Ana içeriğe geç
Sözlük

trombon ile cümle

trombon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
59
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Hatalısın. O, trombon değil bass çalar.You're mistaken. He plays bass, not trombone.
Ben her zaman trombon çalmayı istedim.I've always wanted to play the trombone.
Tom yirmi yaşına kadar trombon çalmaya başlamadı.Tom didn't start to play the trombone until he was twenty.
Tom on iki yaşında iken trombon derslerine başladı.Tom began trombone lessons when he was twelve years old.
Trombon çalardım.I used to play the trombone.
Tom'un trombonu çok iyi çaldığını bilmiyordum.I didn't know Tom could play the trombone so well.
Gençken trombon çalardım.I played the trombone when I was younger.
Tom trombon çalıyor.Tom plays the trombone.
Trombon çalmayı bildiğine dair hiç bir fikrim yok.I had no idea you knew how to play the trombone.
Senin yeni bir trombon satın aldığını duydum.I heard you bought a new trombone.
Tom bana artık kullanmadığı bir trombonu olduğunu söyledi.Tom told me he had a trombone he wasn't using anymore.
Yeni trombonumu görmek ister misin?Would you like to see my new trombone?
Tom çok iyi trombon çalar.Tom plays the trombone very well.
Trombon çalabildiğini bilmiyordum.I didn't know you could play the trombone.
Tom trombon çalabilen tanıdığım tek kişi değil.Tom is the only person I know who can play the trombone.
Trombon çalar mısın?Do you play the trombone?
Tom'un trombon çaldığını biliyor muydun?Did you know Tom plays the trombone?
Yanılıyorsun: o kontrbas çalar, trombon değil.You are mistaken: he plays double bass, not trombone.
Ben eski trombonumu Tom'a vermeliydim.I should've given Tom my old trombone.
Keşke nasıl trombon çalacağımı bilsem.I wish I knew how to play the trombone.
Ben bir cazz kombosunda trombon çalardım.I used to play the trombone in a jazz combo.
Tom okul bandosunda bir trombon çalıcısıdır.Tom is a trombone player in the school band.
O, Tom'un trombonu değil.That isn't Tom's trombone.
Ben de trombon çalıyorum.I also play the trombone.
Trombon çalabilir misin?Can you play the trombone?
Tom yeni bir trombon alacak.Tom will buy a new trombone.
Tom neredeyse üç yıldır trombon çalıyor.Tom has been playing the trombone for almost three years.
Yeni bir trombon satın almak istiyorum.I want to buy a new trombone.
Ben trombon çalarım.I play the trombone.
Trombon çalmayı bildiğine dair hiçbir fikrim yok.I had no idea that you knew how to play the trombone.
Madalena, Antonio, Don Prudenzio ve diğer çalışanlar ile misafir Baron Trombonok yardıma gelirler..Maddalena, Antonio, Don Prudenzio and the servants arrive, together with Baron Trombonok.
1957 yılında Tharpe, İngiliz tromboncu Chris Barber ile tura çıktı.In 1957, Tharpe was booked for a month-long tour of the UK by British trombonist Chris Barber.
Buna ek olarak Caz ve Piston trombonlar belirli tür müziklerde sıkça kullanılır.Jitterbug and foxtrot music are often included in this category.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Never look at the trombones -- it only encourages them.
Johnson bebop tarzda müzik yapan ilk tromboncularından biriydi.[1][2]Johnson was one of the earliest trombonists to embrace bebop.[2]
Drew Pelisek - Bas, Vokal (2012-2016) Garrick Arden - Trombon (2009-2011)Drew Pelisek – bass, vocals (2012–2016) Garrick Arden - trombone (2009-2011)
Son döneminde ise trombon ve perküsyon da dahil olmuştur.À ce moment-là, l'Orchestre comprenait une section de trombone/trompette.
Madalena, Antonio, Don Prudenzio ve diğer çalışanlar ile misafir Baron Trombonok yardıma gelirler..Maddalena, Antonio, Don Prudenzio y los sirvientes llegan, junto con el barón Trombonok.
İki veya üç tromboncu genelde standart olarak kabul edilmiştir.Duas doses ou três doses da forma oral, normalmente são recomendadas.
Üflemeli çalgılar kısmı: Trompet, trombon ve bazen saksafon kullanılır.Trupele funk au de asemenea și un saxofon, o trompetă și în unele cazuri un trombon.
Zagrep'teki 7. Yugoslavya Müzik Yarışması'nda trombon dalında birincilik ödülünü aldı.ザグレブで開催された第7回ユーゴスラビア音楽コンクールで優勝。
Son döneminde ise trombon ve perküsyon da dahil olmuştur.Također su istodobno odbačeni i slučajevi protiv Tromblona i Maslova.
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Jangan pernah melihat ke trombone -- itu hanya akan menyemangati mereka.
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Kijk nooit naar de trombones -- het moedigt ze alleen maar aan.
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.그를 격려하게 될 뿐이다."
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nu te uita niciodată la tromboane -- asta nu face decât să le încurajeze.
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.זה רק מעודד אותם.
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.فهذا يقوم بتشجيعهم
Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.(笑)
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Det säger: se aldrig åt trombonerna -- du uppmuntrar dem bara.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Ne regardez jamais les trombones -- ça ne fait que les encourager.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nie auf die Posaunen schauen - das ermuntert sie nur.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nigdy nie patrz na puzonistów -- to ich tylko ośmiela.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nikdy se nedívejte na pozouny -- jenom byste je tím povzbudili.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Nunca mires a los trombones -- esto sólo les anima.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Soha ne nézzen a harsonákra csak felbátorítja őket!
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Ποτέ μην κοιτάς τα τρομπόνια -- απλώς τα ενθαρρύνεις.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Никога не гледайте тромбоните - това само ги насърчава.
Diyordu ki: Asla trombonlara bakma -- bu sadece onları cesaretlendirir.Она гласит: никогда не смотри в сторону тромбонов - их это только воодушевляет.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod