Ana içeriğe geç
Sözlük

teorisi ile cümle

teorisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Fakat kuantum teorisi yepyeni bir kırışıklık ekliyor.Та квантова теорія додає нову інформацію.
Fakat kuantum teorisi yepyeni bir kırışıklık ekliyor.אך תיאורית הקוונטים מוסיפה נופך חדש לגמרי
Fakat kuantum teorisi yepyeni bir kırışıklık ekliyor.لكن نظرية الكم تضيف صدعة جديدة كليا.
Fakat kuantum teorisi yepyeni bir kırışıklık ekliyor.理論は疑いのない真理として 証明されているが
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.A kot mnogo drugih teorij, do katerih je Marx prišel v čitalnici Britanskega muzeja, je ta napačna.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.Ale jak z wieloma innymi teoriami, które wymyślił siedząc w czytelni British Museum, Marks nie miał racji.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.De mint annyi teória, amelyre Marx jutott a British Museum olvasószobájában ülve, nem írja le a valóságot.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.그러나 막스는 영국 박물관 열람실에 앉아 다른 이론들을 정립할 때 그랬던 것 처럼 이 이론을 정립할 때도 하나를 간과 했습니다.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.Mas como com tantas teorias de Marx, guardadas na sala de leitura do Museu Britânico, ele enganou-se nesta.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.Проте, як і багато інших теорій Маркса, що їх він придумав у читальні Британського музею, ця теорія хибна.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.אך כמו תיאוריות כה רבות שמרקס גיבש כשישב בחדר הקריאה של המוזיאון הבריטי, הוא טעה גם בתיאוריה הזאת.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.ولكن مثل العديد من النظريات التي توصل ماركس لها جالسا في غرفة القراءة في المتحف البريطاني، أخطأ في هذه.
Fakat, Marx British Museum'un okuma odasında ürettiği bir çok teorisinde olduğu gibi bunda da yanılmıştı.執筆した マルクスの理論には 間違えが多いのですが この考えも間違っていると思います 人間は何かを作っているからといって
Gaia Teorisine inanıyor mu?Gaia-teoriaan?
Gaia Teorisine inanıyor mu? Hayır.그 이론을 믿으시는 분 있나요? 글쎄요.
Gaia Teorisine inanıyor mu? Hayır.והאמין אז בתיאוריית גאיה? לא.
Gaia Teorisine inanıyor mu? Hayır.يؤمن بنظرية الغايا؟ لا.
Gaia Teorisine inanıyor mu? Hayır.そこで私は代替案があると思うのです
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.George dapat memberikan kepercayaan diri yang diperlukan Alice untuk tahu bahwa dirinya benar.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.George îi putea asigura lui Alice încrederea că avea dreptate.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.George mới có thể đem lại sự tự tin mà Alice cần để biết rằng cô ấy đúng.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.George poteva dare ad Alice la sicurezza di cui aveva bisogno: sapere che aveva ragione.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.확실해질 필요가 있다는 확신을 심어주는 것으로는 부족할 것이라고 생각했기 때문이지요.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.שג'ורג' יכל להעניק לאליס את הביטחון שהיא היתה צריכה כדי לדעת שהיא צודקת.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.كان جورج قادرا على إعطاء أليس الثقة التي تحتاجها لكي تعلم أنها على حق.
George'un ona teorisinin yanlışlığına dair bulgular sunamamasıyla mümkün olabilirdi.ことだったからです これは素晴らしい共同作業のモデルです
Gerçekten arabada bana teorisinin çok radikal olmasından korktuğunu fısıldadı.Vlastně mi i pošeptal, svou obavu, že jeho teorie může být vzata jako příliš radikální.
