Bu tuzlalarda üretilen tuzlar, Avrupa'da koruma altına alınmıştır ve coğrafi işaretlidir.The salt produced in the salterns are a protected geographical indication in Europe.
Cáhuil tuzlaları, O'Higgins Bölgesi, Şili.The Cáhuil salt ponds, in the O'Higgins Region, Chile.
Slovenya, Adriyatik Denizi'nin kuzey ucundaki Sečovlje ve Strunjan tuzlaları.The Sečovlje and Strunjan salt ponds on the northern edge of the Adriatic Sea in Slovenia.
Batı Şeria, İsrail ve Ürdün'deki Ölü Deniz tuzlaları.The Dead Sea salt ponds in the West Bank, Israel and Jordan.
Köyün adı Maltaca'da tuzla anlamına gelir.The name of the village is the Maltese word for salt pan.
Batı Avustralya'daki Port Hedland, Dampier, Lake McLeod, Useless Loop ve Onslow tuzlaları.The Port Hedland, Dampier, Lake McLeod, Useless Loop and Onslow salt ponds in Western Australia.
Antik çağlardan beri bilinen, Avrupa'nın en büyük tuzlalarından biridir.Known since antiquity, it's one of the largest in Europe.
Kulüp maçlarını Tuzla'daki SKPC Mejdan'da oynuyor.The club plays its home games at SKPC Mejdan in Tuzla.
Kobalt(II) tek sayıda elektrona sahip olduğu için tuzları paramanyetiktir.Since cobalt(II) has an odd number of electrons, its salts are paramagnetic.
Kışa saklamak istediğimiz balıkları tuzlamalı ya da kurutmalıyız.Wir müssen die Fische, die wir für den Winter aufbewahren wollen, salzen oder trocknen.
Kışa kadar muhafaza etmek istediğimiz balıkları tuzlamalı ya da kurutmalıyız.Wir müssen die Fische, die wir für den Winter aufbewahren wollen, salzen oder trocknen.
Uskumru ise tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra çiroz halinde tüketilir.Dieser trinkt von dem Schlaftrunk und fällt sogleich in einen tiefen Schlaf.
Tuzla, İstanbul'un en güneyinde yer alır.Tuzla ist der südlichste Bezirk von Istanbul.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.Natriumbenzoat ist das Natriumsalz der Benzoesäure.
Tuzlama işleminin birçok etkileri bulunmaktadır.Zum Rebound tragen mehrere Effekte bei.
Maglaj ve Tuzla'daki geri çekilmelere rağmen, Saraybosna Ekim 1878'de işgal edildi.Malgré les difficultés face à Maglaj et Tuzla, la région de Sarajevo est occupée en octobre 1878.
Mangan eksikliği olan topraklar bu tuzla düzeltilir.Les sols manquants de manganèse sont enrichis grâce à ce sel.
Tüm tuzlarda diğer mineraller nedeniyle belirli bir metal tadına ek olarak umami tadı ortaya çıkmıştır.Tous les sels ont engendré l’umami, en plus d’un certain goût métallique dû aux autres minéraux.
Nerdeyse bütün fransiyum tuzları suda çözünebilirler.La plupart des sels de francium sont solubles dans l'eau.
Tuzları ve esterleri fumaratlar olarak bilinir.Ses sels et esters sont appelés fumarates.
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Il trouve une meilleure façon de conditionner le pain et de le garder frais plus longtemps.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Il forme des sels des cations KrF+ et Kr2F3+ avec les acides de Lewis forts.
Şirketin merkezi ve fabrikası İstanbul'un Tuzla ilçesinde yer almaktadır.L’usine ou centrale est directement intégrée au barrage.
Kışa saklamak istediğimiz balıkları tuzlamalı ya da kurutmalıyız.Debemos salar o secar los pescados que queramos conservar hasta el invierno.
Maglaj ve Tuzla'daki geri çekilmelere rağmen, Saraybosna Ekim 1878'de işgal edildi.A pesar de los reveses en Maglaj y Tuzla, la capital Sarajevo fue ocupada en octubre de 1878.
Bazen taze olarak satıldıkları görülse de çoğu zaman tuzlanmış olanlar satılırdı.A veces eran comercializados frescos, aunque con mayor frecuencia se los vendía salados.
Bakır(II) oksit diğer bakır tuzlarının üretimi için kullanılabilir.El óxido de cobre (II) puede utilizarse para producir otras sales de cobre.
Tuzları ve esterleri fumaratlar olarak bilinir.Las sales y ésteres son conocidos como fumaratos.
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.El I2O5 forma sales yodilo, , con SO3 y S2O6F2, pero las sales yodosil, , con ácido sulfúrico concentrado.
Yazın tuzlanmış hamsi tüketilir.Salto Huilo Huilo en verano.
Tuzlama kullanılmaz.Prohibido usurpar.
Ayrıca Ayvalık'ın güneyindeki Tuzla'da tuz çıkarma işlemleri yapılmaktadır.También hay evidencia de actividad de Mercia en el sureste.
