İşler gerçekten tuhaflaştı.Things got really weird.
Senin köpeğinin ağzındaki o tuhaf şey nedir?What is that strange thing in your dog's mouth?
Ben her zaman bunun tuhaf olduğunu düşündüm.I always thought it was weird.
Ben her zaman onun tuhaf olduğunu düşündüm.I always thought that was weird.
Benim adım tuhaf görünüyor.My name sounds bizarre.
Benim adım tuhaf geliyor.My name sounds strange.
Neden Tom çok tuhaf?Why is Tom so weird?
Tom tuhaftı.Tom used to be weird.
Kurbanı kimsenin bilmemesi tuhaf.It's strange that no one knows the victim.
O biraz tuhaftı.It was kind of strange.
Tuhaf bir görüşmeydi.It was a strange interview.
Bu çok garip ve tuhaf.It's very strange and weird.
Ne kadar tuhaf.How weird.
Mary gökyüzünde tuhaf mavi bir ışık gördü.Mary saw a strange blue light in the sky.
Burada bir şey gerçekten tuhaf.Something's really weird here.
Benim puding bana tuhaf görünüyordu.My pudding looked strange to me.
Tom tuhaf bir espri anlayışı var.Tom has an odd sense of humor.
Onun hakkında tuhaf bir şey var.There's something odd about him.
Annem tuhaftır.My mother is eccentric.
Tom kadınların yanında tuhaflaşıyor.Tom's awkward around women.
Ne tuhaf bir masal!What a bizarre tale!
Boston'da tuhaf bir şey oluyor.Something strange is happening in Boston.
Bu ormanda tuhaf şeyler meydana geldi.Strange things have happened in these woods.
Sen tuhaf bir kızsın, Mary.You're a peculiar girl, Mary.
Birdenbire ayağa kalktı, çok solgundu ve gözlerinde tuhaf bir ışık vardı.Suddenly she stood up, very pale, and with a strange light in her eyes.
Tom tuhaf bir şekilde davranıyor.Tom is behaving oddly.
Bizim hepimizin kendi tuhaflıklarımız var.We all have our own eccentricities.
Tuhaf bir fikir.That's a strange idea.
O şimdiye kadar gördüğüm en tuhaf şeylerden biri.That's one of the weirdest things I've ever seen.
Tom bir şeyin tuhaf olduğunu fark etti.Tom noticed something was odd.
Tom tuhaf bir şey fark etti.Tom noticed something strange.
İşe giderken tuhaf bir şey gördüm.I saw something weird on my way to work.
Tom'un o kadar tuhaf olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is that weird.
Tom tuhaf görünümlü bir şapka takıyor.Tom is wearing a strange-looking hat.
Tuhaf bir şey göremiyorum.I can't see a freaking thing!
Tuhaf birisin ama senden hoşlanıyorum.You're a weird one, but I like you.
Tom tuhaf bir biçimde konuşuyor.Tom speaks in a strange way.
Tom'un tuhaf bir konuşma tarzı var.Tom has a strange way of talking.
Burası tuhaf kokuyor.It smells strange here.
Güzellik tuhaf şeyler yapabilir.Beauty can do strange things.
Tom tuhaf bir biçimde davranmaya başladı.Tom started to behave strangely.
Zamanlamayı tuhaf buluyorum.I find the timing odd.
O ne tuhaf?How strange is that?
Hayat çok tuhaf.Life is so strange.
Gerçekten, gerçekten tuhaf.It's really, really strange.
Bu gerçekten tuhaf.It's really strange.
O çok, çok tuhaf.That's very, very odd.
Tom kesinlikle tuhaf bir çocuk.Tom certainly is an odd kid.
Bunun çok tuhaf bir tesadüf olduğunu düşünmüyor musun?Don't you think that's a very strange coincidence?
Bazı insanlar tuhaf olduğumu söylerler.Some people say that I'm weird.
Çalışmamak tuhaf hissettiriyor.It feels weird not working.
Bu sabah tuhaf bir telefon aldım.I received a strange phone call this morning.
Onlar Tom'un çok tuhaf olduğunu söylüyorlar.They say Tom is very peculiar.
Ben tuhaf değilim.I'm not weird.
Polis bunun tuhaf olduğunu düşündü.The police thought this was odd.
Bazı insanlar biraz tuhaf olduğumu söylüyor.Some people say I'm a little weird.
Birçok tuhaf fikirlerin var.You have a lot of strange ideas.
Sen tuhaf bir kimsesin.You are a strange individual.
Sen tuhaf bir kişisin.You are a strange individual.
Sen tuhaf bir adamsın.You are a strange person.