tez ile cümle
tez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Ei pääse nopea pakoon, ei sankari pelastu; pohjan puolella, Eufrat-virran vierellä he kompastuvat ja kaatuvat.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.발이 빠른 자도 도망하지 못하며 용맹이 있는 자도 피하지 못하고 그들이 다 북방에서 유브라데 하숫가에 넘어지며 엎드러지는도다
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Nech neutečie rýchly ani nech neunikne hrdina! Na sever pri rieke Eufrate zavadiac klesli a padli.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Ne ubeži, kdor je lehak, in ne otme se, kdor je mogočen; proti severu ob reki Evfratu se spotikajo in padajo.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.No huya el veloz, ni escape el valiente. En el norte tropezaron y cayeron, junto a la ribera del Éufrates
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Бързият да не избяга, И силният да се не отърве; Ще се спънат и ще паднат към север При реката Евфрат.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Не убежит быстроногий, и не спасется сильный; на севере, у реки Евфрата, они споткнутся и падут.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.אל ינוס הקל ואל ימלט הגבור צפונה על יד נהר פרת כשלו ונפלו׃
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.الخفيف لا ينوص والبطل لا ينجو. في الشمال بجانب نهر الفرات عثروا وسقطوا.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.不 要 容 快 跑 的 逃 避 、 不 要 容 勇 士 逃 脫 . 〔 或 作 快 跑 的 不 能 逃 避 勇 士 不 能 逃 脫 〕 他 們 在 北 方 伯 拉 河 邊 絆 跌 仆 倒
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.不要容 快跑 的 逃避 、 不 要 容 勇士 逃脫 . 〔 或 作 快跑 的 不能 逃避 勇士 不 能 逃脫 〕 他 們在 北方 伯拉河 邊絆 跌仆倒
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.한 마디로 말해서 모순이기도 합니다.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.מספר אוקסימורונים במשפט אחד.
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.يبدو الامر متناقض قليلاً في الجملة السابقة .. ولكي أوضح
Aynı cümlede birkaç tezat kullandığımın farkındayım.慈善基金を個人 財団 そして企業から募り
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.Ce sont plutôt des manifestations de la même chose.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.Het zijn juist uitingen van hetzelfde fenomeen.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.오히려 그들은 같은 것에 대한 표현입니다.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.To raczej manifestacje tego samego. Jak różne stany kwantowe.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.ביטויים של אותו הדבר.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.إنها مظاهر لنفس الشئ.
Aynı şeyin değişik tezahürleridir.一つのことの別の示し方にすぎません 一つの原子の異なった量子状態のように
Aynı zamanda bir benzerlik tezi geliştirebilirsiniz.닮음을 이용해 구하는 방법도 있는데요
Aynı zamanda bir benzerlik tezi geliştirebilirsiniz.Můžete také použít podobnost.
Aynı zamanda bir benzerlik tezi geliştirebilirsiniz.Vi kan også bruge et argument om ligedannethed.
Aynı zamanda bir benzerlik tezi geliştirebilirsiniz.Може също да използвате доказателството за подобие.
Bak, haftada üç gün tezgaha çýksan... ...iki gün mal toplasan... ...iki gün yine sana kalýyor kardeţim.Μερικές φορές αισθάνομαι και εγώ σαν να πρέπει να αποδράσω από τον πάτο της κόλασης.
Barcelona'da Marcos, tezgahtarların yazıcıyı değiştirme tavsiyelerini dinlemedi.V Barceloně, Marcos neposlech rady obchodníků, nahradit jeho tiskárnu novou.
Barcelona'da Marcos, tezgahtarların yazıcıyı değiştirme tavsiyelerini dinlemedi.Στη Βαρκελώνη, ο Μάρκος δεν ακολούθησε τις συμβουλές των καταστηματαρχών να αντικαταστήσει τον εκτυπωτή του.
Barmen leant tezgahın üzerine yağlı kırmızı silah ve atların konuştuk바텐더 leant 카운터에 자신의 지방 빨간 팔하고와 마리의 이야기
Barmen leant tezgahın üzerine yağlı kırmızı silah ve atların konuştukتحدث اتكأ بارمان ذراعيه أحمر الدهون على العداد والخيول مع
Barmen leant tezgahın üzerine yağlı kırmızı silah ve atların konuştuk貧血と御者は、灰色の黒髭の男は、ビスケットとチーズをスナップしながら
Baþkanlýk, tez savunma deðerlendirmesi için nitelikli konsey üyelerini belirler.Le présidium détermine la composition des conseils habilités à évaluer la soutenance de thèses.
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[Aplausos] >>Sergey Brin:
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[ Applåder ]
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[ applause ]
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[Applausi] >>Sergey Brin:
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:Ils sont entraînés.
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[ Oklaski] >>Sergey Brin:
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:[Sergey Brin]
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:Sergey Brin:
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:Suora Hangout, kautta Google lasien. Neljä hyppääjää. Ja heidän alla on katos.
Belki bu ürünleri aşağıya getirebilirler. >>> Bize tezahürat yapıyorlar. >>Sergey Brin:Битови отпадъци са отворени.
Ben Amerika'daki insanlara güveniyorum. (tezahurat, alkışlar)Πιστεύω στον Αμερικάνικο λαό.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Estoy planteando un argumento muy importante.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Ik heb een belangrijk argument.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Jeg kommer med et meget vigtigt argument.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.음, 저는 아주 중요한 주장을 하고자 합니다.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Mam bardzo ważny argument za czymś takim.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Pokouším se tu zformulovat důležitou myšlenku.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Questo per me è un punto molto importante.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Sabem, estou a fazer um argumento muito importante.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Saya punya argumen yang sangat penting.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Tôi đang đưa ra một luận điểm vô cùng quan trọng.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Tudjátok, nagyon fontos érveket hozok fel.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Vet ni, jag ger ett mycket viktigt argument.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Viete, robím veľmi dôležitý argument.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Vous savez, je défends un point de vue très important.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Wissen Sie, ich habe ein sehr wichtiges Argument.
Ben burada önemli bir tezi savunuyorum.Ξέρετε, έχω ένα πολύ σημαντικό επιχείρημα εδώ.