Bu kitabın yayımlanmasından kısa süre sonra Adnan Oktar tutuklandı ve hapse atıldı.Peu de temps après la publication de ce livre, Adnan Oktar fut arrêté et incarcéré.
Gandi ve Kongre Çalışma Komitesinin tamamı Britanyalılar tarafından 9 Ağustos 1942'de Bombay'da tutuklandı.Gandhi et tout le comité dirigeant du Congrès sont arrêtés à Bombay par les Britanniques le 9 août 1942.
Mart 2003'te, saldırı için para sağladığına inanılan beş kişi İspanya'da tutuklandı.En mars 2003, cinq personnes accusées d’avoir financé cette attaque sont arrêtées en Espagne.
Elçiler tutuklanıp zindana koyuldular.Ils envoyaient alors des messagers et embellissaient leurs prémices.
2 Eylül 2007 : 3 kişi yaralandı ve 5 kişi tutuklandı.2 septembre 2007 : 3 blessés légers et 5 interpellations.
4 Haziran 2017'de Dammam'daki Kral Fehd Uluslararası Havalimanı'nda gözaltına alındı ve tutuklandı.Le 4 juin 2017, elle a été arrêtée et détenue à l'aéroport international King Fahad de Dammam.
Hill, 27 Nisan 1980 tarihinde uyuşturucu kaçakçılığından tutuklandı.Hill fut arrêté le 27 avril 1980, à 37 ans, pour trafic de stupéfiants.
Polisler onu tutuklar.Les policiers l’arrêtent.
Codreanu 1938 Nisan'ında tutuklandı ve hapse konuldu.Codreanu est arrêté et emprisonné en avril 1938.
Saldırının ardından Cử Kamboçya'ya kaçmayı başarırken; Quốc tutuklandı ve hapse gönderildi.Après l'attentat, Cử s'échappe au Cambodge, mais Quốc est arrêté et emprisonné.
Kasım 1954'te tutuklanmış ve Nisan 1955'e kadar hapiste kalmıştır.Arrêté en novembre 1954, il reste en prison jusqu’en avril 1955.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Il est arrêté plusieurs fois pour activité révolutionnaire.
Korsanlar tutuklandı.Les pirates sont pris.
Bazı Hambach konuşmacıları tutuklandı ve yargılanarak hapse atıldı.Plusieurs orateurs malchanceux de Hambach furent arrêtés, jugés et emprisonnés.
Buffy (Faith'in bedeninde) Gözetmenler Konseyi tarafından tutuklanır.Buffy (dans le corps de Faith) est arrêtée par la police.
Göstericiler tutuklandı ve daha sonra cezalandırıldı, çünkü protesto "anti-Sovyet" olarak nitelendirildi.Les manifestants furent arrêtés et ensuite réprimés ; leur action fut dénoncée comme « anti-soviétique »,.
21 Ağustos sabahı Dubček ve diğer önde gelen reformistler tutuklandı ve daha sonra Moskova'ya götürüldüler.Le 21 août au matin, Dubček et les autres réformateurs furent arrêtés, et mis dans un avion pour Moscou.
23 kişi tutuklandı.23 personnes ot été arrêtées.
Ertesi gün Amerikan askerleri tarafından tutuklandı.Ils sont arrêtés le lendemain par la police américaine.
Aynı yılın sonunda İngilizler tarafından tutuklandı.Capturé la même année par les Britanniques.
12 Ekim 1307 tarihinde Templie (Tapınak) Şovalyeleri Fransa kralı tarafından tutuklandılar.13 octobre 1307 : les Templiers sont arrêtés dans le royaume de France.
Daha sonra Almanlar tarafından tutuklandı ve savaşın geri kalanında Almanya'da tutuklu kaldı.Il fut arrêté par les Allemands et envoyé en Allemagne pendant le restant de la guerre.
1944'te askeri liderlik, bu kişilerin tutuklanmalarından çok hastaneye zorla sevkedilmelerini emretti.En 1944, le commandement ordonne que ces personnes soient hospitalisées d'office.
Ankara Üniversitesi'nde okudu,1975-1981 yılları arasında üç kez politik aktiviteleri nedeniyle tutuklandı.Il a étudié à l'université d'Ankara et fut en prison entre 1975 et 1981 à cause de ses activités politiques.
Hakkında gıyabî tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran’ın sonunda Filistin’e gitti.Malgré un mandat d'arrêt contre lui, il s'enfuit de l'hôpital et partit pour la Palestine fin juin.
Radames ve Aida vatan hainliğinden tutuklanır.Radames et Aida sont alors arrêtés pour trahison.
Kasım 1981'de tutuklandı.Il est arrêté en novembre 1981.
Bunun sonucunda 16 adam tutuklandı; bunların 9'u da cezalandırıldı.Au bout du compte, 16 hommes sont arrêtés, dont 9 sont jugés coupables.
