Kavga, birçok tutuklamalarla sonuçlandı.The fight resulted in several arrests.
Onlar onları tutuklamak için gönderilen askerlere saldırdılar.They attacked soldiers who were sent to arrest them.
Tom polislerin onu tutuklamak isteyebileceğinden korkuyordu.Tom was afraid that the police might want to arrest him.
Şirketin muhasebecisi için bir tutuklama emri yayımlandı.An arrest warrant was issued for the company's accountant.
Seni tutuklamak için burada değiliz.We are not here to arrest you.
Seni tutuklamak için burada değilim.I'm not here to arrest you.
Polis, seni tutuklamak için burada değil.The police are not here to arrest you.
Tom'u tutuklamamız gerekiyor mu?Should we arrest Tom?
Tom'u tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest Tom.
Tutuklama gerçekleştiğinde Tom bankada olduğu için şanssızdı.Tom was unlucky to be in the bank when the holdup took place.
Bizi tutuklamaya mı geldiniz?Have you come to arrest us?
Tom ihtiyati tutuklamada.Tom is in protective custody.
Dünyada yapmak istediğim son şey Tom'u tutuklamak.The last thing in the world I want to do is arrest Tom.
Onları tutuklamamız gerekir mi?Should we arrest them?
Onu tutuklamalı mıyız?Should we arrest him?
Onu tutuklamamız gerekir mi?Should we arrest her?
Onları tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest them.
Onu tutuklamak zorundaydım.I had to arrest him.
Onu tutuklamak zorunda kaldım.I had to arrest her.
FBI Dan'ı tutuklamaya çalıştı ama o kaçmayı başardı.The FBI tried to apprehend Dan, but he managed to escape.
Dan tutuklamadan kaçınmak için intihar etti.Dan committed suicide to avoid arrest.
Polis onu tutuklama karar verdi.The police decided to arrest him.
13 tutuklama vardı.There were 13 arrests.
Hiçbir tutuklama yapılmadı.No arrests were made.
Tutuklama memuru Tom Jackson'dı.The arresting officer was Tom Jackson.
Memur Tom Jackson tutuklama yaptı.Officer Tom Jackson made the arrest.
Pazartesi günü hiçbir tutuklama yapılmadı.No arrests were made on Monday.
Hiçbir tutuklama bildirilmedi.No arrests have been reported.
Polis, Tom'u tutuklamadı.The police didn't arrest Tom.
Şimdiye kadar hiç tutuklama yapılmadı.No arrests were ever made.
Tom tutuklamaya karşı çıktığı için tutuklandı.Tom was arrested for resisting arrest.
Hiç tutuklama yapılmadı.There haven't been any arrests.
Beni tutuklamayacak mısın?Aren't you going to arrest me?
Sami, tutuklamaktan kurtulmak için Mısır'a kaçtı.Sami fled to Egypt to avoid arrest.
Tom'u tutuklaman gerekir.You should arrest Tom.
Tom'u tutuklamamalarına şaşırdım.I'm surprised they didn't arrest Tom.
Ülke genelinde tutuklamalar yapıldı.Arrests were made throughout the country.
Yurt çapında tutuklamalar gerçekleştirildi.Arrests were made throughout the country.
Tom kendisini tutuklamak isteyen polise direndi.Tom tried to resist arrest.
2000 yılında, İtalyan polisi uluslararası tutuklama emri yayımladı.In 2000, the Italian police issued an international arrest warrant.
Özellikle, insanları tutuklamak için ve silah taşımaya izin verilmez.In particular, they are not allowed to arrest people and do not carry weapons.
1801 yılında Napolyon Bonapart Justine ve Juliette’in anonim yazarını tutuklama emri verdi.In 1801, Napoleon Bonaparte ordered the arrest of the anonymous author of Justine and Juliette.
Mart 1603'teki soruşturmalar kentteki ilk tutuklama dalgasıyla sonuçlandı.In March 1603, the investigations resulted in the first wave of arrests in the city.
1963 yılında Hamburg bölge mahkemesi, Roschmann ve tutuklama emri çıkardı.In 1963, the district court in Hamburg, West Germany issued a warrant for the arrest of Roschmann.
Sam ve Maya Raimes', genç kızları kaçırıp öldürmekten dolayı tutuklamak istiyorlardı.Sam and Maya are hunting down Raimes for kidnapping and murdering young women.
Tutuklama olmayacak".There will be no arrests."
Gerçek Frank Abagnale ise filmdeki karakterini tutuklamak için Fransız polisi rolünü oynadı.The real Frank Abagnale appears in a cameo as a French police officer arresting his character.
1965'te muhtemel bir tutuklamadan kurtulmak için Almanya'ya döndü.In 1965, he returned to Germany to escape a purported imminent arrest.
Başta 37 tutuklama gerçekleşti ama sayı kısa zamanda yüzleri buldu.Initially, 37 were arrested, but the number quickly grew into hundreds.
Onun temel amacı Rex Fury tutuklamak.It also outlines how Chase managed to arrest Rex Fury.
Çok sayıda tutuklama yapıldı.Numerous arrests were made.
Bunun üzere Castro Camilo Cienfuegos'u Matos'u tutuklaması için gönderir.Two days later, Castro sent fellow revolutionary Camilo Cienfuegos to arrest Matos.
O dönemde, tutuklamalar emsalsiz boyutlardaki bir suç olarak görülmüştü.Lying in those days was deemed a peculiarly heinous offence.
Bazı üniversitelerde başlayan eylemler, sayısız tutuklama ve okuldan atılmalarla sonuçlandı.Protests took place in some university centers resulting in numerous arrests and expulsions.
Tutuklama işlemi ertesi sabah gerçekleştirildi.Her disappearance is then confirmed the following morning.
Geniş çaplı tutuklamalar yaşandı.Mass arrests took place.
Bu dönemi 1938 yılında altıncı kez tutuklaması izledi.In 1938, however, she was arrested for the sixth time.
Ayrıca von Greim'e, "hain" Himmler'i tutuklaması emredildi.Both agree that von Greim was also ordered to make sure Himmler was punished.
Haklarında tutuklama kararı verilen kişilerden hiçbiri henüz yakalanamamıştır.However, none of those sentenced to death were executed.
Tutuklamadan iki gün evvel, soruţturma JSTOR ve Cambridge'in yerel polisini aţmýţtý bile.Two days before the arrest, the investigation had gone beyond JSTOR and the local Cambridge police.