he stepped off his plane at Ankara's Esenboga Airport.
Atina Yakınlarında Düşen Uçakta Bulunan 121 Kişi Öldü121 Dead in Plane Crash Near Athens
Uçakta hiçbir yaşam belirtisi yoktu ve oksijen maskeleri düşmüştü.There was no sign of life in the plane and the oxygen masks had dropped.
İlgili Sayfalar