Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.Не обикаляме и не издаваме ултразвукови крясъци като прилепите.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.אנחנו לא משתוללים סביב בהשמעת ציפצופים אולטרה סוניים, כמו עטלפים.
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.كما أننا لا نقوم بتحديد انبعاثات واتجاهات الموجات فوق الصوتية كما تفعل الخفافيش
Ayrıca yarasalar gibi yüksek frekanslı tiz sesler çıkarıp oradan oraya da koşmayız.人間はそんなことをしません
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.버튼: 엄마와 팃지(Tizzy)가 속삭이는 걸 들었는데,
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.جواب : سمعت أمي وتيزي يتهامسن ،
BB: Annem ile Tizzy'nin fısıldaştıklarını duydum. ve yakında öleceğimi söylediler.数年の命と言っていたけど-
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Also hat er den Orchestergraben vergrößert, damit mehr tiefstimmige Instrumente hineinpassten.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Aşa că a lărgit fosa orchestrei ca să poată aduce mai multe instrumente.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Así que aumentó el tamaño del foso donde va la orquesta para poder meter más instrumentos bajos dentro.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Così aumentò le dimensioni del gruppo d'orchestra così che ci potesse inserire i bassi.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Dus vergrootte hij de orkestbak zodat hij er meer lage instrumenten in kon krijgen.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Il a donc agrandi la taille de la fosse d'orchestre pour pouvoir ajouter plus d'instruments dans les basses.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.logo aumentou o tamanho do fosso da orquestra para caber mais instrumentos de baixo custo lá.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.그래서 그는 오페라의 핏의 크기를 늘여서 그 안에 low-end 악기들은 넣을수 있게 하기 위함 이었지요.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Tak nechal zvětšit orchestřiště, aby měl více nástrojů.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Úgyhogy megnövelte a zenekari árok méretét, hogy több alacsonyabb hangfekvésű hangszert tudjon idetenni.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Для этого он увеличил размер оркестровой ямы, чтобы в ней поместилось больше инструментов нижнего регистра.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.И така е увеличил размера на мястото за оркестъра, за да може да помести повече инструменти там.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.Таким чином там вміщалось більше інструментів низького регістру.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.אז הוא הגדיל את תא התזמורת כדי להכניס יותר כלים עם טונים נמוכים.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.فقام بتوسيع مكان الأوركيسترا ليستطيع إضافة المزيد من الآلات منخفضة الوتيرة.
Bu yüzden orkestranın yerini büyüttü, böylece daha fazla tiz sesli enstrüman koyabilecekti.ローエンドの楽器を加えることができた (曲:『ローエングリン』第3幕への前奏曲 作:ワグナー)
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Ei niin kuin kissat!" Huusi Hiiri, on kimeä, intohimoinen ääni.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Ikke kan lide katte!" Råbte musen, i en skinger, lidenskabelig stemme.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Inte som katter!" Ropade musen, i en gäll, passionerad röst.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'Không giống như con mèo! "Khóc chuột, bằng một giọng chói tai, đam mê.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'고양이처럼!되지 않음'날카로운, 열정적인 목소리로, 마우스를 외쳤다.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Não gosto de gatos!", Gritou o Rato, com uma voz estridente e apaixonado.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Ne jako kočka!" Zvolal myš, pronikavým, vášnivý hlas.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Nem úgy, mint macska!" Kiáltott fel az egeret, egy éles, szenvedélyes hangon.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Nicht wie Katzen!", Rief die Maus, in eine schrille, leidenschaftlicher Stimme.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Nie ako mačka!" Zvolal myš, prenikavým, vášnivý hlas.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Nie tak jak koty! Zawołał Mouse, w ostry, namiętny głos.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'Niet zoals katten!' Riep de muis, in een schrille, passionele stem.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Ni kot mačke!" Je vzkliknil Mouse, v predirljiv, strastnega glasu.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."No es como los gatos-exclamó el Ratón, en una voz aguda, apasionada.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'Non come i gatti!' Esclamò il topo, in una stridula voce appassionata.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Nu ca pisicile!" A strigat mouse-ul, cu o voce ascuţită, pasionat.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Pas comme les chats, s'écria la souris, dans une voix perçante et passionné.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'Tidak seperti kucing! "Teriak Mouse, dengan suara melengking penuh gairah.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Όχι σαν τις γάτες!", Φώναξε το ποντίκι, σε έναν διαπεραστικό, παθιασμένη φωνή.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.- Възкликна мишка, в писклив, страстен глас.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Не люблю котів! Вигукнула Миша, пронизливим, пристрасним голосом.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."Не люблю кошек! Воскликнула Мышь, пронзительным, страстным голосом.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."אין כמו חתולים!" קרא מאוס, בקול צווחני תשוקה.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı.'ليس مثل القطط!" بكى الفأر ، في صوت ، هاج عاطفي.
'Kediler gibi!' Tutkulu, tiz bir sesle, Fare ağladı."あなたは私だったなら猫をご希望ですか?"まあ、おそらくない、"アリスは言った
Onlar gibi olmayı öğreniyoruz. Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Uczymy się, jak być jak one, jak się z nimi komunikować za pomocą bardzo wysokich dźwięków.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Come comunicare con loro, in toni molto acuti.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Estamos a aprender como comunicar com eles, em tons muito agudos.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Estamos aprendiendo a comunicarnos con ellos, en tonos realmente agudos.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Hoe met hen te communiceren, met echt hoge geluiden.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Învăţăm cum să comunicăm cu ei în tonuri cu adevărat înalte.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Kita belajar bagaimana berkomunikasi dengan mereka, dengan nada yang sangat tinggi.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.저들과 소통하는 법을 깨우칩니다. 매우 고음으로 말이죠.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Megtanulunk szót érteni velük - szó szerint értve.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Nous apprenons à communiquer avec eux, dans des tons très aigus.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Opimme kommunikoimaan niiden kanssa, todella korkeilla äänillä.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.Vi lærer hvordan man kommunikerer med dem, i virkeligt høje tonelejer.