Bileşik, amonyum nitrat gibi amonyum tuzlarının klor ile işlenmesi suretiyle hazırlanır.El compuesto se prepara mediante el tratamiento de sales de amonio (como nitrato de amonio) con cloro.
Pastırma, çiğ etin çeşitli baharatlar ve tuzla kurutulması ile yapılan bir yiyecektir.En las riberas de los arroyos se siembra remolacha, alfalfa y otros cultivos de regadío.
Maglaj ve Tuzla'daki geri çekilmelere rağmen, Saraybosna Ekim 1878'de işgal edildi.Malgrado la perdita di Maglaj e Tuzla, Sarajevo venne occupata nell'ottobre del 1878.
Güçlü Lewis asitleri ile reaksiyona girerek KrF+ ve Kr2F3+ katyon tuzlarını oluşturur.Reagisce con acidi di Lewis forti per formare sali dei cationi KrF+ e Kr2F+3.
Yük transfer tuzları konusunda geniş araştırmalar bugün devam etmektedir.L'estesa ricerca sui sali che permettono il trasferimento di carica continua ancora oggi.
Sodyum benzoat benzo asitin Sodyum tuzlarındandır.Il benzoato di sodio è il sale di sodio dell'acido benzoico.
I2O5, SO3 ve S2O6F2 ile iyodil tuzları oluşturur, konsantre sülfürik asit ile ise iyodosil tuzları oluşturur.I2O5 forma il catione , con SO3 e S2O6F2, ed il catione , con acido solforico concentrato.
Salgılanan safra tuzlarının %95'i iliumda emilip tekrar kullanılır.Il 95% dei sali secreti nella bile vengono riassorbiti nell'intestino ileo terminale e riutilizzati.
Bu tuzlar, ve formundadır.Questi sali hanno formule e .
Tuzlama işleminin bir sebebi de ekmeği koruyarak, tazeliğini uzun süre muhafaza etmesini sağlamaktır.Il proverbio ricorda inoltre che il tempo può impedire al grano di maturare e restare quindi un po' avvizzito.
Bazen taze olarak satıldıkları görülse de çoğu zaman tuzlanmış olanlar satılırdı.Venivano talvolta vendute fresche ma più spesso sotto sale.
Ayrıca Ayvalık'ın güneyindeki Tuzla'da tuz çıkarma işlemleri yapılmaktadır.Ad esempio, è cessata l'estrazione del mercurio dal monte Amiata, in Toscana.
Nerdeyse bütün fransiyum tuzları suda çözünebilirler.Практически все соединения франция растворимы в воде.
Tuzlu sular: İçerisinde erimiş tuzların fazlaca olduğu sulardır. b.Среди них и белуга — самая большая среди рыб, обитающих в пресных водах.
Çift tuzlar iki basit tuzdan meydana gelen tuzlardır.Накладные (или навесные) петли состоят из двух полотен (карт), соединенных шарниром.
Uskumru ise tuzlanıp güneşte kurutulduktan sonra çiroz halinde tüketilir.(4) Когда их собрали, они сидели под открытым небом около полудня в летнюю пору, изнуряемые солнечным зноем.
Stadyumda ilk maç, 7 Eylül 1958 tarihinde NK Osijek ile FK Sloboda Tuzla takımları arasında oynandı.Первый матч на стадионе был сыгран 7 сентября 1958 года между местным «Осиеком» и «Слободой» из Тузлы.
Bunlar suda çözündükleri zaman kendini meydana getiren tuzların iyonlarına ayrışmazlar.Они не ныряли, и их спины постоянно высовывались из воды.
Tuzlama kullanılmaz.Закваска не используется.
Geleneksel olarak, youtiao hafifçe tuzlanır ve ikiye uzunlamasına yırtılabilmeleri için yapılır.Традиционно готовится солёным и делается таким образом, чтобы его можно было разломать на две части по длине.
Nerdeyse bütün fransiyum tuzları suda çözünebilirler.بالتقريب جميع أملاح الفرانسيوم قابلة للذوبان في الماء.
Uzun müddet dayanması (salamura) için bol tuzlanır.وشرعًا: أن يصيب البلل خفًا مخصوصًا في زمن مخصوص.
Tuzlar, katı yakıt üretimine kıyasla oldukça ucuzdur.هذا الوقود يحترق بسهولة نسبيا.
Viaport Marina Tuzla Portفيابورت مارينا Viaport Marina توزلا بورت Tuzla Port
İzmir Kuş Cenneti İzmir'in Çiğli ilçesindeki Çamaltı Tuzlası'nda bulunan bir doğal alandır.Jannah (em árabe: جنة; Jannah) é a concepção islâmica do paraíso.
Tuzları çeşitli şekilde sınıflandırmak mümkündür.As salsichas podem ser classificadas de diversas maneiras.
Hemolenf su, inorganik tuzlar ve organik bileşiklerden oluşur.Hemolinfa é composta por água, sais inorgânicos, e compostos orgânicos.
Salgılanan safra tuzlarının %95'i iliumda emilip tekrar kullanılır.95% dos sais produzidos pela bile são reabsorvidos e reutilizados.