tezahürat ile cümle
tezahürat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
(Devam eden tezahurat ve alkışlar](Sustained cheers, applause.)
(Tezahurat, alkış) Ben bu seçime katılan her bir Amerikalı'ya teşekkür etmek istiyorum.(Cheers, applause.) I want to thank every American who participated in this election.
(tezahurat, alkış), kampanya için kapı kapı dolaşanlara ya da telefona sarılanlara,applause.) Whether you pounded the pavement or picked up the phone — (cheers, applause)
(Tezahurat, alkış) İleriki haftalarda,(Cheers, applause.) In the weeks ahead, I also look
Tarihteki en en en iyi takıma. (Tezahurat, alkış) Bazılarınız bu ikinci kampanyada aramıza katıldı,— the best — the best ever — (cheers, applause) — some of you were new this time
(Tezahurat, alkış) Hepiniz ailem gibisiniz.(Cheers, applause.) But all of you are family.
(Tezahurat, alkış) Ve size şükran duyan bu başkan hayatınız boyunca size minnettar kalacaktır.(Cheers, applause.) And you will have the lifelong appreciation of a grateful president.
(Tezahurat, alkış) Bizim bugün yaptığımız gibi oy verebilmek için.like we did today.
İşte bu, (Tezahurat, alkış) bizim umut ettiğimiz gelecek.That's the — (cheers, applause) — that's the future we hope for.
(Tezahurat, alkış) İşte bu bizim paylaştığımız hayal.(Cheers, applause.) That's the vision we share.
(Tezahurat, alkış) Bizim ilerlememiz gereken yön bu.(Cheers, applause.) That's where we need to go.
(Tezahurat, alkış) Uzun süren seçim kampanyası sonunda sonuçladı.(Cheers, applause.) A long campaign is now over.
(Tezahurat, alkış) Ve ben sizin oyunuzu hak etsem de,(Cheers, applause.) And whether
Daha çok işimiz var. (Tezahurat, alkış)(Cheers, applause.)
(Tezahurat, alkış) İşte, bizim ülkemiz bu ilke üzerine kuruludur.(Cheers, applause.) That's the principle we were founded on.
İşte Amerika'yı harika yapan bunlardır. (Tezahurat, alkış)(Cheers, applause.)
(Tezahurat, alkış) Bunu, New Jersey ve New York'ta, hangi partiden(Cheers, applause.) I've seen it on the shores of New Jersey and
(Tezahurat, alkış) Siz, eğer gereken çabayı gösterirseniz,(Cheers, applause.) You can make it here in
(Tezahurat, alkış) Tanrı sizi kutsasın.(Cheers, applause.) God bless you.
Tezahürat ve alkışlar[Cheers and applause]
Zaferden hemen sonra takım oyuncuları Yannakis'i tezahüratlarla üç defa havaya fırlattılar.Immediately after the win, his team tossed him into the air three times, cheering.
İvo!" diye tezahürat yaptılar.Ivo!".
Bu manzaraya tezahüratlar, çığlıklar, küfürler ve sert eleştiriler eşlik ediyor.Cheering and screaming, swearing and harsh complaints are part of the scenery.
Lider, parti kongresinde girişinde "İsa, İsa" şeklinde tezahüratla karşılandı.Mustafa was welcomed with chanting "Isa, Isa" when he entered the party convention.
Hentbol kalecisi Darko Staniç tezahürat yapan taraftarlara, "Hayallerimizi gerçekleştirdik."We made our dreams come true.
Sırbistan-Karadağlı bir taraftar takımına tezahürat yapıyor. [Getty Images]A Serbia-Montenegro fan cheers on his team. [Getty Images]
Konserin sonunda seyirci, Carreras'ı tezahüratlarla altı defa sahneye geri çağırdı.At the end of the performance, the cheering audience called Carreras back on stage six times.
