Ana içeriğe geç
Sözlük

tesis ile cümle

tesis kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Bisa saja, misalnya, pembangkit listrik AS, atau pabrik kimia di Jerman.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Det skulle kunna vara, låt oss säga till exempel, ett Amerikansk kraftverk, eller en kemifabrik i Tyskland.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Elle pourrait être, disons par exemple, une centrale aux Etats-Unis, ou une usine chimique en Allemagne.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.공격목표가, 예를 들자면, 미국 발전소나 독일의 화학 공장이 될 수도 있기 때문이었죠.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Lehetne, például egy amerikai erőmű, vagy egy németországi kémiai üzem.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Mogłyby to być, powiedzmy, elektrownia w Stanach Zjednoczonych, lub fabryka chemiczna w Niemczech.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Poderia ser, por exemplo, uma central de energia dos Estados Unidos, ou uma central química Alemã.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Podría ser, digamos por ejemplo, una planta de energía de EEUU, o una planta química en Alemania.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Ví dụ như, nó có thể là một nhà máy điện của Mĩ, hoặc một nhà máy hóa chất của Đức.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Тя може да бъде, например, енергийна централа на САЩ, или химически завод в Германия.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Це могла бути, наприклад, американська електростанція або хімічний завод в Німеччині.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.Это могла быть американская ядерная электростанция, или химический завод в Германии.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.היא יכולה להיות, נניח לדוגמא, תחנת חשמל אמריקאית, או מפעל כימי בגרמניה.
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.فهو يمكن ان يكون .. على سبيل المثال مصنع طاقة في الولايات المتحدة او مصنع كيميائي في ألمانيا
Hedef diyelim ki, ABD'de güç santrali, ya da Almanya'da kimyasal bir tesis olabilir.アメリカの発電所や、 ドイツの化学工場があります。 そのため、ターゲットが何かをすぐに見つけ出した方がいいでしょう。
Hindistan'da 200.000 kişinin yaşadığı bir bölgede tek bir tıbbi tesis olmadığını öğrenmişler.그 세 명은 20만 명의 사람들이 거주하지만 의료시설이 존재하지 않는 인도의 한 지역에 대해서 알았습니다.
Hindistan'da 200.000 kişinin yaşadığı bir bölgede tek bir tıbbi tesis olmadığını öğrenmişler.שלושתם, שמעו על אזור בהודו בו חיים 200,000 איש בלי מתקן רפואי אחד.
Hindistan'da 200.000 kişinin yaşadığı bir bölgede tek bir tıbbi tesis olmadığını öğrenmişler.ثلاثتهم تعرفوا على منطقة في الهند حيث يعيش 200,000 إنسان بدون و لا منشأة صحية واحدة.
Hindistan'da 200.000 kişinin yaşadığı bir bölgede tek bir tıbbi tesis olmadığını öğrenmişler.そこには医療施設はまったくなく 20万人の人々が生活していました それで彼らは何をしたのでしょうか?
Hüküment tesislerinde tipik bir tahliye merkezi.Centro de evacuación típico en una instalación gubernamental.
Hüküment tesislerinde tipik bir tahliye merkezi.Un centre d'évacuation typique dans une installation de l'administration.
Hüküment tesislerinde tipik bir tahliye merkezi.Un tipico centro d'accoglienza allestito dal governo.
