Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.если же тогда, как вода налита на семя, упадет на него что-нибудь от трупа их, то ононечисто для вас.
Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.Обаче, ако са полели семето с вода, и падне нещо от мършата им на него, тогава е нечисто за вас.
Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.וכי יתן מים על זרע ונפל מנבלתם עליו טמא הוא לכם׃
Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.لكن اذا جعل ماء على بزر فوقع عليه واحدة من جثثها فانه نجس لكم.
Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.若 水 已 經 澆 在 子 粒 上 、 那 死 的 有 一 點 掉 在 上 頭 、 這 子 粒 就 與 你 們 不 潔 淨
Ama suya konmuş tohumun içine düşerse, tohum sizin için kirlidir.若 水 已 經澆 在 子粒 上 、 那 死 的 有 一 點 掉在 上頭 、 這 子粒 就 與 你 們不潔淨
Aşkın tohumunu ekelim.Ils disent :
Aşkın tohumunu ekelim.Lasst uns den Samen der Liebe pflanzen.
Aşkın tohumunu ekelim.Laten we het zaadje der liefde planten.
Aşkın tohumunu ekelim.Låt oss så kärlekens frö.
Aşkın tohumunu ekelim.Plantemos la semilla del amor.
Aşkın tohumunu ekelim.Spargiamo i semi dell'amore!
Aşkın tohumunu ekelim.Да посадим семето на любовта.
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.네 포도원에 두 종자를 섞어 뿌리지 말라 그리하면 네가 뿌린 씨의 열매와 포도원의 소산이 빼앗김이 될까 하노라
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.Neposeješ svojej vinice rôznym semenom, aby si neposvätil náplne semena, ktoré si vysial, a úrody vinice.
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.Synowie, którzy się im zrodzą w trzeciem pokoleniu, wnijdą do zgromadzenia Pańskiego.
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.לא תזרע כרמך כלאים פן תקדש המלאה הזרע אשר תזרע ותבואת הכרם׃
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.لا تزرع حقلك صنفين لئلا يتقدس الملء الزرع الذي تزرع ومحصول الحقل.
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.不 可 把 兩 樣 種 子 種 在 你 的 葡 萄 園 裡 、 免 得 你 撒 種 所 結 的 、 和 葡 萄 園 的 果 子 都 要 充 公
‹‹Bağına iki çeşit tohum ekmeyeceksin. Yoksa ektiğin tohumun da bağın da ürününü kullanamazsın.不可把 兩樣 種子 種 在 你 的 葡萄 園裡 、 免得 你 撒種 所 結 的 、 和 葡萄園 的 果子 都 要 充公
Başta bir kızım olsaydı... ...bunların hiç birisi başımıza gelmezdi. Kimin tohumu acaba...Als ik een meisje had gebaard, zou dit nooit gebeurd zijn... maar dankzij iemands zaad...
Bay Yoki'nin hayatımı kurtaran uşağına ne yapıyorsun?! Fasulye tohumu oğlan!Co robisz ze służącym pana Yoki, który uratował mi życie, ty lilipucie?
Bay Yoki'nin hayatımı kurtaran uşağına ne yapıyorsun?! Fasulye tohumu oğlan!Τι θα κάνεις στον υπηρέτη του κ. Γιόκι, που μου έσωσε τη ζωή; Κοντοστούπη!
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.A mint én láttam, a kik hamisságot szántanak és gonoszságot vetnek, ugyanazt aratnak.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Como he visto, los que aran iniquidad y siembran sufrimiento cosechan lo mismo
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Conforme tenho visto, os que lavram iniquidade e semeiam o mal segam o mesmo.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.După cîte am văzut eu, numai cei ce ară fărădelegea şi samănă nelegiuirea îi seceră roadele!
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Efter det jeg har sett, har de som pløide urett og sådde nød, også høstet det.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Jakom widał, że ci, którzy orali złość, i rozsiewali przewrotność, toż też zasię żęli.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Jako som vídal tých, ktorí orali neprávosť a siali trápenie, že to i žali.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Jakož jsem já vídal ty, kteříž orali nepravost, a rozsívali převrácenost, že ji i žali.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.내가 보건대 악을 밭갈고 독을 뿌리는 자는 그대로 거두나니
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Kolikor sem videl jaz: tisti, ki orjejo krivico in sejejo nesrečo, jo tudi žanjejo.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Men det har jeg set: Hvo Uret pløjer og sår Fortræd, de høster det selv.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Minkä minä olen nähnyt, niin ne, jotka vääryyttä kyntävät ja turmiota kylvävät, ne sitä niittävätkin.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Nej, så har jag sett det gå, att de som plöja fördärv och de som utså olycka, de skörda och sådant;
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Per quanto io ho visto, chi coltiva iniquità, chi semina affanni, li raccoglie
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Pour moi, je l`ai vu, ceux qui labourent l`iniquité Et qui sèment l`injustice en moissonnent les fruits;
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Theo điều tôi đã thấy , ai cày sự gian_ác , Và gieo điều khấy rối , thì lại gặt lấy nó .
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Theo điều tôi đã thấy, ai cày sự gian ác, Và gieo điều khấy rối, thì lại gặt lấy nó.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Wie ich wohl gesehen habe: die da Mühe pflügen und Unglück säten, ernteten es auch ein;
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Καθως εγω ειδον, οσοι ηροτριασαν ανομιαν και εσπειραν ασεβειαν, θεριζουσιν αυτας
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.До колко съм аз видял, ония, които орат беззаконие, И сеят нечестие, това и жънат.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.Как я видал, то оравшие нечестие и сеявшие зло пожинают его;
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.כאשר ראיתי חרשי און וזרעי עמל יקצרהו׃
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.كما قد رايت ان الحارثين اثما والزارعين شقاوة يحصدونها.
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.按 我 所 見 、 耕 罪 孽 、 種 毒 害 的 人 、 都 照 樣 收 割
Benim gördüğüm kadarıyla, fesat sürenler, Kötülük tohumu ekenler ektiklerini biçiyor.按 我 所 見 、 耕 罪孽 、 種 毒害 的 人 、 都 照樣 收割
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Ich mag dunkle Treber.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Ik hou van donker graan. Vandaag gebruiken we een licht gebruikt graan.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Îmi plac boabele brune de cereale.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.J'aime la drêche brune.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.저는 어두운색의 곡식을 좋아하지만 오늘 가지고 나온것은 밝은 색입니다.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Lubię ciemne młóto.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Mi piace il sedimento scuro.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Saya suka biji ampas yang gelap.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Мне нравятся тёмные пивные дробины.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.Харесвам тъмно употребявано зърно.
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.אני אוהב גפת שחורה. היום נשתמש בגפת בהירה
Ben koyu harcanmış tohumu seviyorum.انا احب " الحبوب المستخدمة " غامقة اللون .. وهنا استخدمنا فاتحة اللون