Bu ip ne kadar tutacak?How long will this rope hold?
Ne kadar tutacak?How much will it cost?
Duvar köpekleri dışarıda tutacak kadar yüksek değildi.The wall wasn't high enough to keep dogs out.
Korkarım ki kayıp bir milyon dolar tutacaktır.I am afraid the loss will amount to one hundred million dollars.
Ilımlı egzersiz yapmak sizi sağlıklı tutacaktır.Taking moderate exercise will keep you healthy.
Bir hizmetçi tutacak kadar zengin.He is rich enough to keep a servant.
Muhtemelen onları deniz tutacak.They are likely to get seasick.
Onlar sözlerini tutacaklardır.They will keep their promise.
Sözünü tutacaksın, değil mi?You will keep your word, won't you?
Onun gezisi bir hafta boyunca onu ofisten uzak tutacak.His trip will keep him away from the office for a week.
O ona verdiği sözü kesinlikle tutacaktır.She'll certainly keep the promise she made to him.
Beni tutacak ve bana her şeyin iyi olacağını söyleyecek birine ihtiyacım var.I need someone to hold me and tell me everything will be alright.
Tutacak ya da fırın eldivenleri kullanmazsan ellerini yakarsın!You'll burn your hands if you don't use a potholder or oven mitts!
Bizi ayrı tutacak bir şey yok.There's nothing that can keep us apart.
Bazı insanlar ilişkilerini nasıl sevecen tutacaklarını biliyorlar.Not many people know how to keep an affectionate relation with their relatives.
Bu seni sıcak tutacak.This will keep you warm.
Beni tutacak birine ihtiyacım var.I need someone to hold me.
Tom ve Mary sözlerini tutacaklar.Tom and Mary will keep their promise.
Tom'un taksi tutacak parası yoktu.Tom didn't have enough money to take a taxi.
Bu kalın yün çoraplar bacaklarınızı sıcak tutacak.These thick wool stockings will keep your legs warm.
Tutacak zor bir programın var.You have a difficult schedule to keep.
Beni tutacaksın, değil mi?You'd hire me, wouldn't you?
Bu, öğle yemeğine kadar beni tok tutacak.This will hold me until lunch.
Tom sözünü tutacak, umarım.Tom will keep his word, I hope.
Bu, kaç para tutacak?How much will this cost?
Onu tamir etmek yaklaşık otuz dolar tutacak.It'll cost about thirty dollars to repair it.
Bizi meşgul tutacak çok şeyimiz var.We have plenty to keep us busy.
Ben uyumadan önce tutacak sözlerim ve gidecek millerim var.I have promises to keep, and miles to go before I sleep.
Sözünü tutacak mısın?Will you keep your promise?
Bütün bu yiyecekleri tutacak bir yerimiz yok.We have no place to keep all this food.
Bunun ne kadar tutacak?How much is this going to cost?
Dadı tutacak param yok.I can't afford to hire a babysitter.
Sami ağzını kapalı tutacak.Sami is gonna keep his mouth shut.
Sami çenesini kapalı tutacak.Sami is going to keep his mouth shut.
Ateşkes antlaşmasına göre, her iki taraf topraklarını kontrolünde tutacaktı.According to the ceasefire agreement, each side will keep the territory under its control.
Getirdiği yenilikler Latin şiirinin tarihinde önemli yer tutacaktı.His innovations would be important in the history of Latin poetry.
Beni sevecek ve yanında tutacak.She loves him and follows him.
Onların yaptıkları fedakarlıklar, bizleri, bize zarar vermeye çalışanlara karşı tetikte tutacaktır.The knowledge of their sacrifice will keep us forever vigilant against those who would do us harm.
Öyle olsaydı, nasıl tutacaktı?If it was, how could he hold it?
Çünkü her cinayette bayrağı tutacak birini bulacaksın.Because for each murder you'll find someone who will hold the flag.
Onarım ücreti çok tutacak.Thanks, Tangles.
Anne ne kadar tutacaksýn beni burada ha? Anne deli misin?For how long are you going to keep me here?
"Ben elimi omzuna tutacaktır," Ses aracılığıyla tüm köy "dedi."I shall keep my hand on your shoulder," said the Voice, "all through the village.
Eğer ışıklarımız açık tutacaksak, nükleer bu çözümdür.If we're going to keep the lights on, nuclear is that solution.
O zaman bu 2 elma kaç para tutacak?So how much are those two guavas going to cost me?
Birkaç yıl sonra bir tarama bir terabayt, ya da 800 bin kitaplık yer tutacak.The scan in a couple of years will be one terabyte, or 800,000 books.
Yani nasıl müşterileri nasıl edinecek, elde tutacak ve büyüteceğimizden bahsedeceğiz.In other words, how do you get, keep and grow customers.
Benim gönlümü kim hoţ tutacak ha?Who can be kind for me?
X tane fayans alınca her biri 3 lira olduğu için toplam 3x tutacak. .And so the cost of purchasing x tiles, they're going to be $3 each, so it's going to be 3x.
Paramı canlı tutacak ve onu arttıracaksınız.You'll keep my money alive and make more from it.
Bunu tutacaksın, insan sıfatına giresin.You should keep it to pass to the Man category.
3 seans yaparsak 44 $ tutacak.So, if we attend 3 sessions, its gonna cost us $44.
Kağıt bant onu tutacaktır.The masking tape will hold it.
Cat, Başını tutarmış gibi yap, sanki tutacakmışsın gibi.Okay? Cat, almost get his head. Almost get his head.
Nasıl tutacaksın onu?How are you going to keep it?
Tybalt şirket kısa bir süre sonra tutacaktır ki:That he shall soon keep Tybalt company:
Memleketi ilerleme, ancak bitme tutacaktır: sıcaklık, nefes, Sen livest tanıklık eder;Shall keep his native progress, but surcease: No warmth, no breath, shall testify thou livest;
Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Well, hopefully we'll get the word out, and the governments will keep their generosity up.
Bu yazılım parçası bireyi olası sınırlar içinde tutacaktır.The piece of software will keep an individual within the bounds of the possible.
Bu bebek öyle küçük ki onu sıcak tutacak yeterli yağ dokusu yok.This baby is so tiny he doesn't have enough fat on his body to stay warm.