Tibetçede Butan'a "Druk Yul" adı verilir.Bhutan is called "Druk Yul" in Tibetan.
Orta Afrika Cumhuriyetine Sango dilinde "Ködörösêse tî Bêafrîka" denilmektedir.The Central African Republic is called "Ködörösêse tî Bêafrîka" in Sango.
Doğu Timor'a Tetum dilinde "Timor Lorosa'e" denir.East Timor is called "Timor Lorosa'e" in Tetum.
Doğu Timor'a Portekizcede "Timor Leste" denir.East Timor is called "Timor Leste" in Portuguese.
Ayrıca uluslararası şirketlerde full-time çalışma deneyimi de var.He also has experience working fulltime for international companies.
Kaç kişi Everest dağına tırmandı?How many people climbed Mount Everest?
Genellikle cumartesi günü tiyatroya gittin.You usually went to the theater on Saturday.
İki tilki yakaladık.We caught two foxes.
Tirbuşonu olan var mı?Does anybody here have a corkscrew?
Onlar kayalıklara tırmanmaya gitti.They went rock climbing.
Benim üzerime titremeyi bırak. Ben iyiyim.Stop fussing over me. I'm fine.
Tom kontro edilemez bir şekilde titredi.Tom shivered uncontrollably.
Tom bütün yaprakları tırmıkla topladı.Tom raked up all the leaves.
Tom çatıya tırmandı.Tom climbed up onto the roof.
Tom sizin tipik borsacınız değil.Tom isn't your typical stockbroker.
Tom'un cep telefonu masada titredi.Tom's cellphone vibrated on the table.
İşler hızla tırmandı.Things escalated quickly.
O hızla tırmandı.That escalated quickly.
Tom tımarhaneye gönderildi.Tom was sent away to an insane asylum.
Anne ve babam, benim tıp okumamı istiyorlar.My parents want me to study medicine.
O beyaz bir tişört giyiyordu.She was wearing a white T-shirt.
Ben bir ticaret lisesine gittim.I went to a commercial high school.
Her vedalaşmada geri gelmeyeceksin diye kalbim korkudan titriyor.At every goodbye my heart trembles with fear that you will never come back.
Onları nerede tıraş ettin?Where did you shave them?
O bacaklarını tıraş eder.She shaves her legs.
Bacaklarını tıraş eder.He shaves his legs.
O, bacaklarını tıraş etmez.She doesn't shave her legs.
Neden kadınlar genellikle bacaklarını tıraş ederler ama erkekler etmezler?Why is it that women usually shave their legs, but men don't?
Ticaret yapacak bir şeyim var.I have something to trade.
Sanırım çok titizsin.I think you're too picky.
Ticaret yapalım.Let's make a trade.
Kapıda bir tıkırtı vardı.There was a tap at the door.
Mary benim tipim değil.Mary is not my type.
Tom, New York Times okur.Tom reads the New York Times.
Tom para yapmayı bilen tiplerden.Tom is the kind of man who knows how to make money.
O, şişenin tıpasını çıkardı.He uncorked the bottle.
O benim tipim değil.She's not my type.
Benim tipim değilsin.You're not my type.
Tom tiz bir "La" tonunda şarkı söyleyemez.Tom can't sing a high A.
Tiki adında siyah bir köpeğim var.I have a black dog named Tiki.
Nerede saç tıraşı olursun?Where do you get a haircut?
Tom ve ben ikimiz de zamanımızı donanmada aynı tip gemide geçirdik.Tom and I both spent our time in the navy on the same type of ship.
Time Square boş.Time Square is empty.
New York Times için çalışan bir arkadaşım var.I've got a friend who works for the New York Times.
Romanya'nın başkenti Bükreş'tirRomania's capital is Bucharest.
Saç tıraşı olmam gerekiyor.I need to get a haircut.
Tom'un tıbbi yardıma ihtiyacı var.Tom needs medical assistance.
Bu dağın tepesine tırmanalım.Let's climb to the top of this mountain.
O kolayca ağaçlara tırmanır.He climbs trees easily.
O, ağaçlara tırmanmada zorluk çekmiyor.He has no trouble climbing trees.
Bir tıraş istiyorum.I'd like a shave.
Tıraş olmak istiyorum.I'd like a shave.
Tom ticaret yapmak istiyor.Tom wants to trade.
Yiyeceği hakkında çok titizdir.She's very persnickety about her food.
Büyüyünce tıpkı babam gibi olmak istiyorum.When I grow up, I want to be just like my father.
Bugün sadece başka tipik yoğun bir gün.Today is just another typical busy day.
Ben titizdim.I was careful.
Part-time çalışabilir miyim?Could I work part-time?
Tom okuldan sonra part-time çalışır.Tom works part-time after school.
Bu tipik bir kaybedenin cümlesidir.This is a typical loser's sentence.