Ana içeriğe geç
Sözlük

toprakta ile cümle

toprakta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.וכאשר לבשנו דמות האדם אשר מעפר כן נלבש גם דמות האדם אשר מן השמים׃
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.وكما لبسنا صورة الترابي سنلبس ايضا صورة السماوي.
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.我 們 既 有 屬 土 的 形 狀 、 將 來 也 必 有 屬 天 的 形 狀
Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.我 們既 有 屬土 的 形狀 、 將來 也 必 有 屬天 的 形狀
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.A planta que pica era um indicador de elevados níveis de concentrações de nitrogénio no solo.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Das war kein Zufall, denn die Brennnessel ist ein Indikator für eine hohe Stickstoffkonzentration im Boden.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Då växte de runt en komposthög som också användes som upplagringsplats för hönsgödsel.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Ešte z detských čias má v živej pamäti, ako rástla v susedovej záhrade.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.La «lluvia ácida» se forma cuando el aire contiene altos niveles de óxidos de azufre y nitrógeno.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Luftforurening kender ingen landegrænser, og derfor skal
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.„Ploile acide” se formează atunci când în aer există oxizi de sulf şi de azot în cantităţi mari.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Silloin nokkosia kasvoi kompostin ympärillä, jonne myös kananlanta kärrättiin.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.To ni bilo naključje – pekoče rastline so pokazatelj visoke koncentracije dušika v prsti.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Toutefois, un excès d'azote peut entraîner de graves problèmes environnementaux et sanitaires.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Ze heeft levendige herinneringen aan deze planten, die ze als kind in de tuin van de buurman zag.
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Τον Ιανουάριο του 2008, η Ευρωπαϊκή Επιτροπή πρότεινε δέσμη μέτρων για το κλίμα και την ενέργεια ώστε να:
Bu dikenli bitki, topraktaki yüksek azot konsantrasyonlarının göstergesi niteliğindedir.Това не е случайно – парещата коприва е индикатор за висока концентрация на азот в почвата.
Bu en acil fiyatları en iyi şey haline gelmek olabilir Papa'nın Toprakta müttefikleri hatırlıyorumles sols agricoles sont également devenus gravement démoralisé
Bu en acil fiyatları en iyi şey haline gelmek olabilir Papa'nın Toprakta müttefikleri hatırlıyorumTämä kiireellisimpien hinnoin saattaa osoittautua paras juttu paavi
Bu gibi değişiklikler, topraktaki organik karbon rezervlerinde azalmaya ve COKohlenstoffbestände im Boden und einen erheblichen Anstieg der CO
Bu gibi değişiklikler, topraktaki organik karbon rezervlerinde azalmaya ve COSådana förändringar kan leda till en minskning av lagrat organiskt kol och därmed till avsevärt ökade
Bu gibi değişiklikler, topraktaki organik karbon rezervlerinde azalmaya ve COTakéto zmeny môžu viesť k poklesu zásob pôdneho organického uhlíka – ak podstatnému zvýšeniu emisií CO
Bu gibi değişiklikler, topraktaki organik karbon rezervlerinde azalmaya ve COTakové změny mohou vést k poklesu zásob organického uhlíku v půdě – a následnému zvýšení emisí CO
Bu gibi değişiklikler, topraktaki organik karbon rezervlerinde azalmaya ve COTällaiset muutokset voivat johtaa maaperän orgaanisen hiilen määrän laskuun ja CO
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›a bude jako svetlo rána, keď vychádza slnce, ráno bez oblakov, keď od jasu po daždi pučí zeleň zo zeme.
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›han stråler som Morgenrøden, som den skyfri Morgensol, der fremlokker Urter af Jorden efter Regn."
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›저는 돋는 해 아침 빛 같고 구름 없는 아침 같고 비 후의 광선으로 땅에서 움이 돋는 새 풀 같으니라 하시도다
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›וכאור בקר יזרח שמש בקר לא עבות מנגה ממטר דשא מארץ׃
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›وكنور الصباح اذا اشرقت الشمس. كعشب من الارض في صباح صحو مضيء غبّ المطر.
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›他 必 像 日 出 的 晨 光 、 如 無 雲 的 清 晨 、 雨 後 的 晴 光 、 使 地 發 生 嫩 草
Bulutsuz bir sabah, Şafakta görünen gün ışığı gibidir, Parlaklığı yağmurdan sonra topraktan ot bitirir.›他 必 像 日出 的 晨光 、 如 無雲 的 清晨 、 雨 後 的 晴光 、 使 地 發生 嫩草
Burnumu topraktan kaldırmadan çalışıp durdum.Μα, τι λέτε τώρα; Πηγαίνετε στο σπίτι σας. Θέλετε να έρθω μαζί σας;
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.A gdy przestała padać rosa, oto, ukazało się na puszczy coś drobnego, okrągłego drobnego jako szron na ziemi.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.그 이슬이 마른 후에 광야 지면에 작고 둥글며 서리 같이 세미한것이 있는지라
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Lớp sương đó tan đi , trên mặt đồng vắng thấy có vật chi nhỏ , tròn , như hột sương đóng trên mặt_đất .
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Lớp sương đó tan đi, trên mặt đồng vắng thấy có vật chi nhỏ, tròn, như hột sương đóng trên mặt đất.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Og da duggen gikk bort, se, da lå det utover ørkenen noget fint, kornet, fint som rim på jorden.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Toen de dauw was opgetrokken, bleef er een dunne, schilferachtige laag op de woestijnbodem achter.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.Und als der Tau weg war, siehe, da lag's in der Wüste rund und klein wie der Reif auf dem Lande.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.роса поднялась, и вот, на поверхности пустыни нечто мелкое, круповидное, мелкое, как иней на земле.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.ותעל שכבת הטל והנה על פני המדבר דק מחספס דק ככפר על הארץ׃
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.ولما ارتفع سقيط الندى اذا على وجه البرية شيء دقيق مثل قشور. دقيق كالجليد على الارض.
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.露 水 上 升 之 後 、 不 料 、 野 地 面 上 有 如 白 霜 的 小 圓 物
Çiy eriyince, toprakta, çölün yüzeyinde kırağıya benzer ince pulcuklar göründü.露水 上升 之後 、 不料 、 野地 面上 有如 白霜 的 小 圓物
CO2 salınımına yol açtığını görebilirsiniz. Ve hatta bu topraktaki ayak izini hesaba katmıyor.A to i bez započtení stopy na pozemcích.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Albowiem nie z prochu wychodzi utrapienie, ani z ziemi wyrasta kłopot.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Bukan dari bumi kejahatan muncul; bukan dari tanah kesusahan timbul
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Ciertamente la aflicción no sale del polvo, ni el sufrimiento brota de la tierra
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Denn Mühsal aus der Erde nicht geht und Unglück aus dem Acker nicht wächst;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.For ikke skyter ulykke op av støvet, og møie spirer ikke frem av jorden;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Kajti nesreča ne prihaja iz prahu, in iz zemlje ne poganja nadloga,
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.재앙은 티끌에서 일어나는 것이 아니요 고난은 흙에서 나는 것이 아니라
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Lebo bieda nepochádza z prachu, ani nepučí trápenie zo zeme.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Le malheur ne sort pas de la poussière, Et la souffrance ne germe pas du sol;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Mert nem porból támad a veszedelem s nem földbõl sarjad a nyomorúság!
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Neboť nepochází z prachu trápení, aniž se z země pučí bída.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Nenorocirea nu răsare din ţărînă, şi suferinţa nu încolţeşte din pămînt.
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Non esce certo dalla polvere la sventura né germoglia dalla terra il dolore
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Porque a aflição não procede do pó, nem a tribulação brota da terra;
Çünkü dert topraktan çıkmaz, Sıkıntı yerden bitmez.Sillä onnettomuus ei kasva tomusta, eikä vaiva verso maasta,
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod