Ana içeriğe geç
Sözlük

tohumlar ile cümle

tohumlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Pravzaprav pa se vse začne s semeni v učilnicah pri meni, kar je izgledalo nekako takole.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Semua ini bermula dari bibit tanaman di dalam kelas, di tempat saya, yang terlihat seperti ini.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Totul începe cu semințe în sălile de clasă, în locul meu, care arată așa.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Tutto comincia con dei semi in classe, nella mia classe, che è così.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Všechno to začíná semínky ve třídách, takhle to u mě vypadá.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Αλλά όλα αρχίζουν με σπόρους στις αίθουσες, στην τάξη μου, που μοιάζει κάπως έτσι.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Но всё это начинается с маленьких семян в аудиториях, на моем рабочем месте, которое выглядит так.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı. Böyle gözüken benim yerim- sınıfımda başladı.Но всичко започва със семена в часовете, в моя кабинет, който изглежда така.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.그러나 저의 이야기는 이렇게 생긴
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.Pero todo comenzó con unas semillas en las aulas.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.Zaczyna się od nasion w klasach.
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.אך הכל התחיל עם זרעים בכיתות,
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.لكن كل شيء بدأ بالبذور في الفصول،
Ancak bütün bunların hepsinin tohumları sınıfta başladı.その教室はこんな感じ
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Avšak Kaddáfi nám zanechal ťažké bremeno, dedičstvo tyranie, korupcie a zárodkov nesúladu.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Gheddafi ha lasciato dietro di sé un pesante fardello, un'eredità di tirannia, corruzione e diversioni.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.그러나, 가다피는 우리에게 무거운 짐을 남기고 떠났습니다 폭정과, 부패와, 견제의 씨앗을 유산으로 물려주었죠
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Lecz Kaddafi zostawił po sobie brzemię, dziedzictwo tyranii, korupcję i ziarna niezgody.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Nicméně Kaddáfí za sebou nechal těžké břímě, dědictví tyranie, korupce a zárodky nesouladů.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Sin embargo, Gaddafi dejó una pesada carga, un legado de tiranía, corrupción y semillas de alteración.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Totuşi, Gaddafi a lăsat în urmă o povară grea, o moştenire plină de tiranie, corupţie şi neînţelegeri.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Ωστόσο, ο Γκαντάφι άφησε πίσω του ένα βαρύ φορτίο, την τυραννία, τη διαφθορά και το έδαφος για νέα εκτροπή.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Обаче Кадафи остави страната в тежко положение, история на тирания, корупция, и семена на отклонения.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.Однако Каддафи оставил за собой тяжёлое бремя, наследие тирании, коррупции и предпосылок к диверсии.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.עם זאת, קדאפי השאיר מאחור נטל כבד, מורשת של עריצות, שחיתות והסחות דעת.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.و لكن، القذافى ترك خلفه حمل ثقيل، ميراث من الإستبداد والفساد و بذور التفرقة.
Ancak, Kaddafi arkasında ağır bir yük bıraktı, bir tiranlık mirası, yozlaşma ve bölünme tohumları.圧政 汚職 横領などの根源は今だ残ったままです 40年にわたるカダフィの独裁政権は
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.És amikor azt mondom, hogy a legeslegmélyebb igazségod, nem úgy értem, hogy rétegek alá van temetve.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.I semi della memoria, le informazioni, tutto questo, siete a conoscenza di essi.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.Las semillas de memoria, la información, de todo esto, tu eres consciente de ellos.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.les germes de la mémoire, de l'information, tout cela, tu en es consciente.
Anıların tohumları, bilgiler, bütün bunlar, sen bunların farkındasın.Vzpomínek, informací - všeho toho - jste si toho vědomi.
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Ak sme my vám siali duchovné, či by to bola taká veľká vec, keby sme my žali vaše telesné?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Če smo vam mi duhovno posejali, je li kaj velikega, ako bomo mi vaše meseno želi?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Ha mi néktek a lelkieket vetettük, nagy dolog- é, ha mi a ti testi javaitokat aratjuk?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Har vi sådd for eder de åndelige goder, er det da noget stort om vi høster eders timelige goder?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Jos me olemme kylväneet teille hengellistä hyvää, onko paljon, jos me niitämme teiltä aineellista?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?우리가 너희에게 신령한 것을 뿌렸은즉 너희 육신의 것을 거두기로 과하다 하겠느냐
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Når vi have sået eder de åndelige Ting, er det da noget stort, om vi høste eders timelige?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Ponieważeśmy my wam duchowne dobra siali, wielkaż to, gdybyśmy wasze cielesne żęli?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Se noi abbiamo seminato in voi le cose spirituali, è forse gran cosa se raccoglieremo beni materiali
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Se nós semeamos para vós as coisas espirituais, será muito que de vós colhamos as materias?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?So wir euch das Geistliche säen, ist's ein großes Ding, wenn wir euer Leibliches ernten?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Wij hebben geestelijk zaad in u gezaaid. Is het dan teveel gevraagd dat wij eten en drinken oogsten?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Εαν ημεις εσπειραμεν εις εσας τα πνευματικα, μεγα ειναι εαν ημεις θερισωμεν τα σαρκικα σας;
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Если мы посеяли в вас духовное, велико ли то, если пожнем у вас телесное?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Защото, при все че съм свободен от всичките човеци, аз заробих себе си на всички, за да придобия мнозината.
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?Коли ми духовне сїяли вам, то чи велика річ, коли ми тілесне ваше жати мем?
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?אם זרענו בכם עניני הרוח הכי דבר גדול הוא אם נקצר מכם עניני הבשר׃
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?ان كنا نحن قد زرعنا لكم الروحيات أفعظيم ان حصدنا منكم الجسديات.
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?我 們 若 把 屬 靈 的 種 子 撒 在 你 們 中 間 、 就 是 從 你 們 收 割 奉 養 肉 身 之 物 、 這 還 算 大 事 麼
Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?我 們若 把 屬靈 的 種子 撒在 你 們中間 、 就 是 從 你 們 收割 奉 養 肉身 之物 、 這還 算 大事麼
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler.그러니 새가 빠질 수 있나요, 동시에 씨앗도 붙어 옵니다.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler.Lalu datang burung, membawa biji-biji,
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Apoi au venit păsările, aducînd seminţe, iar grămada noastră a devenit o oază de viaţă.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Azután madarak jöttek, magvakat hoztak oda, és a halmunkból az élet oázisa lett.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Die Vögel kamen, haben Samen gebracht, und unser Haufen ist zu einer Lebensoase geworden.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Efter det kom fåglar, som tog med frön och vår hög blev en oas av liv.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Entonces vinieron los pájaros trayendo semillas, y nuestra pila se transformó en un oasis de vida.
Ardından kuşlar geldi; tohumları da beraberinde getirdiler. Ve öbeğimiz tam bir yaşam vahasına dönüştü.Fugle kom, og de medbragte frø, og vores bunke blev en oase af liv.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod