"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Nun, während du mit deinen Nachforschungen beschäftigt warst," bemerken Sie den herablassenden Ton --
"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Vâng, trong khi anh, anh biết đấy, đang làm nghiên cứu," -- chú ý giọng điệu hạ cố --
"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Ενώ εσείς κάνατε την έρευνά σας," παρατηρήσε το συγκαταβατικό τόνο -
"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Е, ти докато правеше там твоите изследвания" - забележете снизходителния тон -
"Biliyorsun sen araştırmanla uğraşırken," -tepeden bakan tonlamaya dikkat edin-"Ну, пока вы там проводили эти ваши исследования," -- обратите внимание на снисходительный тон --
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.A rovarok zöldet, kéket és ultraibolyát látnak, valamint az ultraibolya árnyalatait.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Côn trùng nhìn thấy màu xanh lục, xanh lam và cực tím, và chúng nhìn được nhiều dải màu cực tím.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Gli insetti vedono verde, blu e ultravioletto, e distinguono varie sfumature di ultravioletto.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Hmyz vidí zelenou, modrou a ultrafialovou, vidí různé odstíny ultrafialové.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Hmyz vidí zelenú, modrú a ultrafialovú, vidí rôzne odtiene ultrafialovej.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Insectele văd verde, albastru şi ultraviolet, şi văd nuanţe variate de ultraviolet.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Insecten zien groen, blauw en verschillende tinten ultraviolet.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Insekten sehen Grün, Blau und Ultraviolett und verschiedene Stufen von Ultraviolett.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.곤충은 녹색, 파란색 그리고 자외선을 보지요. 그리고 자외선이 맺는 그림자도 잘 봅니다.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Les insectes voient le vert, le bleu, et l'ultraviolet, et ils distinguent plusieurs nuances d'ultraviolets.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Os insectos vêem verde, azul e ultravioleta, e vêem vários tipos de ultravioleta.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Owady widzą w zieleni, błękicie i ultrafiolecie, i są w stanie zobaczyć jego różne odcienie.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Pero los insectos ven el verde, el azul y el ultravioleta, varios tonos de ultravioleta.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Serangga melihat warna hijau, biru, dan ultraviolet dan mereka melihat berbagai macam sinar ultraviolet
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Τα έντομα βλέπουν το πράσινο, το μπλε και υπεριώδη χρώματα και διάφορες αποχρώσεις τους.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.Комахи розрізняють зелений, блакитний і ультрафіолет, а також різні відтінки ультрафіолету.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.ורואים את הספקטרום הזה. חרקים רואים ירוק, כחול ואולטרה סגול, והם רואים גוונים שונים של אולטרה סגול.
Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler.いろいろな色調の紫外線です 私たちには見えない何かを見ているのです
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz. Böylece -- (Kahkahalar)Metimos una tonelada de virus por la nariz de este chico, así que (Risas)
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz. Böylece -- (Kahkahalar)Pusemos uma data de vírus no nariz dele, queríamos que funcionasse.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Introducem o tonă de virusuri pe nasul acestui tip.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.우린 많은 바이러스를 이 남자의 코에 주입했습니다.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Nel naso di questo tipo ci abbiamo infilato una marea di virus.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.On injecte une tonne de virus dans le nez de ce type.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.We hebben een hoop virussen door de neus van deze kerel gejaagd.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Wir jagen eine Tonne Viren in die Nase dieses Kerls.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Wprowadziliśmy człowiekowi tonę wirusa do nosa.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Мы поселили тонну вирусов в нос этого мужчины.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.Пъхаме един тон вируси в носа на този тип.
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.הכנסנו טונה וירוסים לאף של הבחור הזה. אז -
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.فقد حقنا طناً من الفيروسات في أنف هذا الشخص..
Bu adamın burnuna tonlarca virüs yerleştiriyoruz.(笑)
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Acel om lângă el arata câteva nuanţe mai uşoare; s-ar putea spune un dram de satin lemnul este în el.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Cet homme à côté de lui ressemble un peu nuancées; vous pourriez dire une touche de satin le bois est en lui.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Den mand ved siden af ham, ser et par nuancer lysere, og du kan sige et strejf af satin træ er i ham.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Den mannen bredvid honom ser några nyanser ljusare, du kan säga en touch av satin trä är i honom.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Dieser Mann neben ihm schaut ein paar Nuancen heller, man könnte einen Hauch von Satin sagen Holz ist in ihm.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Ez az ember mellett meg úgy néz ki, néhány árnyalattal világosabb, mondhatnánk egy kis szatén fa benne.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.그 다음에 그 사람은 몇 선글라스 밝은 외모, 당신은 공단의 손길을 말할 수 나무 사람입니다.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Que o homem ao lado dele olha alguns tons mais claro, você poderia dizer um toque de cetim madeira está nele.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Ta človek poleg njega izgleda nekaj odtenkov svetlejši, boste morda rekli pridihom satena lesa je v njem.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Ten muž vedľa neho vyzerá o niekoľko odtieňov svetlejšiu, dalo by sa povedať dotykom saténu drevo je v ňom.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Ten muž vedle něho vypadá o několik odstínů světlejší, dalo by se říct dotekem saténu dřevo je v něm.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.To człowiek obok niego wygląda kilka odcieni jaśniejsze; można powiedzieć, dotyk satyny Drewno jest w nim.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Tuo mies vieressä häntä näyttää muutamia sävyjä vaaleampi, saatat sanoa ripaus satiini puu on hänessä.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Ця людина поруч з ним виглядає декілька тонів світліше, можна сказати дотик атласу деревина у ньому.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.Этот человек рядом с ним выглядит несколько тонов светлее, можно сказать прикосновение атласа древесина в нем.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.האיש הבא נראה אותו בכמה גוונים קלים, אפשר לומר מגע של סאטן העץ הוא אותו.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.هذا الرجل القادم له تبدو أخف ظلال قليلة ، كنت قد يقول لمسة من الساتان الخشب هو فيه.
Bu adam onu önümüzdeki birkaç tonları hafif görünüyor; saten bir dokunuş diyebilirsiniz ahşap ona.木は彼のです。 第三の顔色がまだ熱帯のtawnを執着は、なかなかですが、わずかに漂白
Bu maddelerin tüm dünyada toplam ele geçirilmeleri 2000 yılında 46 tonla doruğa ulaşmıştır.Amfetamiini ja metamfetamiini kuuluvat keskushermostoa stimuloiviin huumeisiin.
Bu maddelerin tüm dünyada toplam ele geçirilmeleri 2000 yılında 46 tonla doruğa ulaşmıştır.Amfetamina ªi metamfetamina sunt substan†e stimulatoare ale sistemului nervos central.
Bu maddelerin tüm dünyada toplam ele geçirilmeleri 2000 yılında 46 tonla doruğa ulaşmıştır.As apreensões mundiais destas substâncias atingiram o auge no ano de 2000, com 46 toneladas.
Bu maddelerin tüm dünyada toplam ele geçirilmeleri 2000 yılında 46 tonla doruğa ulaşmıştır.Az anyagok globális lefoglalásai a tetőpontot 2000-ben 46 tonnánál érték el.
Bu maddelerin tüm dünyada toplam ele geçirilmeleri 2000 yılında 46 tonla doruğa ulaşmıştır.Beslaglæggelserne af disse stoffer på globalt plan toppede i 2000 ved 46 tons.