Diseksiyonu 200'den fazla tıp öğrencisi izledi.More than 200 medical students watched the dissection.
Tom o tip bir adam değildir.Tom isn't that type of guy.
Bizimle dağ tırmanışına gitmek ister misin?Would you like to go mountain climbing with us?
Onlar sivri kayalara tırmandılar.They climbed up the jagged rocks.
Tik, Asya'dan uzun boylu bir ağaçtır.Teak is a tall tree from Asia.
Tik ağacı mobilya yapmada kullanılan koyu bir ahşaptır.Teak is a tropical dark wood used for making furniture.
Mary tırnaklarını törpüledi.Mary filed her nails.
O adamlar tepeden tırnağa silahlılar.Those men are armed to the teeth.
O adamlar tepeden tırnağa silahlıydılar.Those men were armed to the teeth.
Mary tırnaklarını parlatıyor gibi davrandı.Mary pretended to polish her nails.
Tilkinin uzun bir kuyruğu ve sivri kulakları vardır.The fox has a long tail and pointed ears.
Tilkilerin uzun kuyrukları ve sivri kulakları vardır.Foxes have long tails and pointed ears.
Bu binanın mimarisi dönemin tipik bir örneğidir.The architecture of this building is typical of the period.
Mary ince bluzunun içinde titremeye başladı.Mary began to shiver in her thin blouse.
Mary ince bluzunun içinde titredi.Mary shivered in her thin blouse.
O titremeye başladı.She started shivering.
Tom titremeye başladı.Tom started shivering.
Tom şiddetle titremeye başladı.Tom began to shiver violently.
Tom kontrolsüz biçimde titremeye başladı.Tom began to shiver uncontrollably.
Tiyatroyu severim. Ben sık sık tiyatroya giderim.I like the theater. I go to the theater often.
Kız kardeşin için, o utangaç bir tip.For your sister, she's the shy type.
Tom, Mary'nin ellerinin titrediğini fark etti.Tom noticed that Mary's hands were shaking.
Mary'nin elbiseleri tipine ve rengine göre gruplandırılmış.Mary's clothes are grouped by type and color.
Tom Mary'nin ona karşı titrediğini hissetti.Tom felt Mary trembling against him.
Tom V yaka tişört giydi.Tom wore a V-neck T-shirt.
Profesyonel bisikletçiler genellikle bacaklarını tıraş ederler.Professional cyclists usually shave their legs.
Tom, Mary'nin yatak odası penceresini tıklattı.Tom knocked on Mary's bedroom window.
Çoğu yüzücüler vücutlarını tıraş ederler.Most swimmers shave their bodies.
Çoğu yüzücüler vücut tüylerini tıraş ederler.Most swimmers shave their body hair.
Oh, bir tırnağı kırdım!Oh, I've broken a nail!
Titanik filmi tüm dünyada izleyicilere taşındı.The movie Titanic moved audiences around the world.
Tom boynunun arkasını tırmaladı.Tom scratched the back of his neck.
Tom gergin biçimde boynunun arkasını tırmaladı.Tom scratched the back of his neck nervously.
M80 tipi uçağın oturma kapasitesi nedir?What is the seating capacity of the type of aircraft M80?
Otobüs tıklım tıklımdı.The bus was packed.
Tom yaprak gibi titriyordu.Tom was shaking like a leaf.
Tom kitaplarını sırt çantasına tıkıştırdı.Tom shoved his books into his backpack.
Doğal tik ormanları sadece dört ülkede bulunur: Hindistan, Laos, Burma ve Tayland.Natural teak forests occur in only four countries: India, Laos, Burma and Thailand.
Beni tiksindirici buluyor musunuz?Do you find me repulsive?
"Beni tiksindirici buluyor musun?" "Hayır, hiç.""Do you find me repulsive?" "No, not all."
Tom ve Mary yağmurda dağa tırmandı.Tom and Mary climbed the mountain in the rain.
Benim sigortam herhangi türdeki alternatif tıbbı karşılamaz.My insurance will not cover any kind of alternative medicine.
Tom her sabah tıraş olur.Tom shaves every morning.
Senin tırnaklarının altında kir birikmiş.Dirt has built up under your fingernails.
Maymun, ağaca tırmandı.The monkey climbed up the tree.
Tom tam tipik bir on üç yaşında.Tom is just a typical 13-year-old.
O bir göz biçiminde gizemli tılsıma sahiptir.He has a mysterious talisman in the form of an eye.
Mahkeme salonu tıka basa doluydu.The courtroom was packed.
Karıncayiyenlerin dünyada en çok ticareti yapılan memeli olduğu söyleniyor.Pangolins are said to be the world's most trafficked mammal.
Tom Time dergisinin kapağında göründü.Tom appeared on the cover of Time magazine.
Toplumun ne düşündüğü vız gelir tırıs gider.I don't care what society thinks.
Ben bilgisayara "Tim" diyorum.I call the computer "Tim".
Bu spor salonunun bir tırmanma duvarı var.This gym has a climbing wall.
Kanada, Avrupa Birliği ile bir ticaret anlaşması imzaladı.Canada has signed a trade agreement with the European Union.
Bu Titanik'te şezlongları yeniden düzeltmek gibi.This is like rearranging the deckchairs on the Titanic.
Tom tıraş olmaz.Tom doesn't shave.
Şişe tıpalandı ve mahzende bir rafa konuldu.The bottle was corked and put on a shelf in the cellar.
Köprü tıkalı.The bridge is blocked.
Tom henüz tıraş olmuyor.Tom doesn't shave yet.
İspanya'nın başkenti Madrid'tir ve resmi dili İspanyolca'dır.The capital of Spain is Madrid and the official language is Spanish.