Yabancı düşmanlığı gettolarda yaygın bir tutumdur.Xenophobia is a widespread attitude in ghettos.
Birden tutumunu değiştirdi.He suddenly changed his attitude.
Bir gün onu tekrar görme umuduna tutundu.He clung to the hope of seeing her again one day.
Tom'un tutumu oldukça iyidir.Tom's attitude is pretty good.
O bir tutukluya işkence etti.She tortured a prisoner.
Dikkatli tutun.Handle with care!
Tom pazartesi öğleden sonra tutuklandı.Tom was arrested Monday afternoon.
Bu burada ortak bir tutum.That's a common attitude here.
Kışın kendinizi canlı tutun.Keep yourself alive during winter.
Seni tutuklamıyorum.I'm not putting you under arrest.
Bu karışıklık için Tom'u sorumlu tutuyorum.I blame Tom for this mess.
Polis memuru genci hırsızlık için tutukladı.The police constable arrested the teenager for shoplifting.
Tom sözünü tutuyor.Tom is keeping his promise.
Bundan Tom sorumlu tutuluyor.Tom is being blamed for it.
Suçlu yaklaşık altı ay sonra tutuklandı.They arrested the culprit around six months later.
Polis neden Tom'u tutukladı?Why did the police arrest Tom?
Tütün sağlığınız için zararlıdır.Tobacco is harmful to your health.
Bilim adamları Kuzey kutup bölgesindeki koşulları yakın bir gözlemde tutuyor.Scientists are keeping a close watch on conditions in the Arctic.
Birçok kitap gereğinden uzun tutulmuştur.For many books, the covers are too far apart.
Üç adam da Boston'da tutuklandı.Three men were also arrested in Boston.
Silahım tutukluk yaptı.My gun jammed.
Soygundan Tom sorumlu tutuldu.The robbery was blamed on Tom.
Senin arkadaşını öldürmek için tutuldum.I was hired to kill your friend.
O izini kaybettirdi ve Avrupalı yetkililer onun tutuklanmasını istiyor.She's off the grid, and European authorities want her arrested.
Tom tutumlu bir şekilde yaşar.Tom lives frugally.
Tom çok tutumlu bir yaşam tarzı yaşadı.Tom lived a very frugal lifestyle.
Neden hep onun tarafını tutuyorsun?Why do you always take her side?
Neden her zaman onun tarafını tutuyorsun?Why do you always take his side?
Burnumda tütüyorsun.I long for you.
Gözümde tütüyorsun.I long for you.
Tom kin tutuyor olabilir.Tom might be holding a grudge.
Tom bu yılın başlarında tutuklandı.Tom was arrested earlier this year.
Biz şimdi kapıları kilitli tutuyoruz.We keep the doors locked now.
Tom parmaklıklar arkasında tutulmalıdır.Tom should be kept behind bars.
Tom tutuklamaya karşı çıktığı için tutuklandı.Tom was arrested for resisting arrest.
Bir ay tutulması dünyanın gece tarafındaki herhangi bir yerden görülebilir.A lunar eclipse can be seen from anywhere on the night side of the earth.
Halkalı bir ay tutulması görmek zor olabilir.A penumbral lunar eclipse can be hard to see.
Bu eldivenler ellerimi sıcak tutuyor.These mittens keep my hands warm.
Bu eldivenler parmaklarımı sıcak tutuyor.These mittens keep my fingers warm.
Umarım Tom ve Mary tutuklanmazlar.I hope Tom and Mary don't get arrested.
Tom ve Mary'nin ikisi de 2013'te tutuklandı.Tom and Mary were both arrested in 2013.
Tom ve Mary 2013'te ikisi de tutuklanmıştı.Tom and Mary were both arrested in 2013.
Mary cinayet suçlamalarından sonra tutuklanmıştı.Mary was arrested following charges of murder.
Bu noktada tüm seçenekleri açık tutuyoruz.We're keeping all options open at this point.
Şüpheli tetikçi tutuklandı.The suspected shooter has been arrested.
O son derece yararlı bir tutum.That's an extremely helpful attitude.
Tutukluların konuşmaları gerekmiyor.Prisoners aren't required to speak.
Hayallerini canlı tutuyorlar.They're keeping their dream alive.
Adam hemen tutuklandı.The man was immediately arrested.
Tom tutuklandığı sırada Boston'da yaşıyordu.At the time of his arrest, Tom was living in Boston.
Bir tutum ayarlamasına ihtiyacın var.You need an attitude adjustment.
Köpeğinizin tasmasını tutun lütfen.Please keep a leash on your dog.
Dini, devletten uzak tutun.Keep religion out of government.
Dini, hükümet dışı tutun.Keep religion out of government.
Cinayet nedeniyle tutuklusun.You're under arrest for murder.
Onlar durduruldu ve tutuklandı.They were stopped and arrested.
Yerlerini tutuyorlardı.They were holding their ground.
Hiç tutuklama yapılmadı.There haven't been any arrests.
Hiçbir şüpheli tutuklanmadı.No suspects have been arrested.
Milletvekilleri genci tutukladı.Deputies arrested the teenager.