tutkulu ile cümle

tutkulu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Eğer kendi şirketiniz hakkında tutkulu değilseniz, başka kim tutkulu olsun ki?他の人が一体なぜ情熱を持てるでしょうか? 誰が投資しようなんて
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Dès le départ, il s'est passionné pour le droit d'auteur.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Een van de dingen waar hij een passie voor had was copyright, vooral in de begindagen.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Eines der leidenschaftlichsten Themen war für ihn das Urheberrecht, besonders in diesem frühen Stadium.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Jedna z věcí, o které se opravdu zajímal, bylo autorské právo, zvláště v té době.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Một trong những thứ khiến nó<br/>đam mê đó là luật bản quyền
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Una de las cosas que más le apasionaba en aquella época era lo relativo al Copyright.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Ένα από τα πράγματα που ήταν παθιασμένος ήταν τα πνευματικά δικαιώματα, ειδικά στις πρώτες τους ημέρες.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.Едно от нещата, по които той беше най-запален беше авторското право, особено в ранните му дни.
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.واحدة من المواضيع التي كان شغوفاً بها، كانت: حقوق النشر وخاصةً في تلك الأيام المبكرة
En tutkulu olduđu konulardan biri de telif haklarýydý, özellikle ilk baţlarda.著作権は出版社と読者にとって常に負担となってきました、
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ale wykazują oni także żarliwe oddanie prawdzie.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Dar există și un devotament pătimaș pentru adevăr.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Doch es gibt auch eine leidenschaftliche Hingabe zur Wahrheit.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.여러분들은 또한 진실의 추구를 위해서도 열정을 다하고 있지요.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Lisäksi on myös intohimoinen sitoutuminen totuuteen.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Maar er is ook een gepassioneerde toewijding aan de waarheid.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ma c'è anche un impegno serio verso la verità.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Mais il y a aussi un engagement passionné envers la vérité.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Men der er også en lidenskabelig forpligtelse til sandheden.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Nhưng cũng có sự gắn bó nhiệt huyết với sự thật.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Pero también hay un compromiso apasionado con la verdad.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Tapi ada juga komitmen gairah untuk kebenaran.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Ugyanakkor szenvedélyesen ragaszkodnak az igazsághoz.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Zároveň jsme ale odhodláni poznávat pravdu.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Αλλά υπάρχει ακόμα και μια θερμή δέσμευση στην αλήθεια.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Но също така има и страстен ангажимент към истината.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.Но так же здесь есть неистовая верность истине.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.בנסיון להפוך את העולם למקום טוב יותר.
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.لكن هناك أيضاً إلتزام شغوف بالحقيقة .
Fakat aynı zamanda gerçeğe bağlılık konusunda da tutkulu bir birliktelik var.だから その情熱で真理を求め
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Eines der grössten Dinge war, dass mein Vater, auch ein passionierter Golfer war, ein Linkshänder.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Jedną z głównych kwestii było to, że mój ojciec był zapalonym golfistą, ale był leworęczny
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.아버지는 대단히 열성적인 골퍼셨는데, 좌익이셨죠
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mio padre era un accanito golfista, e questa fu una gran cosa, ma era mancino.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mi padre era un ávido golfista, y eso una gran cosa, pero era zurdo.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Quelque chose de remarquable, c'est que mon père était un golfeur passionné, mais il était gaucher.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Unul din lucrurile importante e că tatăl meu era un avid jucător de golf, dar era stângaci.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Едно от прекрасните неща беше, че баща ми беше ненаситен играч на голф, но беше левичар.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Замечательно, что мой отец был заядлым игроком в гольф, и при этом был левшой.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.אחד הדברים הנהדרים היה שאבי היה שחקן גולף נלהב, אבל הוא היה שמאלי.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.وكان من بين الاشياء العظيمة ان والدي كان متعطشاً للعبة الجولف, ولكنه كان أعسر
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Igen.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Ja.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Jo.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Joo.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Jo.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Tak.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?Uno de los estudiantes lindo es muy apasionado sobre un jugador. - ¡Ah, es la chica sushi. - ¿Perdón?
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Vâng.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Yeah.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Ναι.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Да.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- Так.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- כן. - הלילה.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız. - Affedersin?- نعم - ليل
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor. - A, bu Kimbap kız.Ne moreš biti bolj zgodaj?
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor.Có một khán giả rất dễ thương đang cổ vũ nhiệt tình cho một cầu thủ trên sân.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor.Een schattig student is heel enthousiast over een speler.
Hoş bir öğrenci, bir oyuncuya karşı çok tutkulu görünüyor.En söt student är ganska passionerade spelare.
İlgili Sayfalar