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.이상한 연구라고 보실 수도 있을겁니다. 하지만 양자론은 실리콘과 같은 물질 속의 전자들의 움직임에 대하여
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.ואכן זה היה מחקר אזוטרי אך התיאוריה הקוונטית הובילה במהרה להבנה של התנהגות אלקטרונים בחומרים
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.و بالطبع كانت رغبة تخصصية و لكن نظرية الكم أدت و بشكل سريع إلى الوصول إلى فهم طبيعة الإلكترونات في المواد
Gerçekten de esrarengiz bir arayış ama sonuçta kuantum teorisi maddedeki elektronları anlamamızı sağladı.しかし 量子論によってすぐに 物質中の電子の性質が明らかになりました 例えばシリコンなどの物質です
Görevi bir kez daha az saf teorisi tarafından tedavi edilir tüm alanı kapsayacak bir şey"Su función en nada menos que cubrir por segunda vez todo el campo tratado por la teoría pura"
Güney Asya'nın geri kalanının Komünizme düştüğünü görmedik Bu bir nevi Domino teorisinin çürütücüsü oldu.Таким чином, теорія доміно була спростована.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Chúng ta không thể có lý thuyết về mầm bệnh trước khi chúng ta phát minh ra kính hiển vi để thấy chúng
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Kita tidak punya teori penyakit berbasis kuman sebelum diciptakannya mikroskop.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.현미경을 발명하여 세균을 직접 보기 전까진 미생물 병인론이란 것이 없었지요.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Não podíamos ter uma teoria de doenças de germes antes de inventarmos o microscópio para os ver.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Nemohli by sme mať bakteriálne teórie nákaz predtým, ako sme vynašli mikroskop, ktorým ich vidíme.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Nemohli jsme mít teorii nakažlivosti bacily, než jsme vynalezli mikroskop.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Non potevamo avere una teoria sui germi patogeni prima che inventassimo il microscopio per poterli vedere.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Nu am putut avea o teorie a bolilor bazată pe microbi înainte de inventarea microscopului pentru a le vedea.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Wir konnten keine Theorie der Keime entwickeln bevor wir die Mikroskope erfunden hatten, um sie zu sehen.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Мы не знали, что бактерии являются причиной болезней, пока мы не изобрели микроскоп, чтобы видеть их.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.Не сме имали теория за бактериите, преди да открием микроскопа, с който можем да ги наблюдаваме.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.לא יכלה להיות לנו תאוריית חיידקים על מחלות לפני שהמצאנו את המיקרוסקופ שמאפשר לראות אותם.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.لا نستطيع أن نكون نظرية لجراثيم الأمراض قبل أن نخترع مكروسكوبا لرؤيتها.
Hastalıkların mikroplarla bağlantılı olma teorisini mikroskop icat edilip de onları görmeden bilemezdik.病気の細菌説などありえません 認知バイアスによる限界もあります
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.E mais que isso, frequentemente fazem a analogia entre a teoria da relatividade e a cosmologia.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.En dat niet alleen, ze maken de analogie naar de relativiteitstheorie en kosmologie zeer vaak.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Es más, frecuentemente hacen analogías con la teoría de la relatividad y la cosmología.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.És nem csak azt, gyakran ők analogizálják a relativitáselméletet és a kozmológiát.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Et, de surcroît, ils font souvent l'analogie avec la théorie de la relativité et la cosmologie.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.그뿐만 아니라, 그들은 유추를 자주 만드는데 상대성이론과 우주론에 대해서이지요.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Non solo, ma spesso effettuano analogie con la teoria della relatività e con la cosmologia.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Tidak hanya itu, mereka juga sering membuat analogi dengan teori relativitas dan kosmologi.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.To nie koniec - często dokonują analogii z teorią względności i kosmologii.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Und nicht nur das, sie bilden oft eine Analogie zur Relativitätstheorie und Kosmologie.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Và không chỉ như thế, họ tạo ra sự so sánh giữa thuyết tương đối và vũ trụ luận một cách thường xuyên.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.Και όχι μόνο αυτό, κάνουν συχνά αναφορές στη θεωρία της σχετικότητας και την κοσμολογία.
Hatta düşünmekle kalmayıp, sık sık görelilik teorisiyle ve kozmolojiyle kıyasta bulunuyorlar.И не само това - те често правят аналогия с теорията на относителността и космологията.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod