Ana içeriğe geç
Sözlük

torba ile cümle

torba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Τοτε εσχισαν τα ιματια αυτων και φορτωσαντες εκαστος τον ονον αυτου, επεστρεψαν εις την πολιν.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.И разодрали они одежды свои, и, возложив каждый на осла своего ношу, возвратились в город.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.Тогава раздраха дрехите си, натовариха всеки осела си, и се върнаха в града.
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.ויקרעו שמלתם ויעמס איש על חמרו וישבו העירה׃
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.فمزقوا ثيابهم وحمّل كل واحد على حماره ورجعوا الى المدينة
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.他 們 就 撕 裂 衣 服 、 各 人 把 馱 子 抬 在 驢 上 、 回 城 去 了
Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.他 們 就 撕裂 衣服 、 各人 把 馱子抬 在 驢上 、 回城 去了
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.Ha bemégy a te felebarátodnak szõlõjébe, egyél szõlõt kívánságod szerint jóllakásodig, de edényedbe ne rakj.
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.네 이웃의 포도원에 들어갈 때에 마음대로 그 포도를 배불리 먹어도 가하니라 그러나 그릇에 담지 말 것이요
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.כי תבא בכרם רעך ואכלת ענבים כנפשך שבעך ואל כליך לא תתן׃
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.اذا دخلت كرم صاحبك فكل عنبا حسب شهوة نفسك شبعتك ولكن في وعائك لا تجعل.
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.你 進 了 鄰 舍 的 葡 萄 園 、 可 以 隨 意 喫 飽 了 葡 萄 、 只 是 不 可 裝 在 器 皿 中
‹‹Komşunuzun bağına girdiğinizde doyuncaya dek üzüm yiyebilirsiniz, ama torbanıza koymayacaksınız.你 進 了 鄰舍 的 葡萄園 、 可以 隨意 喫飽 了 葡萄 、 只是 不可裝 在 器皿 中
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Are umflături sub ochii mici incolori şi cute care pleacă din acestea."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Aveva delle borse sotto gli occhi spenti con rughe dappertutto."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Az apró, színtelen szemei alatt táskák voltak, amikből ráncok indultak ki."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Der er rande under de små farveløse øjne med furer løbende fra dem."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.En pufjes onder de kleine kleurloze ogen waar rimpels uit komen."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Er hatte Säcke unter den kleinen, farblosen Augen mit Falten, die sich von ihnen ausbreiteten."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Il y avait des cernes en dessous de petits yeux sans couleurs avec des plis essayant de les fuir."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.주름이 지나가는 작은 무색의 눈 아래는 부풀어 있었다.
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Ma podkrążone małe bezbarwne oczka, od których rozchodzą się zmarszczki".
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Sự vênh váo dưới đôi mắt ti hí không màu với toàn nếp nhăn."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Tiene bolsas debajo de sus ojitos sin gracia; con arrugas que salen de ellos".
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.Τα δυο του άχρωμα μάτια είναι πρησμένα και ρυτιδιασμένα".
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.У него мешки под маленькими бесцветными глазками и складки вокруг".
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.ישנן 'שקיות' מתחת לעיניו חסרות הצבע עם קמטים לכל כיוון."
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.لقد كانت هنالك انتفاخات تحت الأعين عديمة الألوان و تجعدات حولها"
Küçük renksiz gözlerinin altında kırışık dolu torbalar vardı." diyor.しわがある」 (笑い)
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...[C'erano] soldati seduti nell'angolo di un muro di sacchi, che gridavano e si agitavano.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Des soldats assis dans un coin du mur en sac de sable, tremblant et criant.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...병사들은 모래 진지의 구석에 앉아서 비명을 지르며 몸부림을 쳤습니다.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Soldados sentados en la esquina de la barricada, temblando y gimiendo.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Soldaten die bevend en schreeuwend in de hoek van een zandzakmuur zitten.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Soldaten saßen zitternd und schreiend in Ecken von Sandsack-Mauern.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Soldati in spatele unui zid de saci cu nisip, tremurand si tipand.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Żołnierze siedzą w kącie, za murem z worków z piaskiem, trzęsą się i krzyczą.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...Войници стоят в ъгъла на стена от торби пясък, треперят и пищят.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...В углу песчаного укрепления сидели солдаты - они дрожали и кричали.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...חיילים שישבו בפינת קיר-המגן, רועדים וצורחים.
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...جنود يجلسون في زاوية بها رمل , يرتجفون و يصرخون .
Kum torbalarının üzerine oturmuş titreyen, çığlık atan askerleri...衛生兵は怯えて機能してない
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Bạn chỉ cần xúc chúng vào túi, rồi phơi khô.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.En gros vous les fourrez toutes dans des sacs et vous les faites sécher.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Je schept ze allemaal in zakken en laat ze drogen.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.삽 같은 것으로 자루에 담고 건조시킵니다.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Le arunci în saci cu lopata și le usuci.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Mereka menyekopnya, menaruhnya di dalam karung dan mengeringkannya.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Nahádžete ich do vreciek a vysušíte ich.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Se las amontona en bolsas y se las deja secar.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Si raccolgono, tipo, tutti in dei sacchetti e si fanno seccare.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Und beschriftet sie. Man macht hier und da auch ein paar technische Dinge.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Vlastně je nahrnete do tašek a usušíte.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Zbiera się je do torebek i suszy.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Zsákokba lapátoljuk és kiszárítjuk őket.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Τους τοποθετείς σε τσάντες και τους ξηραίνεις.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.Закидывают лопатой в мешки и сушат.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.מכניסים אותם לשקיות ומייבשים אותם.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.تقوم بتجميعها في حقائب وتجففها.
Kürekle torbalara doldurup, sonra da kurutuyorsunuz.ラベリングもします。あるところでは
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod