Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Ażby się okazał ten dzień, a cienie przeminęły, wnijdę na górę myrry, i na pagórek kadzidła.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Ažby zavítal ten den, a utekli by stínové, poodejdu k hoře mirrové a pahrbku kadidlovému.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Bis der Tag kühl wird und die Schatten weichen, will ich zum Myrrhenberge gehen und zum Weihrauchhügel.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Dokiaľ nezavanie a neschladí sa deň, a neutečú tiene, odídem k vrchu myrrhy a k vŕšku kadiva.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Dokler se ohladi dan in sence zbeže, pojdem h gori mirovi in k hribu kadila.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Ik wil naar die berg met mirre en die heuvel vol wierookgeur tot de avond valt en de schaduwen verdwijnen.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.날이 기울고 그림자가 갈 때에 내가 몰약 산과 유향의 작은 산으로 가리라
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Me iré al monte de la mirra y a la colina del incienso, hasta que raye el alba y huyan las sombras
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Míg meghûsül a nap, és elmulnak az árnyékok, elmegyek a mirhának hegyére, és a tömjénnek halmára.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Når dagen blir sval og skyggene flyr, vil jeg gå til Myrra-åsen og til Virak-haugen.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Pînă se răcoreşte ziua, şi pînă fug umbrele, voi veni la tine, munte de mir, şi la tine, deal de tămîie.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Siksi kunnes päivä viilenee ja varjot pakenevat, minä käyn mirhavuorelle ja suitsukekukkulalle.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Ta sẽ đi lên núi một dược , Ðến đồi nhũ_hương , Ở cho_đến khi hừng đông lố ra , Và bóng_tối tan đi .
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Ta sẽ đi lên núi một dược, Ðến đồi nhũ hương, Ở cho đến khi hừng đông lố ra, Và bóng tối tan đi.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Til Dagen svales og Skyggerne længes, vil jeg vandre til Myrrabjerget og Vellugtshøjen.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Догде повее дневният хладен ветрец и побягнат сенките Аз ще отида в планините на смирната и в хълма на ливана.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.Доколе день дышит прохладою , и убегают тени, пойду я на гору мирровую и на холм фимиама.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.עד שיפוח היום ונסו הצללים אלך לי אל הר המור ואל גבעת הלבונה׃
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.الى ان يفيح النهار وتنهزم الظلال اذهب الى جبل المرّ والى تل اللبان.
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.我 要 往 沒 藥 山 、 和 乳 香 岡 去 、 直 等 到 天 起 涼 風 、 日 影 飛 去 的 時 候 回 來
Gün serinleyip gölgeler uzayınca, Mür dağına, Günnük tepesine gideceğim.我 要 往沒 藥山 、 和 乳香 岡去 、 直 等到 天起 涼風 、 日影 飛去 的 時候 回來
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .Ancora una volta, centriamo il goniometro sul vertice dell'angolo.
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .다시 한번 각의 꼭짓점의 중심을 각도기의 중심에 둡니다
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .Lad os prøve at måle den lige herovre. Vi placerer igen vinkelmålerens centrum ved spidsen af vinkelen.
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .OK, zmierzmy ten tutaj. Znowu ustawiamy środek kątomierza w wierzchołku kąta.
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .Takže znova, umiestnime stred uhlomera na stred, vrchol uhla
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .Нека пробваме да измерим този. Както преди: поставяме центъра на транспортира върху върха на дадения ъгъл.
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .اذاً دعونا نحاول قياس هذه ومرة اخرى نضع مركز المنقلة على مركز او رأس الزاوية
Hadi şimdi bunu ölçmeye çalışalım, bir kez daha açı ölçerin merkezini açının tepesine yerleştirelim. . .分度器の中心を 角度の頂点に置きます。 この角度の側をゼロの線に重ねます。
Hawaii gibi adaları oluştururlar. Ve bu dağ sırasının tepesi ikiye yarılarak bir vadi oluşturur.De top van deze bergketen splijt uiteen, wat een vallei creëert.
