terazi ile cümle

terazi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Luego escribí el documento y lo sellé. Convoqué a los testigos y pesé la plata en la balanza
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Og jeg skrev det i et brev og forseglet det og tok vidner, og jeg veide sølvet i vektskåler.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.og jeg skrev Skøde og forseglede det, tilkaldte Vidner og afvejede Pengene på Vægtskål.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Stesi il documento del contratto, lo sigillai, chiamai i testimoni e pesai l'argento sulla stadera
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Tôi viết khế và niêm phong, mời người làm chứng và cân bạc trong cái cân.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Tôi viết khế và niêm_phong , mời người làm_chứng và cân bạc trong cái cân .
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Und ich schrieb einen Brief und versiegelte ihn und nahm Zeugen dazu und wog das Geld dar auf einer Waage
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.Και εγραψα το συμφωνητικον και εσφραγισα και εβαλον μαρτυρας και εζυγισα τα χρηματα εν τη πλαστιγγι.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.и записал в книгу и запечатал ее, и пригласил к тому свидетелей иотвесил серебро на весах.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.И като написах записа и ударих печат, повиках свидетели и претеглих среброто във везните.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.ואכתב בספר ואחתם ואעד עדים ואשקל הכסף במאזנים׃
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.وكتبته في صك وختمت واشهدت شهودا ووزنت الفضة بموازين.
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.我 在 契 上 畫 押 、 將 契 封 緘 、 又 請 見 證 人 來 、 並 用 天 平 將 銀 子 平 給 他
Satış belgesini çağırdığım tanıkların önünde imzalayıp mühürledim, gümüşü terazide tarttım.我 在 契上 畫押 、 將契 封緘 、 又 請見證 人來 、 並用 天平將銀 子 平給他
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Az õ igazságának mérlegével mérjen meg engem, és megismeri Isten az én ártatlanságomat!
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Biarlah Allah menimbang aku di atas neraca yang sah, maka Ia akan tahu bahwa aku tidak bersalah
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-entonces que Dios me pese en la balanza de justicia, y conozca así mi integridad
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-그리하였으면 내가 공평한 저울에 달려서 하나님이 나의 정직함을 아시게 되기를 원하노라
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-laat God mij dan maar in Zijn weegschaal wegen; dan zal Hij zien dat ik onschuldig ben.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-- la Gud veie mig på rettferds vektskål, og han skal se at jeg er uten skyld -
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-mi pesi pure sulla bilancia della giustizia e Dio riconoscerà la mia integrità
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-(naj me pretehta na tehtnici pravičnosti, in spozna Bog brezmadežnost mojo!),
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-nech ma odváži na váhe spravedlivosti a tak nech pozná Bôh moju bezúhonnosť.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Nechť mne zváží na váze spravedlnosti, a přezví Bůh upřímost mou.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Nej, må jag vägas på en riktig våg, så skall Gud förnimma min ostrafflighet.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Nguy Ṁ ‡ n Ðức_Chúa_Trời cân tôi trên cân thăng_bằng , Thì_Ngài sẽ nhìn biết sự thanh_liêm của tôi .
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-NguyṀ‡n Ðức Chúa Trời cân tôi trên cân thăng bằng, Thì Ngài sẽ nhìn biết sự thanh liêm của tôi.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Niech mię zważy na wadze sprawiedliwej, a niech Bóg pozna szczerość moję.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-på Rettens Vægtskål veje han mig, så Gud kan kende min Uskyld
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-(pese-me Deus em balanças fiéis, e conheça a minha integridade);
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-punnitkoon minut Jumala oikealla vaa`alla, ja hän on huomaava minun nuhteettomuuteni.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-Que Dieu me pèse dans des balances justes, Et il reconnaîtra mon intégrité!
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-să mă cîntărească Dumnezeu în cumpăna celor fără prihană, şi-mi va vedea neprihănirea!
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-So wäge man mich auf der rechten Waage, so wird Gott erfahren meine Unschuld.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-ας με ζυγιση δια της σταθμης της δικαιοσυνης και ας γνωριση ο Θεος την ακεραιοτητα μου
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-(Но нека ме претеглят в прави везни, За да познае Бог непорочността ми, -)
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-пусть взвесят меня на весах правды, и Бог узнает мою непорочность.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-ישקלני במאזני צדק וידע אלוה תמתי׃
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-ليزنّي في ميزان الحق فيعرف الله كمالي.
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-我 若 被 公 道 的 天 平 稱 度 、 使 神 可 以 知 道 我 的 純 正
-Tanrı beni doğru teraziyle tartsın, Kusursuz olduğumu görsün-我 若 被 公道 的 天平 稱度 、 使神 可以 知道 我 的 純正
TED'e gelme nedenim bence çoğunuz evrenin ahlak terazisinin adalete doğru olduğunun farkındasınız.제가 TED에 온 이유는 이곳에 계신 많은 분들은 도덕의 영향은 넓게 미치며 항상 정의를 향한다는
TED'e gelme nedenim bence çoğunuz evrenin ahlak terazisinin adalete doğru olduğunun farkındasınız.הגעתי ל- TED כי אני מאמין שרבים מכם מבינים שקשת המוסר של היקום היא ארוכה,
TED'e gelme nedenim bence çoğunuz evrenin ahlak terazisinin adalete doğru olduğunun farkındasınız.لقد قدمت إلى تيد لأنني أؤمن بأن الكثير منكم يفهم أن الإنحناء الأخلاقي للكون طويلٌ جداً ،
TED'e gelme nedenim bence çoğunuz evrenin ahlak terazisinin adalete doğru olduğunun farkındasınız.皆さんの多くが キング牧師の 「道徳世界の弧は長いが行き着く先は 正義である」を理解していると信じます
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Cîntărit, înseamnă că ai fost cîntărit în cumpănă şi ai fost găsit uşor!
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.ditimbang, Tuanku telah ditimbang dan didapati tidak memuaskan
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.kel, [azaz] megmérettél a mérlegen és híjjával találtattál.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.데겔은 왕이 저울에 달려서 부족함이 뵈었다 함이요
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Pesé: Tu as été pesé dans la balance, et tu as été trouvé léger.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.'Tekel' betekent 'gewogen': U bent gewogen en te licht bevonden.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekél betyder: Du er vejet på Vægten og fundet for let.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, das ist: man hat dich in einer Waage gewogen und zu leicht gefunden.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, det betyder: du är vägd på en våg och befunnen för lätt.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, odvážený: Odvážený si na váhe, a si najdený nedostatočný.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.TEKEL: pretehtan si bil na tehtnici in prelehak si se izkazal.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: sinut on vaa`alla punnittu ja köykäiseksi havaittu.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: tu sei stato pesato sulle bilance e sei stato trovato mancante
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel: Veid er du på vektskål og funnet for lett.
TEKEL: Terazide tartıldın ve eksik bulundun.Tekel, zvážen jsi na váze, a nalezen jsi lehký.

İlgili Sayfalar