tutmayı ile cümle
tutmayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Dilini tutmayı öğrenmelisin.You've got to learn to hold your tongue.
Tom çoğu zaman sözünü tutmayı başaramaz.Tom often fails to keep his word.
Babam balık tutmayı sever, ve ben de.My father likes fishing, and so do I.
Babam balık tutmayı sever; aynı şekilde ben de.My father likes fishing, and so do I.
Nehirde balık tutmayı seviyorum.I like to fish in the river.
Çocuk kalemlerini keskin tutmayı severdi.The boy liked to keep his pencils sharp.
Otoriteler dövizi dengede tutmayı başardı.The authorities managed to stabilize the currency.
Arabayı ahırda tutmayın.Don't keep the car in the barn.
O balık tutmayı sever.He is fond of fishing.
O balık tutmayı seviyor.He loves fishing.
Hakaret edilmesine rağmen öfkesini tutmayı başardı.In spite of being insulted, he managed to keep his temper.
Ben her gün günlük tutmayı zor buldum.I found it difficult to keep a diary every day.
Balık tutmayı seviyorum.I like fishing.
Asla kör bir adamın kolunu tutmayınız. O sizinkini tutsun.Never take a blind man's arm. Let him take yours.
O, balık tutmayı seviyor.She loves to fish.
Tom balık tutmayı seviyor.Tom loves fishing.
Tom bir bebekbakıcısı tutmayı göze alamaz.Tom can't afford to hire a babysitter.
O sık sık sözlerini tutmayı unutur.He often forgets to keep his promises.
Tom bir avukat tutmayı göze alamaz.Tom can't afford a lawyer.
Tom'un balık tutmayı bildiğinden kuşku duyuyorum.I doubt Tom knows how to fish.
Ben seni hayatta tutmayı deniyorum.I'm trying to keep you alive.
Onlar balık tutmayı biliyorlar.They know how to fish.
Bundan sonra fikirlerinizi kendinizde tutmayı öneriyorum.I suggest keeping your opinions to yourself from now on.
Tom barfiksini tutmayı denedi.Tom tried to keep his chin up.
Tom balık tutmayı sever.Tom likes fishing.
Tom ağzını kapalı tutmayı biliyor.Tom knows how to keep his mouth shut.
Olanlardan kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Olanlar için kendinizi sorumlu tutmayın.Don't hold yourself responsible for what happened.
Balık tutmayı severim.I like to fish.
Tom balık tutmayı seviyordu.Tom loved fishing.
Tom bir avukat tutmayı göze alamadı.Tom couldn't afford to hire a lawyer.
Paranızın tümünü bir cepte tutmayın.Don't keep all of your money in one pocket.
O onu kollarında tutmayı istedi.He longed to hold her in his arms.
Bunu bu kadar uzun süre gizli tutmayı nasıl başarabildiler?How did they manage to keep this a secret for so long?
Fadıl onu Kahire'ye götürecek bir taksi tutmayı başardı.Fadil managed to get a cab to take him to Cairo.
Tom bana balık tutmayı sevmediğini söyledi.Tom told me he didn't like fishing.
Tom Mary'nin kiminle balık tutmayı planladığını bilmiyordu.Tom didn't know who Mary was planning to go fishing with.
Balık tutmayı sevmiyorum.I don't like fishing.
Yürümektense bir taksi tutmayı tercih ederim.I'd prefer to take a taxi rather than walk.
Sözümü tutmayı planlıyorum.I plan to keep my promise.
Sözümü tutmayı tasarlıyorum.I plan to keep my promise.
Balık tutmayı sevmiyor musun?Don't you like fishing?
Tom balık tutmayı sever, değil mi?Tom likes fishing, doesn't he?
Balık tutmayı sever misin?Do you like fishing?
Finansal danışman tutmayı düşünüyorum.I'm thinking of hiring a financial consultant.
Tabii ki balık tutmayı severim.Of course I like fishing.
Balık tutmayı seviyorlar.They love fishing.
Tom kafasını suyun üstünde tutmayı zar zor başarabildi.Tom barely managed to keep his head above water.
Nubya gibi yabancı toprakların fethi, ülke dışında sürekli bir garnizon tutmayı gerektirmiştir.Conquests of foreign territories, like Nubia, required a permanent force to be garrisoned abroad.
Thalmann Taburu ağır kayıplar verdi fakat Trijueque-Torija yolunu elinde tutmayı başardı.The Thälmann Battalion suffered heavy losses, but succeeded in holding the Trijueque–Torija road.
Bassus’un ölümünden sonra Elagabalus, Faustina'ya kocasının yasını tutmayı yasakladı.After Bassus' execution, Elagabalus forbade Faustina to mourn him.
Her nasılsa Michelangelo parayı kendisinde tutmayı başardı.However, Michelangelo was permitted to keep his share of the money.
Yine de Joyce "hileyle" ele geçirdiği bir kopyayı elinde tutmayı başardı.Joyce managed to save one copy, which he obtained "by ruse".
Aulas genç forvetleri Maurice ve Gava'yı takımda tutmayı başardı.Aulas did keep hold of his young striker tandem Maurice and Gava.
Pionlar ayrıca atomun çekirdeğini bir arada tutmayı sağlarlar.Pions also play a role in holding atomic nuclei together via the residual strong force.
Eğimli (diyagonal) bir pruva su tutmayı kısmen azaltır.To water therewith the wood that bringeth forth trees,—those are the children who learn.'
Olayları göğsüne yakın tutmayı, sessizce çalışmayı sever" diye tanımladı.He likes to keep things close to his chest, operate on the hush-hush."
Bu iki yasadan biri herhangi bir anda bir makamdan daha fazlasını elde tutmayı yasakladı.At times he licensed the same exclusive rights to more than one entity.
Alman ve Estonya birlikleri, şiddetli çatışmalara karşın mevzilerini tutmayı başardılar.In fierce battles, the German and Estonian units held their positions.
Yas tutmayın, organize olun.Don't mourn. Organize.
İlgili Sayfalar