uçakta ile cümle

uçakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.אני על מטוס ואני תולש את השערות.
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.انا في الطائرة واحك راسي
Uçaktaydım, ve saçlarımı yolmak üzereydim.追求しなかったのか と感じたので
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Anda harus mematikan ponsel Anda selama penerbangan.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Các bạn phải tắt điện thoại di động trong lúc bay.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir. Hastanelerde onlar güvelik sorunu.Мобільний телефон потрібно вимикати у літаку і в лікарні з міркувань безпеки.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Hay que apagar el teléfono móvil durante los vuelos.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Je moet je mobiele telefoon uitschakelen in het vliegtuig.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.여러분께서는 비행 도중에 무선전화기를 꺼야하죠.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Man skal slukke for sin mobiltelefon under flyvninger.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Mobilní telefon musí být vypnutý na palubě letadla.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Mobilunkat ki kell kapcsolnunk repülés közben.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Sie müssen ihre Handys während Flügen ausschalten.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Svoj mobilný telefón musíte vypínať počas letov.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Telefone moramo izključiti med letalskimi leti.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Temos de desligar os telemóveis durante os voos.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Trebuie să îți oprești telefonul mobil în timpul zborurilor.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Trzeba wyłączyć telefon komórkowy podczas lotów.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Vous devez éteindre vos téléphones portables durant les vols.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Πρέπει να σβήσεις το κινητό σου κατά την διάρκεια των πτήσεων.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Вы должны отключать свой мобильный телефон во время полетов.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.Трябва да изключвате мобилния си телефон по време на полети.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.אתם צריכים לכבות את הסלולרי בטיסות.
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.يجب عليك اغلاق الهاتف خلال رحلات الطيران
Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir.という実用性の問題です 病院では安全面の問題がでてきます
- Uçakta.- В равнината.
- Uçakta.- В самолета.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.그로부터 20여년이 지난 후에 대서양을 건너는 모든 비행선에는 200명 이상의 승객이 타고 있었지요
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.20 ans plus tard, il y avait 200 passagers dans chaque avion qui traversait l'Atlantique.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.A 20 lat później 200 osób przemierza Atlantyk w każdym z samolotów.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.A o 20 rokov neskôr boli stovky ľudí v každom lietadle križujúcom Atlantik.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.A po 20 letech v každém letadle, které přelétá Altantik, letí 200 lidí.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.E 20 anni dopo c'erano 200 persone su ogni aereo che attraversava l'Atlantico.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.E 20 anos mais tarde lá estão 200 pessoas em todos os aviões que atravessam o Atlântico.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.És 20 évvel később 200 ember utazott minden Atlanti-óceánt átrepülő gépen.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.Och 20 år senare var det 200 människor i varje plan som korsade Atlanten.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.Şi peste 20 de ani, câte 200 de oameni traversau Atlanticul în avion.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.Und 20 Jahre später überquerten 200 Leute in jedem Flugzeug den Atlantik.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.Và 20 năm nữa sẽ có 200 người trên mỗi chuyến bay vượt qua Đại Tây Dương.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.Y 20 años después había 200 personas en todos los aviones que cruzaban el Atlántico.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.А 20 години по-късно имало 200 души на всеки самолет, прекосяващ Атлантика.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.А спустя 20 лет на борту каждого самолета, пересекающего Атлантику, было по 200 человек.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.ואחרי 20 שנה היו 200 אנשים בכל מטוס שחצה את האטלנטי.
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.وبعد عشرين عام من ذلك اليوم يحلق 200 شخص في كل طائرة تعبر الاطلنطي
Ve 20 yıl sonra Atlantik'i geçen her uçakta 200 kişi vardı.大西洋を渡っていた だから 始めなくてならないし
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.A můj táta vyprávěl, že vysedl z letadla a šel na tento oběd kde byla ohromná spousta jídla.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Dan ayah saya mengatakan dia turun dari pesawat dan pergi ke makan siang ini dan ada begitu banyak hidangan.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.E mio padre dice che è sceso dall'aereo ed è andato a questo pranzo e c'era un sacco di roba.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.És édesapám azt mondja, leszállt a repülőről és elment erre az ebédre, és óriási volt a választék.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Et mon père dit qu'il est descendu de l'avion et est allé au repas et qu'il y avait cet énorme buffet.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Iar tata povesteşte că a coborât din avion şi s-a dus la aceasă masă care era un imens festin.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.그리고 제 아버지가 비행기에서 내려서 이 오찬을 드시러 갔고, 거기에는 이런 진수성찬이 있었습니다.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Mein Vater sagte, dass er das Flugzeug verlies und zum Essen ging und dort gab es diese große Vielfalt.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Mijn vader zegt dat hij uit het vliegtuig stapte en naar de lunch ging. Er was een gigantisch aanbod.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Och min pappa berättade att han klev av planet och gick på lunchen och att det fanns ett dignande bord där.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.O meu pai diz que saiu do avião e foi a esse almoço. Havia uma mesa enorme.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Takže vystúpil z lietadla a šiel na tento obed a tam bola obrovská kopa jedla.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Tata trafił z pokładu prosto na ten lunch, składający się z ogromnej ilości jedzenia.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Và ba tôi rời máy bay và đến bữa ăn trưa và có một bữa tiệc linh đình.
Ve babamın anlattığına göre uçaktan inmiş ve bu yemeğe gitmiş ve orada bu inanılmaz ziyafet varmış.Y papá dice que bajó del avión y fue a este almuerzo y había gran variedad de alimentos.
İlgili Sayfalar