Neden biraz balık tutmuyoruz?Why don't we do some fishing?
Tom'u balık tutmaya götürdüğün için teşekkürler.Thanks for taking Tom fishing.
Seni asla tekrar balık tutmaya götürmüyorum.I'm never taking you fishing again.
Bizimle balık tutmaya gelir misin?Would you like to come fishing with us?
Sen ve Tom birlikte balık tutmaya giderdiniz, değil mi?You and Tom used to go fishing together, didn't you?
Bütün günü balık tutarak geçirelim.Let's spend the whole day fishing.
Bütün günü balık tutarak geçirdik.We spent the whole day fishing.
Ruhsatın olmadan balık tutmaya gitmemelisin.You aren't supposed to go fishing without a license.
Tom hayatında hiç balık tutmaya gitmedi.Tom has never been fishing in his life.
Son duyduğumda, Tom Kanada'da balık tutuyordu.The last I heard, Tom was fishing up in Canada.
Tom balık tutma yelek ve şapkasını giydi ve kapıya yöneldi.Tom put on his fishing vest and hat and headed for the door.
Yapmak istediğim tek şey balık tutmaya gitmek.The only thing I want to do is go fishing.
Daha gençken buzda balık tutmaya giderdim.I used to go ice fishing when I was younger.
Balık tutma konusunda ilk şeyi bilmiyorum.I don't know the first thing about fishing.
Hiç kimse balık tutmaya gidemeyeceğini söylemiyor.Nobody says you can't go fishing.
Hiç kimse balık tutmaya gidemediğini söylemedi.Nobody said you couldn't go fishing.
Tom beni balık tutmaya götürmeye söz verdi.Tom promised to take me fishing.
Onu salon dolabında tutalım.Let's keep that in the hall closet.
Bizim önceliklerimizi düz tutalım.Let's keep our priorities straight.
Onu garajda tutalım.Let's keep that in the garage.
Şunu garajda tutalım.Let's keep that in the garage.
Bunu aramızda tutalım.Let's keep this between us.
Bunu gizli tutalım.Let's keep this private.
Sadece el ele tutuşalım.Let's hold hands.
Ben Tom'u tutmak istiyorum.I want to hold Tom.
Tom'un tutuklanmasını istiyorum.I want Tom arrested.
Elimi tutmak ister misin?Do you want to hold my hand?
Bunu o şekilde tutmak istiyorum.I'd like to keep it that way.
Tom'un elini tutmanı istiyorum.I want you to hold Tom's hand.
Tom'un cinayet için tutuklanmasını istiyorum.I want Tom arrested for murder.
Tom'un buradan uzak tutulmasını istiyorum.I want Tom kept away from here.
Onlardan hiçbiri Mary'nin yerini tutamıyor.None of them can hold a candle to Maria.
Gözlerini açık tutmanı istiyorum.I want you to keep your eyes open.
Tom onu onun için tutmamı istedi.Tom wanted me to hold that for him.
Sadece işleri güzel ve basit tutmak istiyorum.I just want to keep things nice and simple.
Tom bisikletini garajımda tutmak istedi.Tom wanted to keep his bicycle in my garage.
Nöbet tutmanı istiyorum.I want you to stand guard.
Gerçekten elini tutmak istiyorum.I really want to hold your hand.
Tom Mary'i şirkette tutmak istiyor.Tom wants Mary to keep him company.
Tutamayacağım sözler vermek istemiyorum.I don't want to make promises I can't keep.
Tom bakmak istemiyordu ama kendini tutamadı.Tom didn't want to look, but he couldn't help himself.
Tanaka cinayet şüphesiyle tutuklandı.Tanaka has been arrested on suspicion of murder.
O, elinde bir çiçek tutuyordu.She held a flower in her hand.
Tom Mary ile konuşuncaya kadar onu sessiz tutmamı istedi.Tom wanted me to keep it quiet until he talked to Mary.
Gelecek hafta sonu bizimle balık tutmaya gidebilip gidemeyeceğini bilmek istiyorum.I want to know if you can go fishing with us next weekend.
Tom'u meşgul tut.Keep Tom busy.
Sadece meşgul tutmaya çalışıyorum.I'm just trying to keep busy.
Çalışmalarım beni oldukça meşgul tutuyor.My studies keep me pretty busy.
Bu, Tom'u bir süre meşgul tutmalı.This should keep Tom busy for a while.
Tom çok dikkatli kayıtlar tutar.Tom keeps very careful records.
Mesleğim tutkumdur.My profession is my passion.
İşim, tutkumdur.My work is my passion.
Susanna Tamaro'nun bir kitabını elimde tutuyorum.I'm holding in my hands a book by Susanna Tamaro.
O, çenesini kapalı tutmalıydı.She should have kept her mouth shut.
Çenesini kapalı tutmalıydı.He should have kept his mouth shut.
Çenemi kapalı tutmalıydım.I should have kept my mouth shut.
Benim tutunacak dalım yok.I have no one else to turn to.
Bunu tutmaya çalışıyorum!I'm trying to hold it!
İş için başkasını tuttular.They hired someone else for the job.
Sıcak tut.Keep warm.