Derhal terketmeli miyim?Must I leave at once?
Evi derhal terketmenin bir sakıncası yok.You may as well leave home at once.
Beni terketme olasılığından korktum.I was scared that you might leave me.
Yağmur çiselemeye başladığında, evi terketmek üzereydim.I was on the point of leaving home when a light rain started to fall.
Seni asla terketmeyeceğime sana söz veriyorum.I promise you I won't ever leave you.
Onun terketmesini istiyorum.I want him to leave.
Tom'un şu ana kadar karısını terketmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider leaving his wife.
Tom'un bütün istediği Mary'nin onu derhal terketmesiydi.All Tom wanted was for Mary to leave him alone.
Terketmeyeceğim, ne söylersen söyle.I won't quit, no matter what you say.
Ben seni terketmeyeceğim.I won't leave you.
Boston'u terketmeye karar verdim.I've decided to leave Boston.
Tom Mary'nin evi terketmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to leave the house.
Tom, ülkeyi terketmek istediğini söylüyor.Tom says he wants to leave the country.
Lütfen beni şimdi terketme.Please don't leave me now.
Türkiye'yi bir daha asla terketmeyeceğini söylüyor.He says he isn't going to leave Turkey anymore.
Tom terketmek zorunda olacak.Tom is going to have to leave.
Tom terketmek zorunda kalacak.Tom will have to leave.
Sizi hiç terketmeyeceğiz.We won't ever abandon you.
Fadıl asla karısını terketmez.Fadil would never leave his wife.
Tom asla çocuklarını terketmez.Tom would never abandon his children.
Beni terketmeyeceksin, değil mi?You're not going to leave me, are you?
Tom, Mary'ye onu hiç terketmeyeceği konusunda söz verdi.Tom promised Mary he wouldn't ever leave her.
Boston'u terketmeyebilirim.I might not leave Boston.
Tom Mary'ye onu hiç terketmeyeceğini söyledi.Tom told Mary he'd never leave her.
Tom asla Boston'u terketmeyecek.Tom is never going to leave Boston.
Mary kocasını hiç terketmezdi.Mary would never leave her husband.
Tom yakında terketmeyecek.Tom won't leave anytime soon.
Tom sizi terketmeyecek.Tom won't leave you.
Tom bizi terketmeyecek.Tom won't leave us.
Sami, Leyla'yı terketmek istiyordu.Sami wanted to leave Layla.
Ama şöyle cevap verdi: "Kaptan batan gemisini terketmemelidir.But he replied: 'The captain must not leave his sinking ship.
İsrail, binadaki yabancı gazetecileri, saldırıdan önce, binayı terketmelerine yönelik uyardı.Israel warned the foreign journalists to leave the building before the strike.
Baur, Berlin'i terketmesi için Hitler'e yalvardı.Baur pleaded with Hitler to leave Berlin.
Super Records McFly'ın Universal Recors'u 2007'nin sonunda terketmesi kararı sonrasında kuruldu.Super Records was created after McFly decided to leave Island, Universal Records at the end of 2007.
Ancak Sezar Roma üzerine yürüyünce bir tepki olarak şehri terketmeyi seçti.However, when Caesar marched upon Rome, Piso left the city by way of protest of Caesar.
Ayrıca, terketmelerinin ardındaki muhtemel sebepleri incelemektedir.It also discusses the possible reasons why they left.
Eğer terketmeye çalışırsa, peşine düşeceğini yazmıştı.And if he ever tried to leave, he would hunt him down.
İlk bakışta, binayı terketmenin hiçbir yolu yok.At first sight it's impossible to exit the building.
Terketmek ölümün acılı bir çeşidi. katlanmaktan daha zor.Renouncing is such a bitter death, it's harder to bear.
Ve annemin bizi terketmesinden seni sorumlu tutmuyorum.And I don't blame you for my mother leaving.
Ve bu iyi bir tecrübe değil, yani bir sergiyi mutsuz terketmek.And that's not a good experience, to leave a gallery like that.
Bu kez, dürüstçe söylüyorum, evimi terketmem gerekse bile,This time, honestly, even if I have to leave my home,
'Ben böyle bir şey yapacağım,' Fare kalkarken ve terketmekle dedi.'I shall do nothing of the sort,' said the Mouse, getting up and walking away.
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...I'm told they don't bite; in fact, they might not even leave that jar. (Laughter)
♫Beden ve ruh♫ ♫binayı terketmeli♫♫ Must have left the building ♫ ♫ body and soul ♫
Terketmek mi?Dumped?
Eşinizin sizi terketmeyeceği varsayımı ise sizi depresyona sokabilir.The assumption that she won't leave you is what can depress you.
Gerçek şu ki, seni hiç terketmedim. (Kahkaha)The truth is, I never left you.
Kimse sahneyi terketmesin!Nobody leaves the stage!
İngiliz bölgesini terketmek istediğiniz her sefer iznimizi alacaksınız.You will ask permission every time you want to leave the British side.
Kabuklarini terketmeye, dürüst olmak ve beraberce spontan yasama riskini almaya iter.To come to know each other in profound ways
Bizi böyle terketmemeliydin, oh, kardeşim!You shouldn't have left like that,[br]oh, my brother!
Buzullar bizi terketmekte.The glaciers are actually leaving us.
"Dediler ki, 'Tanrılarınızı terketmeyin.And they have said: Forsake not your gods.
Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.We will not forsake our gods because of what you say. We do not believe you.
İşte bunun üzerine Hırvatlar ufaktan ufaktan Saraybosna'yı terketmeye başladı.After that, Croats started to leave Sarajevo, little by little.
Fakat onun bu aşırı dürüstlüğü, bazı konukların stüdyoyu terketmesine bile yol açmış.His excessive honesty, however, has even resulted in a few guests refusing to stay at the shoot.
Bu görüş zihinsel nedensellik çerçevesini terketmemektedir.This seems to leave no "room" for mental causation to operate.
Her şeyi terketmek çok zor geliyor.Es fällt schwer, alles zurückzulassen.
Üzülme ben seni asla terketmem!Mach dir keine Sorgen, ich werde dich nie verlassen!