Ana içeriğe geç
Sözlük

tutucu ile cümle

tutucu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Panel için bir tutucuNameA containment for a panel
Test Tübü TutucuTest Tube Holder
Manyetik Karıştırma Çubuğu TutucusuMagnetic Stir Bar Retriever
Şablon ile Düzenlenebilir Yer TutucuTemplate Editable Placeholder
Şablon Odaklı Düzenlenebilir Yer TutucuTemplate Focused Editable Placeholder
Şablon ile Düzenlenemez Yer TutucuTemplate Not Editable Placeholder
Yer Tutucu EkleAdd Placeholder
Genel yer tutucuXLIFF inline tag nameGeneric placeholder
Yeni Sinyal TutucuNew Signal Handler
Sinyal Tutucuyu SilDelete Signal Handler
& Sinyal TutucularıSignal Handlers
Günlük Kaydı TutucuLogger
Kaydırma Çubuğu TutucuMedia controller elementSlider
Kaydırma Çubuğu TutucuSliderHandle
CD59, bir glikofosfatidilinozitol (GPI) tutucusu yoluyla konak hücrelere bağlanır.CD59 attaches to host cells via a glycophosphatidylinositol (GPI) anchor.
Bardak tutucular da Nissan 240SX'in bu modelinde çıkarıldı.The cupholders were also removed in this model of the Nissan 240SX.
OS'lerde sunulan yeni kontak yer tutucu simgelerinde kullanılır.It is used in the new contact placeholder icons introduced in the OSes.
Punta kaynakda kullanılan ekipman takım tutucular ve elektrotlardan oluşur.The equipment used in the spot welding process consists of tool holders and electrodes.
Tutucu daha sonra bir numara veya renk ister.The holder then asks for a number or color.
Tutucu daha sonra kanadı kaldırır ve altındaki falı ortaya çıkarır.The holder then lifts the flap and reveals the fortune underneath.
Kullanılan özel ekipman, bisikletin gidonuna takılı bir harita tutucusudur.Special equipment used is a map holder attached to the handlebar of the bike.
Décadas da Ásia, Portekizli resmi kayıt tutucu Diogo do Couto tarafından.Décadas da Ásia by official Portuguese record-keeper Diogo do Couto.
Çıkarılmış larinks, Sağda: Parmak ucu, Altta: TutucuLarynx, removed At right: Fingertip, At the bottom: Holder
Yüksek Hız Çeliğinden yapılmış, düz mafsallı, Duplex Tutucu Raybası [1]High Speed Steel Duplex Chucking Reamer with a Straight Shank [1]
Tutucu ( Ayna ) RaybasıChucking reamer
Tutucu olan sadrazam Koca Hüsrev Paşa reformlar aleyhinde idi.Religionspolitisch war Joachim ein erbitterter Gegner der Reformation.
Babası genel kömür şirketini yöneten tutucu, kraliyet yandaşı olan bir Anglikan’dı.Ihr Vater, ein konservativer, royalistischer Anglikaner, unterhielt dort eine Kohlefabrik.
Bunlar: vurucu (K ya da PK), tutucu (H) ve uzun başlatıcıdır (LS).Sie gehören damit dem Oligozän und dem frühen Miozän an.
Zaman geçtikçe NWSA’nın politikasi tutuculaşmıştır.Seitdem beeinflusst die Bewältigung der NS-Vergangenheit die Politik.
Her okul oldukça tutucudur.Beide Schulen sind durchweg einzügig.
Tutucu Musevilik, korbanotun canlandırılmasını reddeder.Bürgermeister Moscone verweigerte ihm die Wiedereinsetzung.
Genellikle Dodgson politik, dini ve kişisel konularda tutucu olarak nitelendirilir.Dodgson est considéré comme politiquement, religieusement, et personnellement conservateur.
Daha tutucu grup Presbiteryenlerdi.Les partis avaient davantage un rôle de groupes de pression.
Değişime karşı tutucu ve dirençlidirler.Son conservadoras y resistentes al cambio.
Geleneklerine bağlı tutucu bir babadır.Es fiel guardián de su tradición.
