Bu turşu ekonomisidir.Това е икономиката на киселата краставичка.
Bu turşu ekonomisidir.Це маринадна економіка.
Bu turşu ekonomisidir.Это экономика консервированных огурцов.
Bu turşu ekonomisidir.זו כלכלת החמוצים.
Bu turşu ekonomisidir.هذا هو الاقتصاد المخلل
Bu turşu ekonomisidir.これは今月初めに
Büyükannenin turp turşusu.Marynowana rzodkiew babci.
Büyükannenin turp turşusu.Navet mariné de mamie...
Büyükannenin turp turşusu.Omas eingelegter Rettich.
Büyükannenin turp turşusu.Ridichile murate ale bunicii.
Büyükannenin turp turşusu.Της γιαγιάς πικλες ραπανάκια.
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Af banen, pølsetysker. <i>Hersk, Britannia...</i>
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>Apa aku terlalu cepat bagimu?/ Tentu saja, sosis Jerman. <i>penguasa, Britannia...</i>
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>Gaat het te snel voor je? - Ga uit de weg stuk zuurkool.
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Går det för fort för dig?
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Por supuesto, salchicha alemana. Ganadores... Britania...
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Túl gyors vagyok? - Ne állj az utamba, német kolbász! Gyerünk, Britannia...!
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Πάω πολύ γρήγορα για σένα; - Ναι, γερμανικό λουκάνικο. Εμπρός Βρετανία!...
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>Да не съм твърде бърз за теб? - Не ми се пречкай наденичке! За Англия...
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>- Прекалено бързо за вас? - Разбира се, наденица немски език. Владетели, Britannia ...
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>?אני מהיר מדי בשבילך !זוז לי מהדרך, כרוב חמוץ - ...בריטניה לשלטון
- Çekil yolumdan lahana turşusu! <i>Yaşa, İngiltere...</i>هل أنا سريع بالنسبة لك؟ - " إبتعد عن طريقي يا " صلصة الملفوف - ... " روول بريتانيا "
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Ada roti, ada seperti acar ketimun mini, ada buah zaitun, ada bawang putih kecil.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Aveau pâine, murături din acelea micuţe, cu mărar, erau măsline şi ceapă pitică.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Bol tam chlieb, a tie malé, malinké uhorky s kôprom, boli tam olivy a tie malé biele cibuľky.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Byl tam chleba, malé nakládané houby, byly tam olivy a malé bílé cibulky.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.C'era pane, c'erano quei cetriolini sottaceto all'aneto, c'erano olive, cipolline.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Có ánh mì, có dưa leo muối có oliu, có hành trắng.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Det fanns bröd, det fanns såna där små inlagda dillgurkor, det fanns oliver, såna där små vita lökar.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Er was brood, er waren van die inni mini kleine augurken, Er waren olijven en van die kleine witte uitjes.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Es gab Brot, da waren auch diese kleinen Mini-Dillgürkchen, es gab Oliven, diese kleinen weißen Zwiebeln.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Había pan, había de esos pepinillos bien pequeños, había aceitunas, cebollas blancas en conserva.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Havia pão, havia aqueles pequenos picles, havia azeitonas, cebolas brancas pequeninas.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.빵이 있었고, 작은 딜 피클이 있었습니다. 올리브와 하얀 양파가 있었죠.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Volt kenyér, apró kis salátauborka, olivabogyó, azok a kis gyöngyhagymaszemek.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Είχε ψωμί, είχε διάφορα τουρσί, είχε ελιές, κάτι μικρά λευκά κρεμμυδάκια.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.Имало хляб, малки кисели краставички, маслини, малки бели лукчета.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.היה שם לחם, היו שם מלפפונים חמוצים קטנים, היו זיתים, הבצלים הלבנים הקטנים האלה.
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.الكثير من انواع الخبز .. والكثير من المخللات .. وانواع الزيتون .. والبصل الابيض الصغير ..
Ekmek varmış, şu küçük turşulardan varmış, zeytinler varmış, şu küçük beyaz soğanlardan varmış.オリーブやパールオニオンがありました サンドイッチ用のターキーや
- Evet, turşularına koyduklarından.Le légume qu'on fait mariner...
- Evet, turşularına koyduklarından.- Rettich zum Einlegen. Schraube 1, 4 x 4. - Ich verstehe.
- Evet, turşularına koyduklarından.- Ridichi muraþi, de exemplu.
- Evet, turşularına koyduklarından.- Taką do marynowania.
lezzetli olanı yaratmanız gerekiyor." dedi. Ve işte bu noktada lezzetli turşularımız oldu.C'est de là que viennent les pickles au zeste.
lezzetli olanı yaratmanız gerekiyor." dedi. Ve işte bu noktada lezzetli turşularımız oldu.En nu hebben we ook scherpere augurken.
lezzetli olanı yaratmanız gerekiyor." dedi. Ve işte bu noktada lezzetli turşularımız oldu.Şi de atunci avem murăturile picante.
lezzetli olanı yaratmanız gerekiyor." dedi. Ve işte bu noktada lezzetli turşularımız oldu.Y de ahí fue de donde obtuvimos los pepinillos picantes.
lezzetli olanı yaratmanız gerekiyor." dedi. Ve işte bu noktada lezzetli turşularımız oldu.Саме так ми отримали пікантні солені огірки.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ach, co zrobić? Nie ma już więcej doprawianych ogórków.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, Apa yang harus kulakukan? Tidak ada asinan timun yang tersisa.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, ce pot sa fac? Nu mai avem castravete asezonat.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, che posso fare? Non è rimasto più nessun cetriolo condito.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, làm thế nào bây giờ? Món đó đã hết rồi
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, que devrais-je faire ? Il n'y a plus de concombre assaisonné.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, vad ska jag göra? Det finns ingen inlagd gurka kvar.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, was soll ich machen? Es sind keine gewürzten Gurken übrig.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Ah, Wat nu? De gekruide komkommer is op.
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..우짜지? 오이소박이 다 떨어졌다
Malesef elimizde hiç salatalık turşusu kalmadı..Αχ, τι να κάνω; Δεν έχει μείνει καθόλου αγγούρι με καρυκεύματα.