Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Este es el centro de fabricación para uno de sus grandes avances más caros.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Ez a gyári felszerelésük az egyik legnagyobb költségbeli áttörésük.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.이것이 그들의 가장 큰 비용절감중에 하나인 생산 시설입니다
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Oto fabryka jednego z największych przełomów kosztowych
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Questa è la loro officina per una delle loro scoperte più a basso costo.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Toto je výrobné zariadenie pre jednu z ich najväčších cenových bômb.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Перед вами фабрика по производству одного из самых малозатратных устройств.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.Това е производственият цех за един от най-големите им ценови пробиви.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.זה הוא מתקן הייצור של אחת מפריצות הדרך הגודלות שלהם מבחינת עלות.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.هذه صورة لمرفق تصنيع يمثل أحدى أهم الأختراقات لتخفيض تكلفة الأنتاج.
Bu bir uretim tesisi en buyuk maliyet hamlelerinden biri.これがひとつの大きなコスト削減の要因となっています 彼らはここで自ら眼内レンズを製造し
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Así que uno de estos recorridos, hablé para entrar al recinto y fui a ver al director.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Astfel în una din călătorii, am reușit să intru în instituţie şi am fost să mă întâlnesc cu directorul.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Auf einer dieser Ausfahrten redete ich mir den Weg in die Anlage frei, um den Direktor aufzusuchen.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Durante uno dei miei giri, riuscii a intrufolarmi nel complesso e mi recai dal direttore.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Dus op een van deze ritten, geraakte ik in de instelling en ging op bezoek bij de directeur.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Jadi dalam salah satu perjalanan ini, saya pergi ke tempat itu dan menemui sipirnya.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.한번은 제가 그 안에 들어가서 교도소장을 찾아갔습니다.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Trong một lần đạp xe, tôi thuyết phục để đuợc vào trại giam và gặp quản giáo ở đây.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.Zatem na jednej z przejażdżek namówiłem strażników, by mnie wpuścili i poszedłem zobaczyć się ze naczelnikiem.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.И така, на едно от тези пътувания си проправих път до двора и отидох да видя надзирателя.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.אז באחת הרכיבות האלה, הצלחתי להכנס למתחם והלכתי לראות את מנהל המעון.
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.وذات رحلة .. قمت بالسير الى تلك الاصلاحية .. وذهبت الى رؤية السجان ..
Bu gezilerden birinde, konuşarak tesise girmeyi başardım ve cezaevi müdürünü görmeye gittim.話をして中に入れてもらい 所長に会いに行きました 私は所長に
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olanKami mencoba melihat apakah kami bisa mengambil
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olan우리는 포획된 이산화탄소를 연료로 전환시키는 설비로 쉽게 운반시키고
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olanWir untersuchen ob wir gespeichertes
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olanאנחנו בודקים אם אנחנו יכולים לקחת פחמן דו חמצני כלוא
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olanنحن نبحث لمعرفة إن كان بمستطاعنا أخذ ثاني أوكسيد الكربون الملتقط،
Bu işlemi devam ettirmek için tesislere kolaylıkla pompalanabilecek olan収集した 二酸化炭素を簡単に一カ所に集め
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Aceasta a fost luna în care Coreea de Nord a acceptat să-şi desfiinţeze facilităţile nucleare.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.A Coreia do Norte concordou nesse mês em fechar as suas centrais nucleares.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Alors, c'était un mois où la Corée du Nord a accepté de démanteler ses installations nucléaires.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Còn đây là tháng mà Bắc Triều Tiên đồng ý dỡ bỏ các cơ sở hạt nhân
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.(dane według krajów) W tym miesiącu Korea Północna zgodziła się na rozbrojenie swoich zasobów nuklearnych.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Det här var en månad när Nordkorea gick med på att avveckla sina nukleära anläggningar.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Dit was een maand waarin Noord-Korea toezegde zijn nucleaire installaties te ontmantelen.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Egyébként ebben a hónapban egyezett bele Észak-Korea az atomreaktorának leszerelésébe.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.En este mes, Corea del Norte acordó su desarme nuclear.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Ini adalah bulan ketika Korea Utara setuju untuk melucuti fasilitas nuklir mereka.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Jetzt sehen wir den Monat, in dem Nord Korea einwilligte seine nuklearen Einrichtungen zu schließen.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.자, 이 달은 북한이 핵무기 시설들을 해체하기로 동의했었습니다.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Tässä kuussa Pohjois-Korea päätti purkaa ydinlaitoksensa,
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.To je bil mesec, ko se je Severna Koreja strinjala z ukinitvijo jedrskega programa.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Toto bol mesiac, keď sa Severná Kórea rozhodla odstaviť svoje jadrové zariadenia.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Toto byl měsíc, kdy Severní Korea souhlasila s odstraněním svých jaderných zbraní.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Αυτός ήταν ο μήνας που η Βόρεια Κορέα συμφώνησε να σταματήσει τη λειτουργία των πυρηνικών εγκαταστάσεων της.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Месец, когато Северна Кореа се съгласи да демонтира атомните си съоръжения.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.У той місяць Південна Корея погодилася демонтувати свої ядерні об'єкти.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.Это был месяц, когда Северная Корея согласилась демонтировать ядерные объекты.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.זה היה בחודש שבו צפון קוריאה הסכימה לפרק את מתקני הגרעין שלה.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.هنا، الشهر الذى وافقت فيه كوريا الشمالية على تفكيك منشآتها النووية.
Bu, Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini devre dışı bırakmayı kabul ettiği aydı.インドネシアでは大洪水がありました
Bu mekanizmalar, bu tesisler이러한 메커니즘, 이러한 기관들은
Bu mekanizmalar, bu tesislerlos procesos de resolución de disputas mediante canales oficiales.
Bu mekanizmalar, bu tesislerהמנגנונים האלו, המערכות הללו
Bu mekanizmalar, bu tesislerهذه الآليات وهذه البنيات التحتية
Bu mekanizmalar, bu tesisler「クレイグスリスト」や「ガムツリー」 「ヤフー」などが運営しているのではなく
Bunlar, yoğunlaştırıcı yenilenebilir güneş enerjisi tesisleri, süper şebeke olarak adlandırılan,'수퍼그리드'로 연결된 태양광 집광, 재생 에너지 발전소로,
Bunlar, yoğunlaştırıcı yenilenebilir güneş enerjisi tesisleri, süper şebeke olarak adlandırılan,לריכוז אנרגיית שמש מתחדשת, המחוברים במעין