uçaklar ile cümle
uçaklar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
29 Ocak'ta Mısır avcı uçakları meydanda toplanan insanların üzerinden alçak uçuş yapmıştır.29. jaanuaril sooritas Egiptuse hävituslennuk madallennu üle väljakule kogunenud rahvamassi peade.
Savaş uçakları Suudi Arabistan'a gönderildi.Lennuk oli registreeritud Saudi Araabias.
Onların uçaklarını mutlaka indirmeliyiz." demiştir.Järelikult peavad nad värbama meie lapsi."
Günümüzde başta büyük yolcu uçakları olmak üzere otomatik pilotu çok yaygın olarak kullanılmaktadır.Eeskujuks oli selle juures lennukite juures juba laialdaselt kasutusel olnud autopiloot.
Yak-1 uçakları ile uçmaktaydı.Lennud toimusid lennukiga Jak-40.
Düşman uçaklarını yok ediyoruz.Vaenlase rakett hävitatakse lennufaasis.
Uçakları ve Helikopterleri iyi kullanır.Õhusõidukitena on kasutusel lennukid ja helikopterid.
27. ve 28. filo bu uçakları silahlandırmıştır.Kokku olevat saadud 28 He 50 lennukit.
Bu uçaklardan toplam 14.514 tane üretildi.Kokku on ehitatud 519 sellist lennukit.
II. Dünya savaşının en çok üretilen uçaklarından biridir bütün savaş boyunca 35.000 tane Bf-109 üretilmiştir.Kokku ligikaudu 33 300 ehitatud lennukiga on Bf 109 üks kõigi aegade enim ehitatud hävituslennuk.
Uçaklarda iletişimde amplitude modulation (AM) modülasyon türü de kullanılır.Tavaraadiosides levinud FM-modulatsiooni asemel kasutatakse lennunduses amplituudmodulatsiooni (AM).
Düşürdüğü uçaklardan 114 tanesi ağır bombardıman uçağıdır.240 lennufirmat, mis IATAsse kuuluvad, on peamiselt suured õhu teel vedajad.
Grup, Berlin'den üç günde Fliegerstaffel des Führers uçaklarıyla farklı uçuşlarla uçtular.Kõigil kolmel juhul peaks Witek erinevatel põhjustel lennukiga Pariisi sõitma.
The Spanair filosu Ekim 2010 tarihine göre aşağıdaki uçaklardan oluşmaktadır:.Rossiya lennukipark koosneb järgnevatest lennukitest (2010. aasta septembri seisuga):
Havalimanı, büyük uçaklar tarafından kullanılmaktadır.Meelelahutussüsteem on sama, mida kasutatakse laiakerelistes lennukites.
Genelde yolcu uçaklarında kullanılır.Neid kasutatakse sageli lennukikandjate saatelaevadena.
Havalimanına büyük uçaklar da inebilir.Häid treeninglennukeid läks vaja ka lennuväel.
1941 - Pearl Harbor Saldırısı: Japon uçakları Amerikan deniz üssü Pearl Harbor'u bombaladı.1941 – Teine maailmasõda: Jaapani rünnak USA mereväebaasile Pearl Harboris.
1962'de, Тu-124 uçaklarıyla tarifeli yolcu servisi başlatıldı.1962. aastal väljus Tallinnast esimene reis reaktiivlennukiga Tu-124.
Büyük uçaklarda ise 88 temel parametre vardır.Uuemad pardasalvestid registreerivad vähemalt 88 parameetrit.
