tiksinti ile cümle
tiksinti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Yemeği tiksinti ile reddetti.He refused the food with disgust.
Tom tiksinti içinde ayrıldı.Tom left in disgust.
Apartmanındaki artan göçmenlerin sayısını tiksintiyle izlemektedir.He tracks the increasing number of immigrants in his apartment building with disgust.
Zaida da bundan tiksinti duyarak ayrılır.Lilly is heart broken hearing this.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'I could tell you tales of cobbler's wax which would disgust you with human nature.'
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.The thing I had to admit to myself, with great repulsion, was that I get it.
Hayatım boyunca kendimi bu yüzden iyice tiksinti olmamıştım.Let me tell you something. I...
Siz ona tiksintiyle bakarken, biz sizi ona zorla mı ulaştıracağız?"Shall we compel you to accept it (Islamic Monotheism) when you have a strong hatred for it?
Tiksinti duyan ama kutsal topraklarda savaşması yasak olan Connor ayrılır.Disgusted, but prohibited from fighting on holy ground, Connor leaves.
Tuhaf görünüş ile toplumda tiksinti yaratmak ve bu şekilde toplumdan dışlanmayı sağlamak amaçlanmıştı.Estas comunidades estaban muy aisladas, en medio de la naturaleza, y esto te enseña a sentirte fuera.
Topal Kuhn kendisini geri çeker; Gertrud’u bıkkınlıkla, korkuyla ve tiksintiyle gözlemler.Воскресшие Лакуф и Престо слушают его с интересом и недоверием.
Topal Kuhn kendisini geri çeker; Gertrud’u bıkkınlıkla, korkuyla ve tiksintiyle gözlemler.وهرع أكثر المحررين ليشاهدوه وهو جالس مع الجريدينى بفخر وكبرياء.
Riley'in zihninde Neşe, Üzüntü, Korku, Öfke ve Tiksinti olmak üzere beş temel duygu yaşamaktadır.U Riley v hlavě žije pět emocí Radost, Smutek, Strach, Vztek a Nechuť.
Lovecraft öykülerinin çoğunda Necronomicon'dan bir tiksinti ile bahseder.Lovecraftilta kysyttiin usein oliko Necronomicon oikeasti olemassa.
Zaida da bundan tiksinti duyarak ayrılır.Det lærer Tordis hurtigt udenad.
Bu tiksinti yalnızca dış dünyaya değil, Roquentin'in kendi bedenine de yöneliktir.Việc này làm không chỉ Áo, Thổ mà cả Friedrich cũng lo ngại.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.סרטי אימה - סרטים אשר תוכנם מכוון לעורר בצופים בו פחד, אימה, בעתה, חרדה, זעזוע או דחיה.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.Филмите на ужасите са създадени да предизвикват страх, уплах, ужас и отвращение у зрителя.
Korku filmi izleyicilerde korku, dehşet, terör veya tiksinti uyandırmak amacıyla kurgulanan bir film türüdür.Õudusfilmi eesmärk on vaatajas tekitada hirmu, kartust, terrorit, õudust, sageli ka jälestust.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Aş putea să vă spun poveşti de ceară lui cizmar care ar tine cu dezgust natura umană. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Eu poderia dizer-lhe contos de cera de sapateiro que nojo você com a natureza humana. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ich könnte Ihnen Geschichten von Schusterpech was Ekel Sie mit der menschlichen Natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Ik kan je vertellen verhalen van wax schoenmaker die zou walging u met de menselijke natuur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jag skulle kunna berätta historier of skomakare är vax som skulle avsky dig med människans natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jaz lahko povem zgodbe voska Čevljarski gnusa, ki bi ga s človeško naravo. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Jeg kunne fortælle historier af beg som ville afsky dig med den menneskelige natur. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Je pourrais vous raconter des histoires de poix qui vous dégoûter de la nature humaine. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. '페인트. 난 당신에게 부엌의 밀랍 인형의 이야기를 알 수 어떤 인간의 본성과 구역질. 것입니다
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Le podría contar cuentos de cera de zapatero que asco con la naturaleza humana. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mógłbym powiedzieć, opowieści z wosku szewca które niesmak ci ludzkiej natury. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mohl bych Vám vyprávět příběhy vosku ševcovské , které by vás disgust lidské povahy. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Mohol by som Vám rozprávať príbehy vosku obuvnícke , Ktoré by vás disgust s ľudskou prirodzenosťou. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Potrei raccontare storie di cera calzolaio che schifo con la natura umana. '
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Saya bisa memberitahu Anda kisah lilin tukang sepatu yang akan jijik Anda dengan sifat manusia. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Tôi có thể nói cho bạn biết những câu chuyện sáp cobbler mà sẽ ghê tởm bạn với bản chất con người.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Tudnám mondani, meséket varga viasz amely undort ha az emberi természet. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Voisin kertoa teille tarinoita suutarin vaha mikä inhoa sinua ihmisluonnon kanssa. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Θα μπορούσα να σας πω ιστορίες του κεριού τσαγκαράδικο η οποία θα αηδία σας με την ανθρώπινη φύση ".
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Мога да ви разкажа истории на восък обущар , които биха отвращение с човешката природа. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Я міг би розповісти вам казки воску шевця які б відразу ви з людською природою.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'Я мог бы рассказать вам сказки воска сапожника которые бы отвращение вы с человеческой природой.
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'צבע. אני יכול לספר לך סיפורים על שעווה של סנדלר אשר היה גועל אותך עם הטבע האנושי. "
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'الطلاء. أستطيع أن أقول لك حكايات من الشمع للإسكافي التي من شأنها أن الاشمئزاز لكم مع الطبيعة البشرية ".
Ayakkabıcı balmumu masalları anlayabiliyordu hangi insan doğası ile tiksinti. 'その人間性と嫌悪you。"でしょう 彼は窓にはステップオーバーと彼の声の一番上にそれを介してのことを叫んだ
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Ibarat kue coklat yang indah; suguhan pertama terasa enak, kedua tidak terlalu, kemudian kita mulai mual.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.보기에도 좋은 초콜릿 케잌을 예로 들자면: 처음 한 접시는 맛나지요. 그 다음 건 전 것만 못하구요, 나중엔 넌덜머리가 나죠.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Komea suklaakakku: ensimmäinen annos on herkullinen, toinen ei niinkään, sitten alkaa ällöttää.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.U báječného čokoládového dortu je první kousek výtečný, druhý už tolik ne a ty další nás znechutí. (Smích)
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Um belo bolo de chocolate: a primeira fatia é deliciosa, a segunda já não tanto e depois ficamos enjoados.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Un minunat tort de ciocolată: prima înghiţitură este delicioasă, a doua nu prea, apoi ne îngreţoşează.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Ωραίο σοκολατένιο κέικ: το πρώτο κομμάτι είναι πολύ νόστιμο, το δεύτερο όχι τόσο, μετά το απεχθανόμαστε.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.Хубава шоколадова торта: първата порция е вкусна, втората не чак толкова, след това сме отвратени.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.עוגת שוקולד נהדרת: המנה הראשונה ערבה לחיך, השניה לא כל-כך, אז אנחנו מרגישים גועל.
Güzel bir çikolatalı pasta: ilk porsiyon lezizdir, ikincisi o kadar da değildir, sonra da tiksinti duyarız.二切れ目はそれほどでもなく 三切れ目には嫌気がさします (笑)
Ladin, 3.000 masum insanı öldürdü ve bu Müslüman Dünyası'nda bile korku ve tiksinti ile karşılandı.그는 3천여명의 무고한 사람들의 생명을 앗아갔고 이슬람 세계를 공포와 반감으로 채웠습니다.
Ladin, 3.000 masum insanı öldürdü ve bu Müslüman Dünyası'nda bile korku ve tiksinti ile karşılandı.Asesinó a 3 000 inocentes y esto colmó al mundo islámico con horror y repugnancia,
Ladin, 3.000 masum insanı öldürdü ve bu Müslüman Dünyası'nda bile korku ve tiksinti ile karşılandı.הוא הרג 3,000 אנשים חפים מפשע, וזה מילא את העולם המוסלמי באימה וגועל,
Ladin, 3.000 masum insanı öldürdü ve bu Müslüman Dünyası'nda bile korku ve tiksinti ile karşılandı.فيها قتل 3000 إنسان بريء، و هذا عبأ العالم الإسلامي بالرعب و الاشمئزاز
Ladin, 3.000 masum insanı öldürdü ve bu Müslüman Dünyası'nda bile korku ve tiksinti ile karşılandı.イスラム諸国の人々に 恐怖と激しい憎悪を与えました これにより 彼の言うジハードという概念が
Müthiş bir tiksinti hissetsem de onları anladığımı itiraf etmeliyim.Ceea ce a trebuit să îmi recunosc cu multă repulsie, a fost că am înteles.