İlginç bir soru da şirket tesislerini nereye kuracağınızdır.여러분이 어디에 회사 시설을 둘지 생각할 때 중요한 점이 있습니다
İlginç bir soru da şirket tesislerini nereye kuracağınızdır.ومن المثير حقًّا هو أين ستضع مرافق شركتك؟
İlginç bir soru da şirket tesislerini nereye kuracağınızdır.製造工場と主要なサプライヤーは 近くにある方がいいという考え方もあれば
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Az Egyesült Királyságban, Kelet-Londonban most épül az első sótalanító telep.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Det Forenede Kongerige er i færd med at opføre sit første afsaltningsanlæg i det østlige London.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.En el Reino Unido se está construyendo la primera planta desaladora en el este de Londres.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Il Regno Unito sta costruendo il suo primo impianto di desalinazione a East London.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Le Royaume-Uni construit actuellement sa première usine de dessalement à l'est de Londres.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Ook in het Verenigd Koninkrijk is de eerste ontziltingsinstallatie in aanbouw, in Oost-Londen.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.O Reino Unido está
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Spojené království buduje svou první odsolovací jednotku ve východním Londýně.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Spojené kráľovstvo buduje svoj prvý odsoľovací závod vo východnom Londýne.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Storbritanniens första avsaltningsanläggning håller på att byggas i östra London.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Wielka Brytania buduje obecnie we wschodnim Londynie swoją pierwszą instalację do odsalania wody.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Yhdistynyt kuningaskunta rakentaa parhaillaan ensimmäistä suolanpoistolaitostaan Itä-Lontooseen.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.Združeno kraljestvo gradi svoj prvi obrat za razsoljevanje na vzhodu Londona.
İngiltere Londra’nın doğusunda ilk tuz giderme tesisini inşa etmektedir.В момента Обединеното кралство строи първата си инсталация за обезсоляване в източен Лондон.
İran'daki nükleer tesise yapılan saldırıya çok benzeyecektir.바로 이전의 이란 핵 시설에 대한 공격 같은 거죠.
İran'daki nükleer tesise yapılan saldırıya çok benzeyecektir.מאד בדומה למתקפה שבוצעה על מתקן הגרעין האיראני.
İran'daki nükleer tesise yapılan saldırıya çok benzeyecektir.مثل ماحدث بالضبط في الهجوم على المنشآت النووية الايرانية.
İran'daki nükleer tesise yapılan saldırıya çok benzeyecektir.仕掛けられたような攻撃でしょう この攻撃に関しては誰も名乗りを上げていません
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Aquí ven este es un centro de salud en el norte de Afganistán, y cada mañana se ve así por todas partes.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Questa qui è una struttura sanitaria nel nord dell'Afghanistan, e tutte le mattine la scena si ripete.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Tady vidíte zdravotní zařízení v severním Afghánistánu a takhle to tam vypadá každé ráno.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Tutaj widać placówkę medyczną w północnym Afganistanie, która każdego ranka tak wygląda.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Vous voyez ici un centre de santé dans le Nord de l'Afghanistan, tous les matins, cette scène se répète.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Тук виждате, това е здравно учреждение в северен Афганистан, и всяка сутрин то изглежда така навсякъде.
İşte burada, görüyorsunuz, Kuzet Afganistan'daki bir sağlık tesisi bu, ve her sabah etraf buna benziyor.Это медицинское учреждение в северной части Афганистана, так оно выглядит каждое утро.
Kapımı tıklatan kim? Tesisatçı, işportacı, kuaför olamaz, onlara borcumu ödedimパイプ屋 押し売り 美容師じゃない もう払ったわ
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Ik heb mezelf leren naaien, koken, sanitair repareren en meubels maken.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.저는 바느질도, 요리도, 파이프를 고치고 가구를 만드는 일도 혼자 배웠어요
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Sam nauczyłem się szyć, gotować, majsterkować, budować, mogę się też, w razie potrzeby, poklepać po plecach.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.Я научился шить, готовить, чинить водопровод, собирать мебель, я могу сам себя похлопать по плечу, если надо.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim."יש רק עוד דבר אחד שכדאי שתביני. "לימדתי את עצמי לתפור, "לבשל, לתקן את הצנרת, לבנות רהיטים.
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.لقد علّمت نفسي الخياطة ، الطبخ ، أعمال السباكة ، وعمل الأثاث ،
Kendi kendime dikiş dikmeyi, tesisatı tamir etmeyi, mobilya kurmayı öğrendim.必要なら自分で自分を褒めてやることだってできる
Kentsel atık su arıtma tesislerine (UWWTP) bağlı ulusal nüfus yüzdesi10 от общо 12 огнища на заболявания, причинени от водата, докладвани от страните на ЕС-27, са
Kentsel atık su arıtma tesislerine (UWWTP) bağlı ulusal nüfus yüzdesi% av landets befolkning anslutna till kommunala avloppsanläggningar
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod