Ana içeriğe geç
Sözlük

topla ile cümle

topla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Resmi olmayan bir toplantıydı.It was an informal meeting.
Gayri resmî bir toplantıydı.It was an informal meeting.
Toplantıya birçok insan katıldı.Many people attended the meeting.
Hizmetçiye yatakları toplamasını söyle.Tell the maid to make the beds.
Esirler, toplama kampından kaçtı.The prisoners fled from the concentration camp.
Tom toplantıyı büyük ölçüde unuttu.Tom pretty much forgot about the meeting.
Toplantı ne zaman sona erdi?What time did the meeting end?
Toplantıyı kaçırmadın.You didn't miss the meeting.
Toplantıyı kaçırmadınız.You didn't miss the meeting.
Herhangi bir resmi kıyafet toplamadım.I didn't pack any formal clothes.
Çiçekleri toplamayabilirsin.You may not pick the flowers.
Bu raporu toplantıdan önce bitirmek için neredeyse zamanım yoktu.I barely had time to finish this report before the meeting.
Kesinlikle toplantıya katılma niyetindeyim.I certainly intend to attend the meeting.
Planlanan bir toplantımız olduğunu fark etmemiştim.I didn't realize we had a meeting scheduled.
Toplantının ne zaman başladığını bilmiyorum ama en az otuz dakika önce başladı.I don't know when the meeting started, but it started at least thirty minutes ago.
Yarınki toplantıya katılabilip katılamayacağımı bilmiyorum.I don't know whether I'll be able to attend tomorrow's meeting.
Pul topladığın konusunda hiç bir fikrim yoktu.I had no idea you collected stamps.
Toplantıdan önce yapacak bazı şeylerimiz vardı.I had some things to do before the meeting.
Toplantıya gitmemeyi düşünmemiştim.I hadn't considered not going to the meeting.
Elmalar henüz toplamak için hazır değil.The apples are not ready to pick yet.
7.30'da kahvaltı toplantım var.I have a breakfast meeting at 7:30.
Cuma günü bir toplantım var.I have a date on Friday.
2.30'da toplantım var.I have a meeting at 2:30.
Katılacak bir toplantım var.I have a meeting to attend.
Planlanmış başka bir toplantım var.I have another meeting scheduled.
Tom'la toplantını ayarladım.I've arranged your meeting with Tom.
2.30'da bir toplantım var.I've got a meeting at 2:30.
Bir toplantıya gitmem gerekiyor.I've got to get to a meeting.
Bir toplantıya gitmeliyim.I've got to get to a meeting.
Bir toplantıya gitmek zorundayım.I've got to get to a meeting.
Bir toplantı düzenledim.I've set up a meeting.
Bir toplantıya katılmalıyım.I have to attend a meeting.
Bir toplantıya katılmak zorundayım.I have to attend a meeting.
Bir toplantıya katılmam gerekiyor.I have to attend a meeting.
Olağanüstü bir toplantıya gitmem gerekiyor.I have to go to a special meeting.
Az önce Tom'un bugün toplantıda olmayacağını öğrendim.I just learned that Tom won't be at the meeting today.
Toplantının ne hakkında olacağını biliyorum.I know what the meeting will be about.
Bir sonraki toplantımızı dört gözle bekliyorum.I look forward to our next meeting.
Toplantıyı kaçırdım.I missed the meeting.
Bu öğleden sonra bir toplantıda olmam gerekiyor.I need to be at a meeting this afternoon.
Bu öğleden sonra bir toplantıda olmalıyım.I need to be at a meeting this afternoon.
Bu çiçekleri kendim topladım.I picked these flowers myself.
Sana birkaç çiçek topladım.I picked you some flowers.
Çantamı toplayacağım.I'll pack my bag.
Toplantının ne hakkında olacağını bilmiyorum.I don't know what the meeting will be about.
Toplantı bugün mü yoksa yarın mı?Is the meeting today or tomorrow?
Toplantı mümkün olduğu kadar kısa sürede başlamalı.The meeting needs to begin as soon as possible.
En kısa sürede toplantının başlaması gerekiyor.The meeting needs to begin as soon as possible.
Bu sabah toplantıdan hemen önce Tom'la konuştum.I talked to Tom this morning just before the meeting.
Bence toplantıyı ertelemeliyiz.I think we need to postpone the meeting.
Toplantıyı ertelemen gerektiğini düşünüyorum.I think you ought to postpone the meeting.
Bence toplantıyı ertelemelisin.I think you ought to postpone the meeting.
Sanırım toplantıyı ertelemelisin.I think you ought to postpone the meeting.
Van Horne, çocukken fosil topladı.As a child, Van Horne collected fossils.
Bugünkü toplantıyı tamamıyla unutmuşum. Bana hatırlatmana sevindim.I had forgotten all about today's meeting. I'm glad you reminded me.
Keiko ustalıkla bulaşıkları toplar ve onları lavaboya götürür.Keiko deftly piles up the dishes and takes them to the sink.
Kulüp üyeleri konferans salonunda toplandılar.The club members gathered in the conference room.
Bence o, toplantıda söylediği şeyden dolayı ondan öç almaya çalışıyor.I think he's trying to get back at her for what she said in the meeting.
Tom toplantıda Fransızca konuştu.Tom spoke in French at the meeting.
Cuma günü bir basın toplantısı olacak.On Friday we will have a press conference.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod