Savaş bir macera değildir. Savaş bir hastalıktır. Tifüs gibi.War is not an adventure. War is an illness. Like typhus.
Tom tifüsten öldü.Tom died of typhus.
Tifüs, bulaşıcı bir hastalıktır.Typhus is a contagious disease.
Rickettsia'nin bir türü tifüse, bir diğeri ise Kayalık Dağlar benekli hummasına neden olur.One species of Rickettsia causes typhus, while another causes Rocky Mountain spotted fever.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Soon after that he died of typhus.
Bitler tifüs gibi hastalıkların taşıyıcısıdırlar.Lice are vectors of diseases such as typhus.
Tifüs, çiçek ve sarıhumma hastalıkları bitirildi ve sıtma önemli ölçüde azaldı.Typhus, smallpox, and yellow fever were eradicated, and malaria was significantly reduced.
Tifüs ve sıtma salgınları da yaygındı.Epidemics of typhus and malaria were also widespread.
Tifüs ve diğer hastalıklardan kurtulan yolcular sonraki seyahatte de iyice bitkin düştüler.Even those passengers who escaped typhus and other diseases were weakened by the journey.
Tifüs salgını, 3.000'den fazla İrlandalı göçmenin gelişiyle Bytown'u vurdu.The typhus outbreak hit Bytown with the arrival of over 3,000 Irish immigrants.
1920'de tifüsten öldü.He died of typhus in 1920.
Tom tifüsten öldü.Tom starb an Typhus.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Wenige Wochen später starb sie an Typhus.
Şehirde çıkan büyük bir tifüs salgını çok sayıda Venedikli şehir halkının ölümüne neden oldu.Als eine Typhus-Epidemie ausbrach, gab es im Dorf zahlreiche Opfer.
Bu madde tifüs hastalığı hakkındadır.Cet article traite de la fièvre typhoïde.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Elle meurt du typhus à Corfou peu après leur rencontre.
Rickettsia'nin bir türü tifüse, bir diğeri ise Kayalık Dağlar benekli hummasına neden olur.Una especie de Rickettsia causa el tifo, mientras otro causa la Fiebre de las Montañas Rocosas.
Caroline, henüz on yaşındayken, tifüse yakalanmış ve bu büyümesini durdurmuştur.A los 15 años, Lidwina estaba patinando en el hielo cuando cayó y se rompió una costilla.
Bazi tarihçioler bunun tifüs olduğunu digerleri ise veba olduğunu iddia etmektedirler.Después de todo, la causa oficial de la muerte, según los médicos, era Fiebre tifoidea.
Rickettsia'nin bir türü tifüse, bir diğeri ise Kayalık Dağlar benekli hummasına neden olur.Один вид риккетсий вызывает сыпной тиф, другой является возбудителем пятнистой лихорадки Скалистых гор.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Вскоре он сам умер от тифа.
Tifüse yakalanarak henüz 41 yaşındayken öldü.Во время сожжения Фалмута ему был 41 год.
Bu madde tifüs hastalığı hakkındadır.بعض الأوبئة شملت التيفوس.
Elisabeth de Rothschild, Ravensbrück Kadınlar Toplama Kampı'nda tifüs'ten ölmüştür.Rika overleed in het vrouwenconcentratiekamp Ravensbrück.
Riketsialar tifüs, akdeniz benekli ateşi, kayalık dağlar benekli humması ve diğer bazı hastalıkları yaparlar.Inne gatunki mogą wywoływać tyfus plamisty Gór Skalistych, gorączkę okopową i kilka innych chorób.
Caroline, henüz on yaşındayken, tifüse yakalanmış ve bu büyümesini durdurmuştur.Vid tio års ålder drabbades Caroline av tyfus och stannade i växten.
Aile 1944 yılında tutuklandı ve Anne Frank, Bergen-Belsen toplama kampında tifüsten öldü.Familjen greps 1944 och Anne Frank dog av tyfus i koncentrationslägret Bergen-Belsen 1945.
Bu madde tifüs hastalığı hakkındadır.Den här artikeln handlar om typografi.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Невдовзі він сам помер від тифу.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.V Dachau krátce před koncem války zemřel na tyfus.
Bazi tarihçioler bunun tifüs olduğunu digerleri ise veba olduğunu iddia etmektedirler.Podle nejnovějších poznatků to však zřejmě byl tyfus.
Şehirde çıkan büyük bir tifüs salgını çok sayıda Venedikli şehir halkının ölümüne neden oldu.Epidemia de tifos de la sfârșitul războiului a cauzat numeroase morți.
1913 yılına kadar, kendisi de tifüs ve koleraya maruz kalıncaya kadar Sırp Ordusu'nda hemşirelik yaptı.Συνέχισε να νοσηλεύει στρατιώτες μέχρι το 1913, όταν προσεβλήθη από τύφο και χολέρα.
Bitler tifüs gibi hastalıkların taşıyıcısıdırlar.Οι ψείρες μπορούν να μεταδώσουν επικίνδυνες ασθένειες, όπως ο τύφος.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Han døde året efter af tyfus.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.De døde trolig av tyfus.
Aile 1944 yılında tutuklandı ve Anne Frank, Bergen-Belsen toplama kampında tifüsten öldü.Keluarganya ditangkap pada 1944, dan Anne Frank meninggal karena tifus di kamp konsentrasi Bergen-Belsen.
Zander roketi tasarlamıştı, fakat o yıl Kislovodsk kentinde tifüs nedeniyle öldüğünden uçuşunu göremedi.ザンデルはロケットの設計も行なったが、同年3月にキスロヴォツクでチフスのため死去し、飛行を見ることはできなかった。
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.敗戦の翌年、発疹チフスで死去。
Komutanı Hafız Hakkı Paşa (Ocak 12 - Şubat 1915) 1915 Erzurum'da tifüsten öldü.המפקד חפיז חאקי פאשה (12 בינואר - פברואר 1915) מת מטיפוס בארזורום ב-1915.
Bu madde tifüs hastalığı hakkındadır.Боледува от тиф.
Aile 1944 yılında tutuklandı ve Anne Frank, Bergen-Belsen toplama kampında tifüsten öldü.Obitelj je uhićena 1944., a Anne Frank umire od tifusa u koncentracijskom logoru Bergen-Belsen 1945.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Umirali su od tifusa.
Ancak kısa bir süre sonra Tifüs'ten dolayı öldü.Pričom, len krátko predtým prekonal týfus.
Rickettsia'nin bir türü tifüse, bir diğeri ise Kayalık Dağlar benekli hummasına neden olur.Viena iš Rickettsia rūšių sukelia vidurių šiltinę, o kita - uolingų kalnų dėmėtąjį karščiavimą.