Belgradlılar önce Sırp takımına tezahürat için, sonra da üzüntüleri paylaşmak için toplandılar.Belgraders gather to cheer on the Serbian team -- then commiserate.
Gana ve Sırbistan'ın milli marşları söylenirken, bağrışmalar ve tezahürat da başladı.During the national anthems of Ghana and Serbia, the shouting and cheering got under way.
Hırvat taraftarlar takımlarına tezahürat yapıyor. [Getty Images]Croatian fans cheer on their team. [Getty Images]
Seyircilerin beş dakikadan uzun süren tezahüratı nedeniyle ödül töreni bekletilmek zorunda kaldı.The awards ceremony had to be halted as the audience cheered for more than five minutes.
Sljeme'deki atmosfer, şarkılar ve tezahüratlarla meşaleler yakan taraftarlarla muhteşemdi.The atmosphere at Sljeme was exultant, with fans singing, cheering and lighting Bengal flares.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Bald darauf stößt auch Trader zu ihnen.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.La foule des gens en-dessous, motivée par un discours de Jackson, encourage et applaudit le Docteur.
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.Ils en furent empêchés et furent repoussés avec perte par une vigoureuse sortie.
Ahali en çok bilinen ve sevilen usta şarkıcı olan Hans Sachs'a büyük tezahürat yaparlar.El público canta las alabanzas de Hans Sachs, el más amado y famoso de los maestros cantores.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.Questo infatti dona a Radio una divisa della squadra dei Jacket, che lo ringrazia felice.
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.В то же время они могли прощать проступки и злодеяния людей, и избавлять их от различных несчастий.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Делали её тогда сами болельщики.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.Ещё он сказал, что откроет дверь, если придут Доктор со Сьюзен.
O, bu zaman havaalanında taraftarları tezahüratlarla karşılanmıştır.وكان من ضمن الصحفيين في المطار لاستقباله.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Eles continuaram a fazer turnês conjuntas com Passenger posteriormente.
Hart lehine tezahüratlar yapıp Michaels'ı yuhaladılar.Os fantoches apareciam, por exemplo, tagarelando com Michael Jackson.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.De toenmalig hedendaagse componisten droegen werken aan hem op.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Het publiek kan ook de tevredenheid laten blijken door te applaudisseren of door Olé te roepen.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Dokonce i ti s ním jednali pomocí prostředníků.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Asirienii încercaseră deja asta înaintea lui.
Ancak konuşmasını yapmaya başladığında, halk aleyhinde tezahürata başladı.A beszédét megszakítva a hallgatóság abcúgolni kezdett.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Säveltäjä oli omistanut teoksensa juuri hänelle.
Tom tezahürat yapıyordu.Tom protestoi äänekkäästi.
Ahali Prens'e büyük tezahürat yapmaya başlarlar ve bu da Turandot'un sinirlerini ayağa kaldırır.Publikum hylder prinsen og fremprovokerer Turandots vrede.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Nu var det arbejderbevægelsen som optog ham.
Daha sonra tribünlere giderek taraftarlarla karşılıklı tezahüratlar yaptılar.Etter hvert valgte de sammen forsiktig ut andre deltakere.
Heinze'nin etkileyici oyunu Manchester tribünlerinde "Ar-gen-tina!" tezahüratıyla karşılanır.Heinzes imponerende spill ble ofte hyllet av United-fansen på tribunen med tilropet "Ar-gen-tina!"
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Họ cũng ca hát, gây tiếng động, hoặc vỗ tay, đập các khúc gỗ vào nhau.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.訪問者は、縁起物を渡したり、祝儀を受け取ったり、水をかけられたりする。
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.이때에 포대는 그들에게 준비가 되어 있었다.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Също така е прието зрителите да не аплодират или ръкопляскат, а да размахват двете си ръце.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.Selleks ajaks olid ka kaitsjad ettevalmistusi teinud.
3...2...1... [tezahurat]3... 2... 1...