Ana içeriğe geç
Sözlük

tut ile cümle

tut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu benim için tut, olur mu?Hold this for me, will you?
Bu kalın yün çoraplar bacaklarınızı sıcak tutacak.These thick wool stockings will keep your legs warm.
Ancak onun tutuklanmasının tek nedeni bu değil.But that's not the only reason for his arrest.
Ancak onun tutuklanmasının tek nedeni o değil.But that's not the only reason he was busted.
Bir dilek tuttun mu?Did you make a wish?
Sadece elimi tut.Just take my hand.
Bunun dışında tut.Keep out of this.
Tom'u buradan uzak tut.Keep Tom out of here.
Tom'u beladan uzak tut.Keep Tom out of trouble.
Tom tuttuğundan daha fazla sözünden döner.Tom breaks more promises than he keeps.
Tutuklunun suçlu olduğunu hiç kimse reddedemez.Nobody can deny that the prisoner is guilty.
Herhangi bir kapıcıyı tutup tutmadıklarını bilmiyorum.I don't know whether they've already hired any janitors.
Birkaç dakika önce bir adamın polisler tarafından tutuklandığını gördüm.I saw a man get arrested by the police a few minutes ago.
Dünya çapında milyonlarca insan Nelson Mandela'nın ölümünün yasını tutuyor.Millions of people across the world are mourning the death of Nelson Mandela.
Kaç kez tutuklandın?How many times have you been arrested?
Tom kaç kez tutuklandı?How many times has Tom been arrested?
Daha ne kadar burada tutulacağız?How much longer are we going to be kept here?
O 1902 yılında tutuklandı ve Sibirya'ya sürgüne gönderildi.In 1902 he was arrested and exiled to Siberia.
Doktor, hastanın elini tuttu ve şöyle dedi: Peki bugün kendinizi hissediyorsunuz?"The doctor seized the patient's hand and said: "So how do you feel today?"
İşi ve zevki ayrı tutmaya çalışırım.I try to keep business and pleasure separate.
William polis tarafından tutuklandı.William was arrested by the police.
Onu sadece dualar hayatta tutar.Only prayers keep him alive.
Lütfen beni güncel tut.Please keep me updated.
Kocasını öldürdüğü için Mary'nin tutuklandığını duydum.I heard that Mary has been arrested for killing her husband.
Mary kocasını öldürdüğü için tutuklandı.Mary has been arrested for killing her husband.
Ne tüttürdün?What did you smoke?
Onu tutkuyla seviyor.She ardently loves him.
Onu meşgul tutun.Keep him occupied.
Onu tutkuyla dudaklarından öptü.He kissed her passionately on the lips.
O çok konuşmayan bir adam ama her zaman sözünü tutar.He's a man who doesn't speak much but always keeps his promises.
Başını yüksek tut.Hold your head high.
Beni artık hiçbir şey burada tutamıyor.Nothing's keeping me here anymore.
Bu iş için seni tuttuğumuza sevindim.I'm glad we hired you for this job.
Tom sözünü tutmazsa pişman olur.If Tom breaks his promise, he'll regret it.
Polis Tom'u öldürdüğünü düşündükleri kişiyi tutukladı.The police arrested the person they think killed Tom.
Sürekli nöbet tutmalıyız.We must maintain a constant vigil.
Bir avukat tutmalıyız.We should hire a lawyer.
Tom'a bir avukat tutmalıyız.We should hire Tom a lawyer.
Biz zaten bir avukat tuttuk.We've already hired a lawyer.
Tutacak zor bir programın var.You have a difficult schedule to keep.
Bir avukat tutmalısın.You need to hire a lawyer.
Beni tutacaksın, değil mi?You'd hire me, wouldn't you?
Tom her zaman odasını temiz tutar.Tom always keeps his room clean.
Tom her zaman odasını düzenli tutar.Tom always keeps his room neat.
Tom her zaman Mary'nin tarafını tutar.Tom always takes sides with Mary.
Tom ve Mary birbirlerini tutkuyla öptüler.Tom and Mary passionately kissed each other.
Tom ve Mary John'u konfeti yağmuruna tuttu.Tom and Mary showered John with confetti.
Tom bu konuda tutkuyla hissediyor.Tom feels passionately about this.
Tom Mary'ye tutkulu bir öpücük verdi.Tom gave Mary a passionate kiss.
Tom Mary'yi tutkulu bir öpücükle karşıladı.Tom greeted Mary with a passionate kiss.
Tom yeni bir avukat tuttu.Tom has already hired a new lawyer.
Tom sol elinde küçük bir el feneri tuttu.Tom held a small flashlight in his left hand.
Tom Mary'yi kollarında sıkıca tuttu.Tom held Mary tightly in his arms.
Tom bebeği kollarında tuttu.Tom held the baby in his arms.
Tom kendine bir asistan tuttu.Tom hired himself an assistant.
Tom Mary'ye sarıldı ve ona uzun tutkulu bir öpücük verdi.Tom hugged Mary and gave her a long, passionate kiss.
Tom tüfeğini Mary'ye doğrultulmuş şekilde tuttu.Tom kept his rifle aimed straight at Mary.
Tom eğildi ve Mary'yi dudaklarından tutkulu bir şekilde öptü.Tom leaned in and gave Mary a passionate kiss on the mouth.
Tom açıkçası bu konuda çok tutkulu hissediyor.Tom obviously feels very passionate about this.
Tom Mary'nin tuttuğu resme baktı.Tom stared at the picture Mary was holding.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod