Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Les oiseaux sont venus ensuite, en apportant des graines, et notre tas est devenu une oasis de vie.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Prileteli vtáky, priniesli so sebou semienka a naša hromada sa premenila na oázu života.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Rồi chim cũng đến, mang theo hạt giống, và đống dầu trở thành một ốc đảo của sự sống.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Sitten linnut toivat siemeniä, ja kasastamme tuli kuhiseva keidas.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Toen kwamen er vogels, die zaden meebrachten, en onze stapel werd een oase van leven.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Xjawiły się ptaki, przynosząc nasiona i nasz nasyp stał się oazą życia.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Μετά ήρθαν πουλιά, τα οποία έφεραν σπόρους φυτών, και έτσι η στοίβα μας έγινε μια όαση ζωής.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.После дойдоха птици, внасяйки семена, и нашата купчина стана оазис от живот.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.После чего появились птицы, принося с собой семена, и наша куча превратилась в оазис жизни.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler.ואז הגיעו הציפורים, והביאו איתן זרעים,
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler.ثم أتت الطيور، حاملة معها بذور
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler.そこに命のオアシスができたのです
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.De EU probeert een wet te maken dat verbiedt het in bezit hebben van lokale zaden.
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.Die Europäische Kommission will ein Gesetz verabschieden, das es strafbar macht, lokales Saatgut zu besitzen.
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.La Comisión Europea está intentando aprobar una ley en la que sea ilegal poseer semillas locales.
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.Европейската комисия се опитва да прокара закон, с който да направи нелегално притежанието на местни семена.
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.المفوضية الأوربية تسعى لإقرار قانون يمنع الحصول على بذور محلية
Avrupa Komisyonu yerel tohumları yasaklayan bir yasa geçirmeye çalışıyor.コロンビアでは、農家の人々が街中で撃たれています。
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.De laver en mødding, en stak skrald -- det består for det meste af skallerne af de frø de spiser.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Elles font du fumier, une pile de déchets --surtout des cosses des graines qu'elles mangent.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Fac deşeuri, o movilă cu gunoi -- majoritar din cojile seminţelor pe care le mănâncă.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Fanno una pattumiera, una pila di rifiuti, perlopiù bucce dei semi che mangiano.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.이 개미들은 쓰레기 더미가 쌓아 놓는데요, 주식인 씨앗의 껍질들이 대부분입니다.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Mrówki tworzą stertę śmieci z łupin zjedzonych nasion.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Sie machen eine Art Abfallhaufen -- dabei handelt es sich vor allem um Hüllen der Samen, die sie essen.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Ze maken een afvalhoop, een hoop afval -- meestal de doppen van de zaden die ze eten.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Они делают кучу из мусора, обычно из шелухи семян, которые они едят.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.Правят купчина, куп отпадъци... най-вече люспите от семената, които ядат.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.הן עושות ערימת פסולת - בעיקר מהקליפות של הזרעים שהן אוכלות.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.إنهم يصنعون الميدن، كومة من القمامة -- في الغالب من قشور البذور التي يأكلون.
Bir çöplük, bir döküntü yığını yaparlar-- çoğunlukla yedikleri tohumların kabuklarından.これは5年目のコロニーで 巣の入口の大きさ比較に鉛筆を置いてあります
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Ako prvú spomeniem existenciu geneticky upravených semien a organizmov.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.D'abord il y a les graines et les organismes modifiés génétiquement.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Da gibt es zunächst Saatgüter und Organismen, die genmanipuliert sind.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Đầu tiên là những hạt giống và tế bào sinh học được biến đổi gien.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Először is ott vannak a génmódosított vetőmagok és termékek.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Ensinnäkin on olemassa geenimuunneltuja siemeniä ja eliöitä.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.For det første er der genetisk modificerede frø og organismer.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Först har vi genetiskt modifierade frön och organismer.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Het begint met genetisch gemanipuleerd zaad en organismes.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.În primul rând există seminţe şi organisme modificate genetic.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.첫째, 거기에는 유전자를 조작한 씨앗과 생물들이 있어요.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Po pierwsze, genetycznie modyfikowane nasiona i organizmy.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Primeiro, temos os organismos e sementes geneticamente modificados.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Primero están los organismos y semillas genéticamente modificados.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Primo, ci sono i semi e gli organismi geneticamente manipolati.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Yang pertama, ada organisme dan benih hasil rekayasa genetik.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Za prvé jsou to geneticky upravená semena a organismy.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Καταρχάς υπάρχουν γενετικά μεταλλαγμένοι σπόροι και οργανισμοί.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Во-первых, существуют генетически модифицированные семена и организмы.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.По-перше, існують генетично модифіковані насіння і організми.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.Първо, има генетично модифицирани семена и организми.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.ראשית, יש זרעים ואורגניזמים מהונדסים גנטית.
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.بداية .. لقد اكتشفت وجود البذور المعدلة جينياً
Birincisi genetiği değiştirilen tohumlar ve organizmalar var.実験室で種子が遺伝子操作されています
Bitkileri korumanın yolu tohumlarını depolamaktan geçiyor.A sposób na ratowanie roślin to gromadzenie nasion.
Bitkileri korumanın yolu tohumlarını depolamaktan geçiyor.A způsob, jak rostliny zachránit, je uchováváním semen.
Bitkileri korumanın yolu tohumlarını depolamaktan geçiyor.Cara menyelamatkan tanaman adalah dengan menyimpan benihnya.
Bitkileri korumanın yolu tohumlarını depolamaktan geçiyor.De manier waarop je planten kan redden is door hun zaden op te slaan.
Bitkileri korumanın yolu tohumlarını depolamaktan geçiyor.Die Art und Weise wie man Pflanzen schützt, ist, indem man ihre Samen aufbewahrt.