Bunun üzerine Justinianos Papa'nın tutuklanması emrini verdi.Justinien ordonne l’arrestation du pape sans succès.
1946’dan itibaren pek çok yazar arkadaşı tutuklandı.À partir de 1943, beaucoup de membres furent arrêtés.
Carmona kaçmayı başarsa da çoğu hükümet üyesi tutuklanır.Si Cochise réussit à s’échapper, plusieurs membres de sa famille sont capturés.
Aynı yıl sovyet karşıtı hükümete karşı faaliyetlerinden ötürü tutuklanır.Il en est expulsé l'année suivante pour activités antisoviétiques.
Çok sayıda tutuklama yapıldı.Nombreuses arrestations.
Muhalif ve Şii gazeteciler tutuklanmıştır.Des opposants et des journalistes sont arrêtés.
Agrippina ve oğulları Nero ile Drusus 29 yılında Tiberius'un emriyle tutuklandılar.En 29, Agrippine et ses fils Néron Caesar et Drusus Julius Caesar, furent arrêtés sur les ordres de Tibère.
Bir hükümet karşıtı protesto sırasında tutuklandı.Il est arrêté à la suite d'une manifestation antigouvernementale.
Yaklaşık 1400 kişi tutuklandı.1 400 personnes sont arrêtées.
Ancak tutuklanmasından iki gün sonra, daha mahkemeye çıkarılamadan Jack Ruby tarafından vurularak öldürüldü.Deux jours plus tard, il y est abattu par Jack Ruby.
Bu sefer binlerce parti militanı öldürülecek ve 36.000 kişi tutuklanacaktır.Des milliers de cadres du parti furent exécutés et 36 000 membres furent emprisonnés.
Neredeyse bir yıl boyunca tutuklanmadı.Il est mis à l’arrêt durant près d’un an.
Fakat tekrar tutuklanarak Gestapo’ya teslim edildi.Blessé, il est livré à la Gestapo.
1970'li yıllarda hükümet karşıtı gösterilerde iki kez tutuklanır.Au cours des années 1930, il est arrêté à deux reprises pour antifascisme militant.
Tutuklandı, 1558 ile 1560 yılları arasında iki yıl hapis yattı.Il fut alors emprisonné pendant six ans, entre 1352 et 1358.
1973'te kokain satıp dağıtmak suçlaması ile tutuklandı.En 1973, la police l'accuse de trafic de cocaïne.
8 Mayıs'ta tutuklandı.Il est arrêté le 8 octobre.
Sovyetler Birliği tarafından tutuklanmış ve Moskova'da 1945 yılında yapılan mahkemede hüküm giymiştir.Le procès des seize, un procès s'étant tenu à Moscou en 1945.
Sonrasında ise dört akrabasıyla birlikte tutuklandı.Il est finalement arrêté en compagnie de quatre autres complices.
28 Şubat 1948 tarihinde çiftin saklandığı yer tespit edildi ve tutuklandılar.Le 28 février 1948, le couple est dénoncé par un paysan, puis arrêté.
Yunan büyükelçiliğinden ayrıldıktan hemen sonra Sovyetler tarafından tutuklandı ve Surgut'a geri götürüldü.À sa sortie de l'ambassade il est immédiatement arrêté par la police soviétique et ramené à Sourgout.
1989 ile 1990 yılları arasında fuhuşla ilgili faaliyetler nedeniyle 243.183 kişi tutuklandı.Entre 1989 et 1990, 243 183 personnes ont été interpellées pour des activités liées à la prostitution.
O da tutuklanmıştır.Il est arrêté lui aussi.
Tutuklama sırasında dövüldüğü iddia edilmektedir.Il affirme que lui aussi a été tabassé lors de son arrestation.
Kadın bu bildiriden önceki gün tutuklandı.Celui-ci a été publié dans La Presse le lendemain.
On üç kişi tutuklanmıştı.Treize hommes sont arrêtés.
Kendisi de iki defa tutuklandı.Il est même incarcéré deux fois.
Aslında bu eylem Rosa Parks'ın tutuklanmasından önce planlanmıştı.Ce fut le cas dans l'affaire Rosa Parks.
Bunlar derhal tutuklandı ve idam edildi.Elle est aussitôt arrêtée et exécutée.
Tiberius, Sejanus'u Senato önünde itham etti ve ardından tutuklatarak öldürülmek üzere hapse attırdı.Tibère fit dénoncer Séjan au sénat, l’arrêta et le sortit de prison pour l’exécuter.
27 Mayıs'ta tutuklandı.Il fut exécuté le 27 mai.
Tutuklandıktan 9 ay sonra hakim karşısına çıkabildi.Au bout de neuf mois de détention, il est acquitté par le tribunal.