Ticari uçakların yanı sıra askeri uçaklar da üretmektedir.Lisaks reisilennukitele kasutasid lennuvälja ka muud tsiviillennukid.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.20대들은 LA공항에 막 다다른 후 서쪽 어딘가로 떠나려고 하는 비행기와 같아요.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.A huszonévesek olyanok, mint a repülőgépek, amik most hagyják el Los Angelest, valamerre nyugat felé tartva.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Dvacátníci jsou jako letadla odlétající z losangeleského letiště a mířící někam na západ.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Dvajset-in-nekaj-letniki so kot letala, ki ravno zapuščajo letališče v Los Angelesu, namenjena nekam na zahod.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Folk i 20-årsåldern är som plan som lyfter från Los Angeles flygplats, på väg någonstans västerut.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.I ventenni sono come gli aerei che decolanno da Los Angeles verso qualche meta in occidente.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Les gens dans la vingtaine sont comme des avions qui décollent de Los Angeles, en route vers l'ouest.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Los veinteañeros son como aviones que salen del aeropuerto de Los Ángeles, que salen a algún lugar del oeste.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Nogen-og-tyve-årige er som fly lige lettet fra Los Angeles lufthavn, på vej vest på.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Są jak samoloty, które z Los Angeles kierują się gdzieś na zachód.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Sú ako lietadlá, ktoré práve opustili L.A. a idú niekam na západ.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Sunt precum avioanele care decolează din LA, îndreptându-se spre vest.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Twintigers zijn net vliegtuigen die opstijgen vanaf LAX richting ergens naar het westen.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Двадцятирічні - немов літаки, що покидають Лос-Анджелес і летять кудись на захід.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.Они словно самолеты в аэропорту Лос-Анджелеса, готовые к отлёту куда-то в западном направлении.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.בני עשרים ומשהו הם כמו מטוסים שבדיוק המריאו מלוס אנג'לס, בכיוון כלשהו במערב.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.إن الأشخاص في العشرينيات مثل الطائرات التي تقلع للتو من مطار لوس أنجلوس، متجة إلى مكان ما غرباً.
20'lerindekiler LAX'ten henüz kalkmış, batıda herhangi bir yere giden uçaklar gibidir.今まさに飛び立とうとする 飛行機のようなものです 離陸直後にちょっと 経路を変更するだけで
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30번 접으면, 두께는 6.5마일이 됩니다. 이 길이는 비행기가 날 때의 평균고도입니다.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30-krát a hrúbka dosiahne viac než 10 km, čo je zhruba výška, v ktorej lietajú lietadlá.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30-mal und wir sind bei 6,5 Meilen, etwa die Flughöhe von Flugzeugen.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30 razy da nam 10 km, czyli mniej więcej wysokość, na której latają samoloty.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30 раз — толщина достигнет 6,5 миль, [10,46 км] что приблизительно равно высоте, на которой летает самолёт.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.30 פעמים, עוביו נוסק לכמעט 10.5 קילומטרים, שזה בערך הגובה הממוצע של נתיבי טיסה של מטוסים.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.Com 30 vezes, a espessura atinge 10 quilómetros, que é mais ou menos a altura a que voam os aviões.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.Con 40 veces, el grosor son unos 11.000 kilómetros, o la órbita media de un satélite GPS.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.Sau 30 lần, độ dày đạt đến 6.5 dặm (10.5 km), tức là gần bằng độ cao trung bình của các máy bay khi đang bay.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.Четиридесет пъти, дебелината е близо 7000 мили (11 км.), или средната орбита на GPS сателит.
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.وبعدد 30 مرة ستصل السماكة الى 6.5 ميل أي تقريباً الارتفاع المتوسط التي تحلق عليه الطائرات
30. seferde, kalınlık 6,5 mile (10.5 km) ulaşır, ki bu da uçakların uçtuğu ortalama yüksekliktir.飛行機の平均高度と 同じくらいになります 40回で厚さは ほぼ 11,000 km
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.우리는 파리 없는 구역 48 이야기를 시작합니다. 그 이유는 카다피가 48시간 동안 토지를 가지지 못하기 때문입니다.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Během 48 hodin jsme vytvořili bezletovou zónu, protože Kaddáfí neměl žádná letadla během 48 hodin.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Creiamo una zona di interdizione di volo in 48 ore perché Gheddafi non poteva avere aerei entro 48 ore.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Egy repülés-tilalmi zónát állítottunk fel 48 óra alatt, mert Gaddafinak nem voltak repülőgépei 48 óra alatt.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.En 48 horas establecimos una zona de exclusión aérea porque Gaddafi no tenía aviones en 48 horas.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Estabelecemos uma zona de exclusão aérea em 48 horas porque Khadafi não tinha aviões em 48 horas.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Kita membuat zona larangan terbang dalam 48 jam karena Gaddafi tidak akan memiliki pesawat dalam 48 jam.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.Vi upprättade en flygförbudzon inom 48 timmar eftersom Gaddafi inte hade några plan inom 48 timmar.
48 saat içinde uçuşa yasak bir bölge kurduk çünkü Kaddafi'nin 48 saat içinde ulaşabileceği uçakları yoktu.V priebehu 48 hodín sme vytvorili bezletovú zónu, pretože Kaddáfi nemal počas 48 hodín žiadne lietadlá.
İlgili Sayfalar