Ailesi tutucu bir Metodist idi, kendisi de sıkı İncil takipçisidir.Sus padres eran activos metodistas de la iglesia, pero él mismo se reconocía como un ateo.
Abdülmecid zaman zaman tutucuları görevlendirmek zorunda kaldı.Longanesi dovette quindi affidarsi a collaboratori esterni.
Ratzinger, kimi konulardaki tutucu görüşleriyle dikkat çekiyor.I Punk li odiano per le loro opinioni conservatrici.
Kuzey Amerikalılar cinsel ahlak açısından Avrupalılardan daha tutucudur.С точки зрения сексуальной морали жители Северной Америки консервативнее европейцев.
Her okul oldukça tutucudur.Все школы Твери.
Cenazesinde dokuz ile on bir kişi arasında yas tutucu vardı.На его похоронах присутствовало от девяти до одиннадцати человек.
Fakat tutucu ve içki içmeyen ailesiyle epey sorunlar yaşadı.На его стороне многие из тех, кому надоело пьянство и кумовщина.
Film Alman Der Spiegel dergisi tarafından "cok tutucu bir seçim" olarak değerlendirildi.Немецкий журнал Spiegel называет его «доверенным лицом Порошенко».
Buralarda tutuculuğun rol oynaması mümkündür.В процессе игры территории могут быть захвачены.
Tutucu (H) Genelde oyun çizgisinden 7-8 yarda uzaklıkta durur ve vurucunun vurması için topu yerde tutar.Обычно холдер размещается в 7-8 ярдах от линии, на которой стоит мяч.
Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.Эта конфессия имеет свой аналог в христианской реформатской церкви в Северной Америке.
Cenazesinde dokuz ile on bir kişi arasında yas tutucu vardı.كان هناك مابين تسعة إلى أحد عشر مشيّع أثناء جنازته.
Tutucu selefi cemaati Juhayman al-otaibiالجماعة السلفية المحتسبة جهيمان العتيبي
"Tutucu" bir kalıp 130 nesilden veya basamaktan önce genelde kaybolur."Diehard" é uma imagem que eventualmente desaparece após 130 gerações, ou passos.
Halkçı devrimlerin şiddetli varsaydığı sonuçlarını gözlemlemiş olan Sulla, doğal olarak tutucuydu.Sula, tendo observado os resultados violentos das reformas populares radicais, foi naturalmente conservador.
Babası genel kömür şirketini yöneten tutucu, kraliyet yandaşı olan bir Anglikan’dı.Seu pai era um anglicano conservador, administrador de uma companhia de carvão.
Ilımlı liberalleri temsil eden Oktobristler ile tutucu gruplar ise azınlıkta kaldı.De forma que nós estamos hoje, com descendentes de negros marginalizados, por nós próprios.
Cenazesinde dokuz ile on bir kişi arasında yas tutucu vardı.Negen tot tien mannen waren gesneuveld bij de onderneming.
Fakat dinsel bakımdan hiçbir zaman tutucu olmamış ve eserlerinde devamlı düşünce aydınlığı göstermistir.Uiteindelijk zou hij echter nooit onverdeeld voor de kunst kiezen: zijn leven lang bleef hij gelovig.
File bağlantısı için özel file tutucu kanca kullanılır.Do przeprowadzenia archiwizacji wykorzystywane jest specjalistyczne oprogramowanie.
Anayasa Partisi ABD'deki tutucu siyasi partilerden biridir.Political action committee, en typ av politisk kampanjorganisation i USA.
Üyelerini tutucu çevreler oluşturuyordu.Medlemmarna anslöts till kringliggande kretsar.
Çin kültürünün dul bir kadının yeniden evlenmesine izin vermeyen tutucu gelenekleri pusuda bekler.I det traditionella Kina gavs kyskhets-paifanger till änkor som inte gifte om sig.
Buralarda tutuculuğun rol oynaması mümkündür.При цьому ключову роль може грати рельєф місцевості.
Tutucu Musevilik, korbanotun canlandırılmasını reddeder.Гордий Володя відмовляється від їжі.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod