toprağın ile cümle

toprağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Öldüğümde, toprağın altına gireceğim ve çoğunuz bana katılacaksınız.Kiedy umrę, zostanę pochowany i większość z was dołączy do mnie.
Öldüğümde, toprağın altına gireceğim ve çoğunuz bana katılacaksınız.Lorsque je mourrai, je serai six pieds sous terre, et la plupart d'entre vous m'y rejoindroint.
Öldüğümde, toprağın altına gireceğim ve çoğunuz bana katılacaksınız.Quando morirò, finirò sotto terra e molti di voi mi raggiungeranno.
Öldüğümde, toprağın altına gireceğim ve çoğunuz bana katılacaksınız.אז למה השוני ביני לבין כל אחד אחר.
Öldüğümde, toprağın altına gireceğim ve çoğunuz bana katılacaksınız.عندما أموت سأدفن تحت الأرض بمترين وجميعنا سيكون له نفس المصير
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.저는 피곤에 쩔어 충혈된 그들의 눈을 보았던 것을 기억합니다. 많은 사람들이 지하에서 72시간이나 일을 한거거든요.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Emlékszem, ahogyan a fáradt, bevérzett szemükbe néztem, sokan közülük 72 órát töltöttek a föld alatt.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Ik herinner me hun moeë, bloeddoorlopen ogen. Velen waren 72 uur ondergronds geweest.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Mă uitam în ochii lor obosiți și roșii, mulți dintre ei stătuseră în mină 72 de ore.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Pamatuji si pohled do jejich unavených, krví podlitých očí, protože mnoho z nich bylo pod zemí 72 hodin.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Pamiętam ich przekrwione oczy. Wielu z nich było pod ziemią ponad 72 godziny.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Recuerdo que miré sus ojos cansados, irritados, dado que muchos habían estado bajo tierra durante 72 horas.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Spomnim se njihovih utrujenih, krvavih oči, saj so bili mnogi pod zemljo 72 ur.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Tôi vẫn nhớ khi nhìn vào đôi mắt đỏ quạch, mệt mỏi của họ vì nhiều người đã ở dưới lòng đất tới 72 giờ.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Спомням си, че като гледах в изморените им, зачервени очи много от тях са били под земята за 72 часа.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Я запомнила их уставшие, красные глаза, потому что многие из них находились под землёй 72 часа.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.Я пам'ятаю їхні стомлені, налиті кров'ю очі, адже багато з них були під землею протягом 72 годин.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.אני זוכרת שהבטתי בעיניהם העייפות והאדומות, כי רבים מהם היו מתחת לאדמה במשך 72 שעות.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.أتذكر عندما كنت أنظر إلى أعينهم المتعبة والمحتقنة بالدم، لأن الكثير منهم كانوا يعملون تحت الأرض لمدة 72 ساعة.
Onların yorgun, kan çanağına dönmüş gözlerine baktığımı hatırlıyorum, çoğu 72 saattir toprağın altındaydı.彼らの多くは72時間も地下に潜ったままでした 縦穴の深さは90mあります 彼らは重い石が入った袋を
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.As primeiras linhas transformavam-se num inferno, fazendo parecer que a terra estava a arder.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Die Frontlinien wurden zum Inferno, es schien, also ob die Erde selbst in Flammen stünde.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.최전방이 지옥으로 변하고 마치 온 대지가 불 타는 것 같았습니다.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.La ligne de front se transformait en brasier, donnant l'impression que la terre elle-même était en feu.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Las líneas del frente se volvían un infierno, haciendo ver como si la misma tierra ardiera en llamas.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Le file anteriori diventavano un inferno, facendo sembrare che la terra stessa fosse infuocata.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Pierwsze linie ataku zamieniały się w piekło, wyglądało to, jakby ziemia była w ogniu.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Primele linii se transformau într-un infern, făcând să pară că întregul pământ era în flăcări.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Tiền tuyến sẽ biến thành hỏa ngục, làm cho mặt đất trông như là đang cháy.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Η πρώτη γραμμή μετατρεπόταν σε ηφαίστειο, δίνοντας την εντύπωση ότι καιγόταν η ίδια η γη.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.Передовая превращалась в геенну огненную, и казалось, будто горит сама земля.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.השורות הקדמיות היו הופכות לכבשן, וגרמו לאדמה עצמה להראות כאילו היא עולה באש.
Ön saflar tam bir cehenneme dönüyordu; sanki yanan şey toprağın kendisiymiş gibi.الخط الدفاعي الاول سيتحول لجحيم وكأن الارض نفسها تشتعل.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Cette microflore est impliquée dans la plupart des fonctions-clés du sol.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Deze fauna en flora zijn betrokken bij de meeste sleutelfuncties van de bodem.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Diese Biota sind an den meisten Schlüsselfunktionen im Boden beteiligt.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Esta biota participa en la mayoría de las funciones clave del suelo.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Nämä eliöt ovat mukana useimmissa tärkeimmistä maaperän toiminnoista.
O yüzden, AB’de toprağın bozulma süreci yaygın olduğundan, toprağın korunması, temel bir çevre sorunudur (bkz.Тази биота, е въвлечена в повечето от основните функции на почвата.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.A kürtölésnek ebben az esztendejében, kapja vissza ismét kiki az õ birtokát.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Dalam tahun itu semua tanah yang sudah dijual harus dikembalikan kepada pemiliknya yang semula
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Dans cette année de jubilé, chacun de vous retournera dans sa propriété.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Das ist das Halljahr, da jedermann wieder zu dem Seinen kommen soll.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.En este año de jubileo volveréis, cada uno a su posesión
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.I dette jubelår skal I komme tilbake, enhver til sin eiendom.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.I Jubelåret skal enhver af eder vende tilbage til sin Ejendom.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.În anul acesta de veselie, fiecare din voi să se întoarcă la moşia lui.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.In quest'anno del giubileo, ciascuno tornerà in possesso del suo
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Ja, in dat jubeljaar zal ieder terugkeren naar zijn oorspronkelijk familiebezit.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.이 희년에는 너희가 각기 기업으로 돌아갈지라
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Nesse ano do jubileu tornareis, cada um � sua possessão.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Riemuvuotena saa jokainen teistä palata perintömaallensa.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Toho léta milostivého navrátí se jeden každý k statku svému.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Trong năm hân hỉ nầy , các sản_nghiệp đều sẽ trở_về nguyên_chủ .
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Trong năm hân hỉ nầy, các sản nghiệp đều sẽ trở về nguyên chủ.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Under ett sådant jubelår skall var och en av eder återfå sin arvsbesittning.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.V tem milostnem letu naj vsakdo zopet posede lastnino svojo.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.V tomto roku plesania navrátite sa každý do svojho državia.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.Εις το ετος τουτο της αφεσεως θελετε επιστρεψει εκαστος εις το κτημα αυτου.
‹‹ ‹Özgürlük yılında herkes kendi toprağına dönecek.В тая юбилейна година да се върнете, всеки на притежанието си.

İlgili Sayfalar