Bu videonun altındaki bağlantıya tıklayın.Click on the link below this video.
Bu videonun altındaki linke tıklayın.Click on the link below this video.
Bu gece tiyatroya gitmiyor musun?Aren't you going to the theater tonight?
Leyla her zaman titriyordu.Layla was shivering all the time.
Sami tıraş oluyordu.Sami was shaving.
Sami tıp kitaplarını okudu.Sami read medical books.
Tom ve John tıpkı kardeş gibiler.Tom and John are just like brothers.
Tim, Tom'un ikiz kardeşidir.Tim is Tom's twin brother.
Mary benim kadın tipim.Mary is my type of woman.
Mary benim kız tipim.Mary is my type of girl.
Hiç başını tıraş etmeyi denedin mi?Have you ever tried shaving your head?
Mary'nin her zaman bakımlı tırnakları vardır.Mary always has well-manicured fingernails.
Bir tilki ve ayı birlikte yaşadılar.A fox and a bear lived together.
Onu yıkadığım için tişörtüm çekti.My T-shirt shrank because I washed it.
Neden tişörtün çekti?Why did your T-shirt shrink?
Tom, birinin çitten tırmanmasını gördüğünü söyledi.Tom says he saw someone climbing over the fence.
Tiyatroya gitmek istemiyorum.I do not want to go to the theater.
Tilki eve gizlice yaklaşıyor.The fox sneaks around the house.
Kediler titizdir.Cats are finicky.
Son bir titremeden sonra mum söndü.After one last flicker, the candle went out.
Tırmanıcılar çatlak içine düştükten sonra yok oldu.The climbers perished after falling into a crevasse.
Bu tip dökümhane neredeyse on beş yıldır var olmadı.This type foundry has not existed for almost fifteen years.
Tom ağaçlara tırmanmada sorun yaşamadı.Tom has no trouble climbing trees.
Tom'un titiz olduğunu biliyorum.I know that Tom is finicky.
Tom senden niye tırsıyor?Why's Tom afraid of you?
Tom ve ben sık sık birlikte dağa tırmanmaya gideriz.Tom and I often go mountain climbing together.
Neredeyse tıpatıp erkek kardeşine benziyorsun.You look almost exactly like your brother.
Tom'un duvara tırmanmasına yardım ettim.I helped Tom climb over the wall.
Tom soğuk olduğu için titriyordu.Tom is shivering because it's cold.
Tom hayatını tıbba adadı.Tom dedicated his life to medicine.
Tıpkı sizin gibi yaptım.I did that the same way you did.
Tom'un tıpkı Mary'nin giydiği gibi bir tişörtü var.Tom has a T-shirt just like the one Mary is wearing.
Tom tişörtünün içini dışına giymiş.Tom put his T-shirt on inside out.
Tom tişörtünü ters giymiş.Tom put his T-shirt on inside out.
Tom'da senin tişörtünün aynısından var.Tom has a T-shirt just like yours.
Tom gri bir kapüşonlu tişört giyiyordu.Tom was wearing a gray hoodie.
Sen çok titiz bir yiyensin.You're a very fussy eater.
Tıp okumak istiyorum.I want to study medicine.
Sami'nin tırnakları yoktu.Sami had no nails.
"Titanik" filmini izliyorum. Onu izledin mi?I'm watching the movie "Titanic". Have you seen it?
Tom'un senin tipin olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom was your type.
Geçen pazartesinden beri tıraş olmadım.I haven't shaved since last Monday.
Tom kot pantolon ve tişört giyiyor.Tom is wearing jeans and a T-shirt.
Tom bana tıka basa tok olduğunu söyledi.Tom told me that he was stuffed.
Tıpkı ger kalanımız gibi, Tom yakında Mary'yi küçümseyecek.Tom will soon despise Mary, just like the rest of us.
Tom gerçekten benim tipim değildi.Tom wasn't really my type.
Hâlâ bir ağaca tırmanabilir misin?Can you still climb a tree?
Ticaret amacıyla Boston'dayım.I'm in Boston on business.
Tom Mary'nin tipi değildi.Tom wasn't Mary's type.
Tom tişörtümün renginden hoşlandığını söyledi.Tom said he liked the color of my T-shirt.
Mary'nin kız kardeşi tıpkı ona benziyor.Mary's sister looks just like her.
Tom'un en büyük kızı tıpkı karısına benziyor.Tom's oldest daughter looks just like his wife.
Tom tıpkı babası gibi ses vermeye başlıyor.Tom is starting to sound a lot like his father.
Mary'nin en büyük oğlu tıpkı onun kocasına benziyor.Mary's oldest son looks just like her husband.
Tom bir haftadır tıraş olmamış gibi görünüyor.It looks like Tom hasn't shaved in a week.
Tom'un tıpkı babasınınki gibi kıvırcık saçları var.Tom has curly hair just like his father.
Tom'un tıpkı annesininki gibi mavi gözleri var.Tom has blue eyes just like his mother.
Tom eskiden olduğu kadar titiz değil.Tom isn't as finicky as he used to be.
Tom dağ tırmanışına hiç gitmedi.Tom has never gone mountain climbing.
Tom genellikle dağa tırmanmaya gider.Tom often goes mountain climbing.