Ana içeriğe geç
Sözlük

uç ile cümle

uç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Uçaklarda uyuyabilir misin?Can you sleep on airplanes?
Uçağımız 2.30'da kalkar.Our flight leaves at 2:30.
Tom Pazartesi günü Boston'a uçtu.Tom flew to Boston on Monday.
Tom, Boston'a uçacağını söyledi.Tom said he'd fly to Boston.
Tom Mary'nin Avustralya'ya uçacağını söyledi.Tom said Mary will fly to Australia.
Tom bir uçuş eğitmenidir.Tom is a flying instructor.
Dün onun şapkası rüzgar tarafından uçuruldu.Yesterday his hat was blown away by the wind.
Uçak o kadar hızlıydı ki onu göremedim bile.The aircraft was so fast that I couldn't even see it.
Tüm uçuşlar kar fırtınası nedeniyle ertelendi.All flights are delayed due to the blizzard.
Sami, korkunç bir uçak kazasının tek kurtulanıydı.Sami was the sole survivor of a terrifying plane crash.
Sami'nin uçağı düştü.Sami's plane crashed.
Sami'nin uçağı kaza yaptı.Sami's plane crashed.
Sami, Toronto'dan Kahire'ye uçtu.Sami flew to Cairo from Toronto.
Uçuş numaranız nedir?What is your flight number?
Bu sizin ilk uçuşunuz mu?Is this your first flight?
Bu senin ilk uçuşun mu?Is this your first flight?
Sami'nin uçağı asfalt üzerine indi.Sami's plane landed on the tarmac.
Sami o uçaktaydı.Sami was on that plane.
Sami uçakla Mısır'a döndü.Sami flew back to Egypt.
Bütün yolcular uçakta mı?Are all the passengers on board?
Uçan arabalar istedik, bunun yerine 140 karakterimiz var.We wanted flying cars, instead we got 140 characters.
Tom uçabilmeyi diledi.Tom wished he could fly.
Uçurtma uçurmaya gidelim.Let's go fly a kite.
Tom uzun uçuşlara alışkındır.Tom is accustomed to long flights.
Sami uçurumdan atladı.Sami jumped off a cliff.
Bir helikopter uçurabilirim.I can fly a helicopter.
Yalancı şahitlik (suçlu uçuruma atılarak öldürülür).Bearing False Witness?
Bu motorlardan birisi 2009 yılında başarılı bir şekilde uçurulmuştur.One of these engines flew successfully in 2009.
"Sertab 'turuncu' bulutlara uçtu"."Sertab 'turuncu' bulutlara uçtu".
12 Mart'ta ise Cumhuriyetçi uçaklar ve tanklar saldırıya geçti.On 12 March, Republican planes and tanks attacked.
Alvarez’in uçuş sorumlulukları birçok maceraya yol açtı.Alvarez's aviation responsibilities led to many adventures.
Po-2 uçaklarının çoğunluğu yolcu taşıyıcılarına yeniden donatılmıştı.The majority of Po-2 aircraft were re-equipped into passenger carriers.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Our friendship was something solid in a very volatile world."
Aralık 2014'te, Rus Hava Kuvvetleri, 2020 yılına kadar 55 uçak almayı planladı.In December 2014, the Russian Air Force planned to receive 55 fighters by 2020.
Her astronot uçuştan önce kişiselleştirilmiş bir menü seçer.Each astronaut selects a personalized menu before flight.
Bu uçuşlardan en başarılısı 11 Nisan'da oldu.The most successful of his flights was on April 11.
Gelecek bahar ayında 3 adet Po-2 uçağı Minsk'e indi.In the next spring 3 Po-2 aircraft landed in Minsk.
Allen Baylesworth: Uçuş ekibinden biri.Allen Baylesworth: Flight crew.
De Mestral on iki yaşında bir oyuncak uçak tasarladı ve patentini aldı.De Mestral designed a toy airplane at age twelve and patented it.
Eichmann'ın karısı Vera, İsrail'e uçtu ve Nisan ayı sonunda kocasını son kez gördü.Eichmann's wife Vera flew to Israel and saw him for the last time at the end of April.
Başlangıçta şarkı 42 askeri uçak kazazedesi kurbanının cenazesinde çalındı.Initially the song was played at the funeral of 42 military plane crash victims.
Tom'da uçuş korkusu var.Tom is afraid to fly.
Üç gün kaldığımız Boston'a uçtuk.We flew to Boston, where we stayed three days.
Onlar düşman uçaklarını düşürdüler.They shot down enemy planes.
Erken hareket etmeliydi, ki o zaman uçağı kaçırmazdı.He should have left early, then he wouldn't have missed the plane.
Uçuş görevlisi William'a gülümsedi ve nazikçe onu koltuğuna yönlendirdi.The flight attendant smiled at William and kindly directed him to his seat.
Şiddetli rüzgar Tom'un şapkasını uçurdu.The strong wind blew Tom's hat off.
Teröristler köprüyü havaya uçurdular.Terrorists blew up the bridge.
Teröristler binayı havaya uçurmaya çalıştı.Terrorists attempted to blow up the building.
William, uçağını yakalamak için bu sabah erken kalktı.William woke up early this morning to catch his flight.
William ilk uçuşu için uçağa binmekten heyecan duyuyordu.William was excited to board his first flight.
William uçakla seyahat etmeyi sever.William loves to travel by plane.
William'ın ilk uçak yolculuğu o beş yaşındaykendi.William's first plane ride was when he was five years old.
Tom evi havaya uçurmakla tehdit etti.Tom threatened to blow the house up.
Bir uçak düştü ve hala bulunamadı.A plane crashed and still hasn't been found.
Tom plaj topunu havaya uçurdu.Tom blew the beach ball up.
Stefan parmak uçlarına basarak merdivenlerden aşağı indi.Stefan tiptoed down the stairs.
Safran 150’den fazla uçucu ve aroma taşıyan bileşik içerir.Saffron contains more than 150 volatile and aroma-yielding compounds.
Uçuş testleri 1990’dan 1991 yılına kadar devam etti.Flight tests continued throughout 1990 and into 1991.
Bunun üzerine Uçitel (öğretmen), kamandara (yüzbaşı) haber verir.By the Prophet of the Earth.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
uç ile cümle - Sayfa 12 - uç kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App