Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Il me fallait goûter l'eau salée dans ma bouche.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.입에서 느껴지는 소금물 맛과
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım. Koçumun benim için bağırdığini görmeliydim,Нужно было почувствовать соленую воду во рту, представить тренера, кричащего мне:
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Musel som v ústach cítiť slanú vodu.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Posmakować słonej wody w ustach.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Tenía que sentir el agua salada en mi boca
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Tôi phải nếm thử nước muối.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Trebuia să simt apa sărată în gură.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.Трябваше да усетя вкуса на солената вода в устата си.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.לטעום את המים המלוחים על שפתי.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.كان علي ان اتذوق الماء المالح في فمي.
Ağzımın içinde tuzlu suyu tatmalıydım.コーチが叫ぶ
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Cântecul "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,"Cơm ackee với cá ướp muối thật tuyệt"--
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Das Lied "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Het lied "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,"자메이카 잘 있어"라는 노래에서 "아키 쌀 소금 생선은 좋다"는
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,La canción "Jamaica Farewell"
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,La canzone "Jamaica Farewell"--
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,La chanson "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Lagu "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Laulu "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Piosenka "Jamaica Farewell" --
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Песента "Сбогом, Ямайка" -
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,Песня "Jamaica Farewell"
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,השיר "ג'מייקה פיירוול"-- "אורז ודגים זה נחמד"--
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,اغنية "وداعا جمايكا" آكي السمك المالح مع الرز لذيذ
"Aki, pirinç, tuzlu su balığı güzeldir" diyen "Jamaica Farewell" şarkısı,「アキーご飯と塩魚はうまい」とあり その歌詞が象徴しているのは
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.De même, la saumure, un sous-produit du processus, est difficile à éliminer et peut nuire à l'environnement.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Desuden er den saltholdige brine, et biprodukt ved processen, vanskelig at bortskaffe og kan skade miljøet.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.No entanto, a dessalinização ainda é dispendiosa.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Pe de altă parte, depozitarea soluţiei de sare, produsul auxiliar, este complicată şi neecologică.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Prosessin sivutuotteena syntyvää suolavettä on myös hankala hävittää, ja se voi olla ympäristölle haitallista.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Znamená to přijmout opatření na omezení a řízení poptávky, místo aby se pouze snažily zvýšit dodávky vody.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Τα θαλάσσια ύδατα άρχισαν να διεισδύουν, ρυπαίνοντας τα εναπομείναντα αποθέματα.
Ayrıca, sürecin bir yan ürünü olan tuzlu suyun bertarafı güçtür ve çevreye zarar verebilir.Също така солният разтвор, продукт на процеса, трудно се ликвидира и може да навреди на околната среда.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Amit itt látnak, azok sódiapírok által alkotott tengervizes medencék.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Buscando pozas de agua de mar formados por diapiros de sal.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Det ni ser är saltvattensamlingar som bildats av saltstockar.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Ini kolam air garam dari batuan garam.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Je kijkt naar pekelpoelen, gevormd door zoutdiapieren.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.여러분들은 소금 침투에 의한 소금 웅덩이를 보고 계십니다.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Man sieht durch Salzdiapir geformte Laugebecken.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Pozeráte sa na bazény soľného roztoku vytvoreného soľnými diapírmi.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.State guardando dei laghi sottomarini formati da diapiri salini.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Te uiţi la ape sărate formate din diapire de sare.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.To baseny solankowe, uformowane przez diapiry soli.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Vous voyez ici des bassins de saumure formés par des diapirs de sel.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Αυτό που κοιτάτε είναι λίμνες άρμης που σχηματίζονται από διάπειρα αλάτων.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Вы смотрите на резервуары соляного рассола, сформированные диапирами [(куполообразные складки земной коры].
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.Гледате саламурени басейни формирани от диапирова сол. Наблизо до тях имаше метан.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.אתם רואים בריכות של תמלחת שנוצרו על ידי מחדרי מלח.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.وأنت تنظر إلى أحواض مالحة تكونت من تأثير الأملاح على الصخور.
Burada tuz diyapirlerinden oluşmuş tuzlu su havuzlarına bakıyoruz.近くにはメタンがありました メタンの火山は初めて見ました
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Estamos al borde de la piscina salina.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Jesteśmy na krawędzi basenu, jest tam ryba płynąca wprost na kamerę.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.소금 웅덩이의 모서리에 있을 때죠. 카메라 앞으로 수영하는 물고기가 있는데,
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Nous sommes au bord du lac de saumure. Il y a un poisson qui nage vers la caméra.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Siamo sul bordo della pozza di salamoia. c'e' un pesce che nuota verso la macchina fotografica.
Burada tuzlu su gölünün hemen dibindeyiz kameraya doğru yüzen bir balık görüyorsunuz.Sme na okraji Brine Pool, smerom ku kamere pláva ryba.