Bütün karakterlerim, beyaz tenli ve mavi gözlüydü.Я писала точно такие же рассказы, какие читала. Все мои персонажи были голубоглазыми и белокожими.
Bütün karakterlerim, beyaz tenli ve mavi gözlüydü.כל הדמויות שלי היו אנשים לבנים תכולי עיניים.
Bütün karakterlerim, beyaz tenli ve mavi gözlüydü.كل شخصياتي كانت بيضاء بعيون زرقاء.
Bütün karakterlerim, beyaz tenli ve mavi gözlüydü.雪遊びをして
Güzel. Hey, çok açık tenlisin.Masz taką jasną cerę.
Hey, çok açık tenlisin.Hai una pelle molto chiara.
Hey, çok açık tenlisin.Hey, kulitmu bagus.
Hey, çok açık tenlisin.Hey, tienes tan buena piel.
Hey, çok açık tenlisin.Hey, tienes tan buena piel.
Hey, çok açık tenlisin.Hey, tu as un peau bien blanche.
Hey, çok açık tenlisin. Kaliforniya'dan geliyordun, değil mi?- Igen
Hey, çok açık tenlisin. Kaliforniya'dan geliyordun, değil mi?Này da cô sáng nhỉ. cô ở California về đúng không?
Hey, çok açık tenlisin. Kaliforniya'dan geliyordun, değil mi?لديك بشرة بيضاء جدا هل أنت من كاليفورنيا؟
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.C'est un Sud-Asiatique, un Sud-Asiatique à la peau très foncée.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Dél-ázsiai -- nagyon sötét bőrű dél-ázsiai.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Ele é asiático, um asiático de pele muito escura.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.El este sud-asiatic -- un sud-asiatic foarte închis la culoare.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Er kommt aus Südasien und hat eine sehr dunkle Haut.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Hij is Zuid-Aziatisch, donker getint Zuid-Aziatisch.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Je z jižní Asie - má velice tmavou pleť.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.그는 매우 어두운 피부색의 남아시아인이였죠.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Κατάγεται από τη νότια Ασία και έχει πολύ σκούρο δέρμα.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Он выходец из южной Азии — очень темнокожий.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.Той е южноазиатец - много тъмнокож южноазиатец.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.במוצאו הוא דרום-אסיאתי. דרום-אסיאתי מאד כהה-עור.
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.فهو من جنوب آسيا، فكانت له بشرة سمراء
Kendisi bir Güney Asyalı'ydı- çok esmer tenli bir Güney Asyalı.大きな男で 髪は 彼の言葉で「ケツにとどく」
La Realidad kadınları, Marcos denen soluk tenli adamın, dağlara 12 yıl önce geldiğini söylüyorlar.Ženy z La realidad mi říkají, že Marcos, muž s bledou pokožkou, přišel do hor před 12 lety.
Malcolm, Earl ve Louise Little çiftinin en açık tenli olduğunu söylemişti.말 콤 그 얼을 루이스 태어난 7 어린이의 가벼운 피부 했다,
Malcolm, Earl ve Louise Little çiftinin en açık tenli olduğunu söylemişti.> Malcolm sagte er war der hellhäutigste unter den sieben Kindern von Earl and Louise Little.
Malcolm, Earl ve Louise Little çiftinin en açık tenli olduğunu söylemişti.مالكوم قال أن جلده أخف لون من إخوته السبعة لأبيه إيرل و أمه لويس ليتل،
Malcolm, senin Afrika'daki ve Orta Doğu'daki beyaz tenli Müslüman'larla yaşadığın deneyimlerin,말 콤, 아프리카와 중동 지역에서 이슬람교도 하얀 피부와 함께 귀하의 경험을가지고
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Anche lei era scura di pelle.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Bà ấy cũng đen lắm.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Ela também era escura.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.És anyám is sötét volt.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Et elle aussi était noire.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.그녀도 물론 흑인이에요.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Şi ea era tot de culoare.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Też miała ciemny kolor skóry.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Und sie war auch dunkelhäutig.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Y ella también era oscura.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Zij was ook donker.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Вона була надзвичайна.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Она была великолепна.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.Тя също беше тъмнокожа.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.והיא הייתה גם כהה.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.وكانت سمراء، أيضاً.
O da koyu tenliydi, tıpkı benim gibi.母はイギリス人でした
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Dan saya membayangkannya sebagai individu yang tinggi, berkulit gelap.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.E lo immaginavo alto, con la pelle scura.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.En ik stelde me hem voor als rijzig, met donkere huid.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Je l'imaginais grand, avec la peau mate.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.제가 상상했던 그의 모습은 키가 크고 거뭇한 살결을 가진 사람이었습니다.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Me lo imagine alto y de piel oscura.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Și mi l-am imaginat că era înalt, cu pielea închisă la culoare.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Und ich stellte ihn mir groß und dunkelhäutig vor.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Wyobrażałam sobie, że był wysoki, ciemnoskóry.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.Και τον φαντάστηκα να είναι ψηλός, σκουρόχρωμος.
Ve ben, onu uzun boylu, esmer tenli biri olarak hayal ettim.И аз си го представях висок, с тъмна кожа.