tutmayı ile cümle
tutmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Balık tutmayı severim.Я люблю рыбалку.
Alabalık tutmayı seviyorum.Я люблю ловить форель.
Mısır Seferi'nde Fransa Mısır'ı ele geçirmiş, ancak onu elde tutmayı başaramamıştır.Теперь настала очередь Египта, но завоевать его было не так-то просто.
Sam ve halkı Aşağı Şehri ellerinde tutmayı başarıp akademiye devam ettiler.Сим и его народ сохранили за собой контроль над Нижним городом и поддерживали там деятельность академии.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.ومع ذلك سمح مايكل أنجلو للحفاظ على نصيبه من المال.
Tom bir avukat tutmayı göze alamaz.Tom não pode pagar um advogado.
Oran'daki bazı Yahudiler Ladino dilini 19. yy'la kadar hayatta tutmayı başardılar.Sommige Joden in Oran bleven tot in de 19e eeuw Ladino spreken.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Toch zette Michelangelo zijn plannen door.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Praat niet te hard en niet te vaak, zodat u anderen niet tot last zult zijn.
Balık tutmayı seviyorum.Ik hou van het vissen.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Wielokrotnie powstrzymywał się od jedzenia, używając postu jako broni politycznej.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Han avstod från föda under långa perioder, och använde fasta som en form av politisk protest.
Kuşatmanın başladığı andan itibaren Stavka tüm dikkatleri kent içindeki çatışmalarda tutmayı amaçladı.Innan man försvann tog man med sig allt av värde i staden.
Bu nedenle Goldilock Prensibi metalliği olabildiğince uygun tutmayı uygular.Unicode försöker så långt som möjligt vara kompatibelt med äldre standarder.
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.В деяких юрисдикціях таким Майстрам заборонено займати більше ніж одну Офіцерську посаду одночасно.
Hiçbir zaman ağlamayın ve yas tutmayın, böylece düşmanlarımızın hiçbir şeyden haberi olmaz.Ніколи не пий і не пали, інакше не допоможуть всі решта рекомендацій.
Balık tutmayı seviyorum.Я люблю риболовлю.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Dle všeho ji Michelangelo zobrazil podle vzpomínky na svou matku.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.El se abținea de la mâncat pentru lungi perioade, folosind postul ca formă de protest politic.
Ben zombileri dışarıda tutmayı başarır ancak bu esnada tüfeğini düşürür.Ben reușește să-i țină la distanță, dar își scapă carabina.
Albüm tutmayınca grup dağıldı.După lansarea albumului, trupa s-a despărțit.
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.A franciák megtarthatták Savoyát.
Sezon sonunda takımı kümede tutmayı başardı.Loppukauden aikana joukkue varmisti sarjapaikkansa.
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Älkää koskaan tarttuko sokean käsivarteen. Antakaa hänen tarttua teidän käsivarteenne.
Tabii ki balık tutmayı severim.Βεβαίως μου αρέσει να ψαρεύω.
Tabii ki balık tutmayı severim.Βεβαίως μου αρέσει το ψάρεμα.
Nubya gibi yabancı toprakların fethi, ülke dışında sürekli bir garnizon tutmayı gerektirmiştir.Erobring av fremmed territorium som Nubia, krevde en permanent styrke som garnison i utlandet.
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.Prancis hanya mampu bertahan di Arras.
Hayaletleri yumrukla tehdit ederken tutmayın beni diye bağırır.Maka jawab pencuri itu dengan ketakutan, benar.
Balık tutmayı çok sever ve her zaman yanında yarı olta yarı şemsiye olan bir eşya taşır.Dia sangat suka tidur dan sering membawa bantal kemana-mana.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Michelangelo luôn bảo vệ sự riêng tư của mình.
Uzun süre et yemekten kaçındı ve oruç tutmayı bir siyasi protesto yöntemi olarak kullandı.Ông thường nhịn ăn lâu ngày, dùng nhịn ăn như một vũ khí chính trị.
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.Bên chiếm ưu thế một trong hai đảng cầm quyền trong khả năng cho nhiều hơn một nhiệm kỳ liên tiếp.
Suriye İç Savaşı'nda, Hükumet güçleriyle birlikte savaşarak Suriye'yi bir tutmayı hedefler.自分個人としては、外国軍と戦い、シリアのために死ぬ用意ができている。
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.하지만, 프랑스는 아라스를 지켜낼 수는 있었다.
Fransızlar buna karşın Arras'ı tutmayı başarmışlardır.עם זאת, האנגלים מצליחים לכבוש מחדש את אורלאן.
Bassus’un ölümünden sonra Elagabalus, Faustina'ya kocasının yasını tutmayı yasakladı.След смъртта му, Елагабал забранява на Фаустина да го оплаква.
Balık tutmayı seviyorum.Аз обичам да ходя за риба.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.Visą tapybos kūrinį Mikelandželas atliko pats vienas.
Albüm tutmayınca grup dağıldı.Po albumo išleidimo grupės veikla nutrūko.
Alman ve Estonya birlikleri, şiddetli çatışmalara karşın mevzilerini tutmayı başardılar.Eesti üksused, vaatamata suurtele kaotustele säilitasid oma positsioonid.
Ama, eksili sayılarımın adedini en azda tutmayı istiyorumPero quiero minimizar mi número de números negativos.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Ale veľmi sa mu nepodarilo ho tam udržať.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Dat lukte echter niet goed.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Er schaffte es nur nicht, das Böse dort zu halten.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Hän ei ollut kovin hyvä pitämään sitä siellä.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Han var dog ikke god til at holde den der.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Il n'a pas fait un très bon travail d'isolation, cependant.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Jenže se mu příliš nedařilo udržet ho jen tam.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.비록 그가 지옥에 악을 잘 담아둔 것도 아닙니다만,
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Mas não fez bom trabalho em mantê-lo lá.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Nem végzett túl jó munkát az ott tartásában.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Nhưng Người lại không thể giam giữ nó ở đó.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Pero fracaso en mantenerlo ahí.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Però non ha fatto un buon lavoro a tenercelo dentro.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Totuşi, nu a făcut o treabă prea bună să îl limiteze în acel loc.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Ωστόσο, δεν έκανε πολύ καλή δουλειά στο να το συγκρατήσει εκεί.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Но не се е справил добре с работата да го задържи там.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Правда, удержать его там не удалось.
Ama kötülükleri orada tutmayı pek beceremedi.Те, що він зібрав там зло, у нас не викликає захвату.
İlgili Sayfalar