Hemen burada yer alan Gramercy Parkı'ndaki bataklık. Murray Tepesi.Или вот здесь болото в Грамэрси Парк, или Мюррей-Хилл.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Esperei sempre que ele viesse como que bater-me na cabeça.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Ho sempre aspettato, in un certo senso, che mi piovesse dal cielo.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Ich habe immer irgendwie darauf gewartet, dass es mich am Kopf trifft.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Ik heb altijd gewacht tot het naar me toe kwam.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.J'ai toujours attendu qu'en quelque sorte il vienne frapper à ma tête.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.그냥 일이 제 머리 위로 떨어지기만을 기다리는 축이었죠.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Mereu am aşteptat cumva să dea oportunităţile peste mine.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Saya selalu menunggu pekerjaan untuk datang sendiri.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Siempre he esperado que de alguna forma me golpee en la cabeza.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Tôi luôn đợi việc rơi vào đầu mình.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Zawsze czekałem, aż sama się nadarzy okazja.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Винаги съм чакал някак да ме удари по главата.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.Я всегда ждал, пока она сама свалится мне на голову.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.תמיד חיכיתי שהיא פשוט תיפול עליי.
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.كنت دائماً أنتظر العمل ليأتي ويصدمني
Hep birşeyin başımın tepesine düşmesini bekledim.それで 初めの頃は
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.In pelje ga v Jeruzalem in ga postavi na vrh templja in mu reče: Če si Sin Božji, spusti se odtod doli,
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.또 이끌고 예루살렘으로 가서 성전 꼭대기에 세우고 가로되 네가 만일 하나님의 아들이어든 여기서 뛰어 내리라
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.Lo condusse a Gerusalemme, lo pose sul pinnacolo del tempio e gli disse: «Se tu sei Figlio di Dio, buttati giù
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.Tedy vedl jej do Jeruzaléma, a postavil ho na vrchu chrámu, a řekl mu: Jsi-li Syn Boží, pusť se odtud dolů.
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.И повел Его в Иерусалим, и поставил Его на крыле храма, и сказал Ему: если Ты Сын Божий, бросься отсюда вниз,
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.ויביאהו ירושלים ויעמידהו על פנת בית המקדש ויאמר אליו אם בן האלהים אתה התנפל מזה מטה׃
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.ثم جاء به الى اورشليم واقامه على جناح الهيكل وقال له ان كنت ابن الله فاطرح نفسك من هنا الى اسفل.
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.魔 鬼 又 領 他 到 耶 路 撒 冷 去 、 叫 他 站 在 殿 頂 上 、 〔 頂 原 文 作 翅 〕 對 他 說 、 你 若 是 神 的 兒 子 、 可 以 從 這 裡 跳 下 去
İblis Onu Yeruşalime götürüp tapınağın tepesine çıkardı. ‹‹Tanrının Oğluysan, kendini buradan aşağı at›› dedi.魔鬼 又 領 他 到 耶路撒冷 去 、 叫 他 站在 殿 頂上 、 〔 頂 原文 作翅 〕 對 他 說 、 你 若是 神 的 兒子 、 可以 從這裡 跳 下去
İkincil olarak aynı zaman içinde çok az toplanabilecek ağacın en tepesindeki dutlardan vazgeçiyorsunuz.És ugyanannyi időt kell feladni, mint amennyi a nagyon nehezen megszerezhető bogyók begyűjtése.
İkincil olarak aynı zaman içinde çok az toplanabilecek ağacın en tepesindeki dutlardan vazgeçiyorsunuz.E voce estaria desistindo da mesma quantidade de tempo que gastaria com as frutinhas mais dificeis.
İkincil olarak aynı zaman içinde çok az toplanabilecek ağacın en tepesindeki dutlardan vazgeçiyorsunuz.I poświęcasz tę samą ilość czasu na zebranie trudno dostępnych jagód.
İkincil olarak aynı zaman içinde çok az toplanabilecek ağacın en tepesindeki dutlardan vazgeçiyorsunuz.그리고 당신이 쓴 시간은 엄청 따기 힘든 베리를 따는 데에 쓸 예정이었던 시간과 같은 양의 시간이죠.