Ana içeriğe geç
Sözlük

topraktan ile cümle

topraktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Але тієї весни нові пуп"янки з"явилися з землі.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Но в ту весну, новые ростки проростали из земли.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.Но на следващата пролет имало нови пъпки, които излезли от земята.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.מומחים אמרו שיקח 75 שנה
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.ولكن في هذا الربيع ، كان هناك براعم جديدة ظهرت من الأرض.
Ama bu baharda, topraktan fırlayan yeni tomurcuklar gördüm.私があなた方と会う その瞬間
Bir harita oluşturmak istiyordum. Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.A to co jsem chtěl udělat bylo zmapovat cyklus, kde je těžba, kde se ze země berou suroviny.
Bir harita oluşturmak istiyordum. Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.Ceea ce vreau să fac este să trasez o hartă a extracţiei petrolului din pământ, a rafinării acestuia.
Bir harita oluşturmak istiyordum. Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.Tôi muốn đánh dấu những vòng cung khai thác dầu, nơi mà người ta lấy lên từ lòng đất. tinh luyện.
Bir harita oluşturmak istiyordum. Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.Vad jag vill göra är att så att säga kartlägga hur vi tar olja, var vi borrar upp den från marken, förädling.
Bir harita oluşturmak istiyordum. Haritanın ilk bölümü petrolü topraktan çıkardığımız yer yani rafineriydi.Онова, което искам да направя, е един вид карта, че има извличане, откъде го вземаме от земята, рафиниране.
Biz bundan yaklaşık 6 sene önce, topraktan başladık.Abbiamo iniziato da terra grezza. circa 6 anni fa.
Biz bundan yaklaşık 6 sene önce, topraktan başladık.Zaczęliśmy od surowej ziemi. około 6 lat temu.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.A jako sme niesli obraz zemského, tak ponesieme aj obraz nebeského.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.A jakośmy nosili wyobrażenie ziemskiego, tak też będziemy nosili wyobrażenie niebieskiego.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.A jakož jsme nesli obraz zemského, takť poneseme obraz i nebeského.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Dus, zoals wij op de aardse Adam lijken, zullen wij ook op de hemelse Christus lijken.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.E, assim como trouxemos a imagem do terreno, traremos também a imagem do celestial.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.E come abbiamo portato l'immagine dell'uomo di terra, così porteremo l'immagine dell'uomo celeste
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.És a miképen hordtuk a földinek ábrázatját, hordani fogjuk a mennyeinek ábrázatját is.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Et de même que nous avons porté l`image du terrestre, nous porterons aussi l`image du céleste.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.In kakor smo nosili podobo prstenega, nosili bomo tudi podobo nebeškega.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Ja niinkuin meissä on ollut maallisen kuva, niin meissä on myös oleva taivaallisen kuva.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.우리가 흙에 속한 자의 형상을 입은것 같이 또한 하늘에 속한 자의 형상을 입으리라
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Och såsom vi hava burit den jordiskas gestalt, så skola vi ock bära den himmelskas gestalt.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Og ligesom vi have båret den jordiskes Billede, således skulle vi også bære den himmelskes Billede!
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.og likesom vi har båret den jordiskes billede, så skal vi og bære den himmelskes billede.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Şi după cum am purtat chipul celui pămîntesc, tot aşa vom purta şi chipul Celui ceresc.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Und wie wir getragen haben das Bild des irdischen, also werden wir auch tragen das Bild des himmlischen.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.Y así como hemos llevado la imagen del terrenal, llevaremos también la imagen del celestial
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.και καθως εφορεσαμεν την εικονα του χοικου, θελομεν φορεσει και την εικονα του επουρανιου.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.И как мы носили образ перстного, будем носить и образ небесного.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.І яко ж носили ми образ земного, так носити мем і образ небесного.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.но благодарение Богу, Който ни дава победа чрез нашия Господ Исус Христос.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.וכאשר לבשנו דמות האדם אשר מעפר כן נלבש גם דמות האדם אשר מן השמים׃
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.وكما لبسنا صورة الترابي سنلبس ايضا صورة السماوي.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.我 們 既 有 屬 土 的 形 狀 、 將 來 也 必 有 屬 天 的 形 狀
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.我 們既 有 屬土 的 形狀 、 將來 也 必 有 屬天 的 形狀
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›a bude jako svetlo rána, keď vychádza slnce, ráno bez oblakov, keď od jasu po daždi pučí zeleň zo zeme.
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›han stråler som Morgenrøden, som den skyfri Morgensol, der fremlokker Urter af Jorden efter Regn."
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›저는 돋는 해 아침 빛 같고 구름 없는 아침 같고 비 후의 광선으로 땅에서 움이 돋는 새 풀 같으니라 하시도다
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›וכאור בקר יזרח שמש בקר לא עבות מנגה ממטר דשא מארץ׃
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›وكنور الصباح اذا اشرقت الشمس. كعشب من الارض في صباح صحو مضيء غبّ المطر.
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›他 必 像 日 出 的 晨 光 、 如 無 雲 的 清 晨 、 雨 後 的 晴 光 、 使 地 發 生 嫩 草
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›他 必 像 日出 的 晨光 、 如 無雲 的 清晨 、 雨 後 的 晴光 、 使 地 發生 嫩草
Burnumu topraktan kaldırmadan çalışıp durdum.Μα, τι λέτε τώρα; Πηγαίνετε στο σπίτι σας. Θέλετε να έρθω μαζί σας;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Albowiem nie z prochu wychodzi utrapienie, ani z ziemi wyrasta kłopot.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Bukan dari bumi kejahatan muncul; bukan dari tanah kesusahan timbul
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Ciertamente la aflicción no sale del polvo, ni el sufrimiento brota de la tierra
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Denn Mühsal aus der Erde nicht geht und Unglück aus dem Acker nicht wächst;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.For ikke skyter ulykke op av støvet, og møie spirer ikke frem av jorden;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Kajti nesreča ne prihaja iz prahu, in iz zemlje ne poganja nadloga,
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.재앙은 티끌에서 일어나는 것이 아니요 고난은 흙에서 나는 것이 아니라
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Lebo bieda nepochádza z prachu, ani nepučí trápenie zo zeme.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Le malheur ne sort pas de la poussière, Et la souffrance ne germe pas du sol;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Mert nem porból támad a veszedelem s nem földbõl sarjad a nyomorúság!
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Neboť nepochází z prachu trápení, aniž se z země pučí bída.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Nenorocirea nu răsare din ţărînă, şi suferinţa nu încolţeşte din pămînt.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Non esce certo dalla polvere la sventura né germoglia dalla terra il dolore
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Porque a aflição não procede do pó, nem a tribulação brota da terra;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod