Ana içeriğe geç
Sözlük

turizm ile cümle

turizm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
14 kilometrelik bir plaja sahip olan Netanya, çok popüler bir turizm şehridir.جعل منها 14 كيلومتر (8.7 ميل) من الشواطئ مدينة منتجع سياحي شهيرة جدا.
Bunun temel nedeni olarak Antalya'da turizmin ve tarımın ön planda olmasıdır.و السبب الرئيسي لذلك هو أن تعد السياحة و الزراعة في أنطاليا في المقدمة.
"TAŞKUYU MAĞARASI TURİZME AÇILIYOR".شمعة من مؤسسي الجزيرة تنطفئ".
Antalya'da deniz turizmi de yine kıyı şeridi boyunca yapılmaktadır.كما يقام في أنطاليا السياحة البحرية بطول السواحل.
Dünya Turizm Örgütü.منظمة السياحة العالمية.
İki ay kadar sonra Millet Meclisi Başkanı'nın telefon emriyle tekrar turizme hizmet vermeye başlamıştır.وبعد شهرين تقريبا بدأ القصر في العمل ثانيةً كمزار سياحي بأمر هاتفي من رئيس مجلس الأمة.
Antalya yaz turizmiyle öne çıksa da kış turizminde de ülkenin önde gelen illerindendir.كما أن تعد أنطاليا من المدن التركية المتقدمة في السياحة الصيفية والرائدة أيضاً في السياحة الشتوية.
Polonya'da turizm, ülke ekonomisinde özel bir paya sahiptir.السياحة في بولندا تساهم في اقتصاد البلاد عموما.
Gömeç ilçesinde deniz turizmi hızla gelişmektedir.وتتطور بوتيرة سريعة جدا السياحة الجبلية والمائية.
İsrail ayrıca 2010 yılındaki 3.45 milyon yabancı turist ziyaretiyle dünya turizminde de iyi bir yerdedir.إسرائيل هي أيضا وجهة سياحية رئيسية، مع 3.5 مليون سائح أجنبي زاروها في عام 2012.
Marie, önemli bir turizm merkezidir.كرواتيا هي مركز سياحي رئيسي.
Nago bir turizm şehridir.نابولي تعتبر مدينة سياحية.
Turizm potansiyeline sahiptir.قطاع السياحة لديها إمكانات كبيرة للتنمية.
Halen bu yerler turizme kazandırılmak üzere beklenmektedir.كما يمكن الاستفادة من هذه الحراج في تنشيط السياحة.
Gemlik, turizm bakımından I. derecede turistik hüviyete sahip bir ilçedir.وهذا المناخ -بحد ذاته- يعتبر ميزة سياحية للولاية.
Kenny 1994-1997 yılları arası Turizm ve Ticaret Bakanı olarak görev yaptı.وشغل منصب وزير السياحة والتجارة خلال الفترة من 1994 إلى 1997.
Sanayi ve turizm, İnşaat alanlarında yatırımları vardır.العقارات و البناء شركات الاستثمار في البنى التحتية السياحية.
Ekonomisi turizm ve spor üzerine kuruludur.وتشتهر بالسياحة والرياضات المائية.
Başlıca gelir kaynağı turizm ve şeker endüstrisidir.المصادر الرئيسية الحالية للنقد الأجنبي تأتي من صناعة السياحة وصادرات السكر.
Cordoba Turizm Otoritesi.انتخب Governor of Córdoba .
Bu öneri de Aydın Valiliği'nce Kültür ve Turizm Bakanlığı'na sunulmuştur.إلا أنه فيما بعد تم نقل هذه المسؤولية إلى وزارة الثقافة والرياضة.
1970 yılında hayalet kasaba haline geldikten sonra ulusal anıt ilan edildi ve turizme açıldı.عام 1970، أعلن افتتاح هذه المدن والتي أصبحت مدن أشباح بعد هجرها، كعالم وطنية سياحية.
2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görüldü.عام 2011 جائزة الثقافة والفنون الكبرى من وزارة السياحة والثقافة جمهورية تركيا.
Ancak halkın çoğu turizm de işçi olarak çalışırlar.ويعمل أغلبية السكان بالقطاع السياحي.
İsrail'de inanç turizmi yaygındır.اللادينية في إسرائيل شائعة.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.كما اكتسبت صناعة السياحة اهتمامًا متزايدًا.
Yaşar Üniversitesi Turizm Rehberliği Bölümü.كلية الإرشاد السياحي.
Antalya'da inanç turizmi gelişme gösteren bir turizm koludur.أما عن السياحة الدينية في أنطاليا فهى تعد ذراع السياحة الذى شهد تطور باهر.
Ancak Ilıca turizme kazandırılamamıştı.ساعدت السياحة ولكنها لم تحل المشكلة تماما.
Kesennuma, Pasifik Okyanusu'na kıyısı olduğu için burada balıkçılık ve turizm çok gelişmiştir.لأن السنغال على الحدود مع المحيط الأطلسي، السمك مهم جدا.
Guyana Turizm Otoritesi.لجنة السياحة بغويانا.
Turizm amaçlı değerledirilebilir.يمكن الاستفادة منها من الناحية السياحية.
Yöredeki doğal plajlar, ülke turizmi açısından son derece önemlidir.الشؤاطى السياحية فالمنطقة تحظى بأقصى أهمية من حيث السياحة.
Ekonomi genel olarak turizme dayanmaktadır.تعتمد الجزيرة بشكل أساسي على السياحة.
Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümüne bir süre devam etmiştir.ويمضى يومه موظفًا في شركة الشرق الأوسط للأعمال الفنية.
Son yıllarda turizm de önem kazanmıştır.في السنوات الأخيرة أصبحت للسياحة اهمية متزايدة.
Bangkok'ta büyük bir maddi zarar meydana gelmiş ve turizm endüstrisi de büyük darbe almıştır.ونتيجة للحرب، فقد تعرضت البنية التحتية الاقتصادية لأضرار جسيمة، لا سيما صناعة السياحة ذات الإيرادات الغنية.
Kingstown, Saint Vincent adasının ana limanı ve tarım ve turizm endüstrilerinin merkezidir.كينغستاون هي مركز للصناعة الزراعية للجزيرة، وميناء دخول للسياح.
"Bir turizm duayeni".واجهة عنيزة السياحية".
Uçuşlar turizm ve araştırma amaçlı satın alınabilmektedir.Os voos podem ser adquiridos para propósitos de pesquisa e turismo.
ISBN 1910068276. Katar Turizm Otoritesi Katar İçişleri Bakanlığı Ziyaretçiler için vizelerISBN 1910068276 Autoridade de Turismo do Qatar Ministério do Interior do Qatar Vistos para visitantes
20 Şubat 2010’da Tayvan turizm elçisi olarak adlandırıldılar.Em 20 de fevereiro de 2010, os integrantes do grupo foram nomeados como embaixadores do turismo de Taiwan.
Kenny 1994-1997 yılları arası Turizm ve Ticaret Bakanı olarak görev yaptı.Enda Kenny já anteriormente serviu como Ministro do Turismo e do Comércio, de 1994 a 1997.
Gaziantep TurizmSergipe Turismo
Gebiz henüz keşfedilmemiş turizm potansiyeline sahip önemli bir yerleşim yeridir.O município tem um grande potencial turístico, ainda inexplorado.
Turizm açısından fazla gelişmemiştir.O turismo não está bem desenvolvido.
Turizm, adanın birincil gelir kaynağıdır.O Turismo é a principal fonte de receita da ilha.
Uzay turizmi Virgin Galactic ^Criada a primeira companhia de Turismo espacial, a Virgin Galactic.
1960'lı yıllarda kasaba bir turizm merkezi haline geldi.A partir dos anos 1960 passou a ser um local de turismo de massa.
Yabancı döviz kaynağı olarak turizm, tarımsal ihraç ürünlerinden daha önemli bir hale gelmiştir.O turismo tem se tornado mais importante que as exportações agrícolas como fonte de intercâmbio internacional.
Bali ekonomisinin %80'i turizm üzerine kuruludur.Em 2003, cerca de 80% da economia da ilha estava relacionada com o turismo.
Turizm açısından çok önemlidir.O turismo é muito importante.
İsrail’de turizm, en büyük gelir kaynaklarından biridir.O Turismo em Israel é uma das principais fontes de renda nacional.
Turizm giderek önem kazanmaktadır.O turismo rural está tendo cada vez mais importância.
Yeni turist ve turizm işlevselliği.Nova funcionalidade do turismo.
Word Tourism Organization (Dünya Turizm Örgütü).Korea Tourism Organization (em inglês).
Köy turizm alanı içindedir.Para alojamento encontra-se o turismo rural.
Türizm'e dayanık yerler ve eski eserler izler mevcuttur.Há ainda oratórios domésticos e ex-votos.
Turizm ve balıkçılık, Maldiv ekonomisinin iki temel bileşenidir.A cafeicultura e o turismo são as duas principais atividades econômicas do município.
Meceió, Mundaú Lagünü ve Atlantik Okyanusu arasında yer almakta olup önemli bir turizm merkezidir.Monróvia encontra-se em um península, entre o Oceano Atlântico e o Rio Mesurado e é um importante porto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
turizm ile cümle - Sayfa 14 - turizm kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App