temizlikçi ile cümle
temizlikçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.Det är vanligt att den som flyttar ut själv städar lägenheten.
Emine (Melek Şahin): Evin temizlikçisi ve Hüseyin'in eşidir.Inuyana ucaya ingår i släktet Inuyana och familjen dvärgstritar.
Ayakkabı boyacılığı, garson, temizlikçi, bulaşıkçılık gibi meteliksiz işlerde çalıştı.Частину життя пропрацював бухгалтером, кушніром і навіть чистив взуття.
Ancak Temizlikçiler onlardan önce gelmiştir.Dá se tedy předpokládat, že první obyvatelé (nebo jejich předkové) takovými dušníky byli.
Kod Adı: Temizlikçi (İngilizce: Code Name: The Cleaner), 2007 yapımı ABD aksiyon komedi filmi.Krycí jméno: Čistič (v americkém originále:Code Name: The Cleaner) je americká filmová komedie z roku 2007.
David, temizlikçiyi kurbanların evine kadar izler.David se ukryje v bývalém domě své rodiny.
Temizlikçiler onu depoda gözlerinin önünde öldürmüştür.Tělo docenta bylo nalezeno jeho uklízečkou přímo u něj v kanceláři.
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.Lesnaté okolí města slouží k rekreaci.
Temizlikçiler hastaneyi de basar.Lékaři zakládali nemocnice.
8 Haziran 1954’te temizlikçisi onu Manchester'deki evinde ölü buldu.La 8 iunie 1954, menajera l-a găsit mort.
8 Haziran 1954’te temizlikçisi onu Manchester'deki evinde ölü buldu.1954. június 8-án a takarítója talált rá holtan.
1992 yılında hapisten çıktı ve bir hamburgercide temizlikçi olarak işe başladı.1992-ben végzett, és terapeutaként kezdett dolgozni.
Binanın temizlikçisidir.A tisztítóhely.
Burada temizlikçi olarak çalışmaya başlar.Kénytelen takarítónőként dolgozni.
Temizlikçi bu işin içinden nasıl çıkacaktır?Hogyan lett bujtárból lakatos?
Binanın temizlikçisidir.Rakennuksen interiööriä.
Ardından bir yaşlı bakım merkezinde temizlikçi olarak işe girer.Αργότερα πιάνει δουλειά ως καθαρίστρια σε γηριατρική κλινική.
Temizlikçiler hastaneyi de basar.På sygehuset rengøres hospitalsgangene.
8 Haziran 1954’te temizlikçisi onu Manchester'deki evinde ölü buldu."Død 3 November 1944 Bopælen Fundet i Ryvangen.
Emine (Melek Şahin): Evin temizlikçisi ve Hüseyin'in eşidir.Som hovedgud er hun datter av Himavat (Himalayafjellene), og er Shivas hustru.
Temizlikçi bu işin içinden nasıl çıkacaktır?Men hvordan får hun det smuglet ut forbi sine fangevoktere?
Ancak Temizlikçiler onlardan önce gelmiştir.Dan sesungguhnya sebelum (kedatangan Nabi), mereka adalah benar-benar dalam kesesatan yang nyata.
Sabah kapıcı ve temizlikçiler kendi işlerini yapmaktaydılar.Pagi harinya, para penduduk mulai bersiap untuk melakukan aktivitasnya.
Temizlikçiler onu depoda gözlerinin önünde öldürmüştür.Ayahnya tewas diumpankan ke anjing di hadapan matanya.
Tam bu sırada Temizlikçiler burayı da basar.Còn các hộ bóc quế cũng chiếu theo lệ này mà làm.
Temizlikçi bu işin içinden nasıl çıkacaktır?Làm thế nào biết được người khởi hành với Đại Thừa này?
Burada temizlikçi olarak çalışmaya başlar.現在は清掃員として働いている。
Emine (Melek Şahin): Evin temizlikçisi ve Hüseyin'in eşidir.室田恵子:木内みどり 平助の娘であり孝正の妻。
Mona canlıdır ve o da görünüşe bakılırsa temizlikçilerin peşindedir.シュウとも会っており、彼が怨み屋の関係者であると睨んだ。
8 Haziran 1954’te temizlikçisi onu Manchester'deki evinde ölü buldu.1954年6月8日、家政婦がチューリングが自宅で死んでいるのを発見した。
Ancak Temizlikçiler onlardan önce gelmiştir.他们以前曾經是獵頭族。
Beauregard, sahne temizlikçisi.卢淦,舞台美术家。
Artık John bir temizlikçidir.אביו היה כימאי.
Hafize Ana, okulun hademesi, temizlikçisi ve aşçısıdır.הזוג שכר אומנת, טבחית ומנקה.
Annesi temizlikçi, babası ise kapıcı ve hastabakıcıydı.Майка му е била чистачка, а баща му – портиер и прислужник.
İki yaşında çocukları olan bir ailenin yanında temizlikçi ve bakıcı olarak işe girdi.V tomto roku sa o výchovu detí starajú 2 vychovávateľky a jedna pomocníčka a upratovačka.
Artık John bir temizlikçidir.Juan je skladatelj.
25 Ocak 2012'de evinde saldırıya uğradı , temizlikçisi saldırı sırasında öldürüldü.25. října 2012 byl napaden ve svém domě, při útoku zemřel jeden člen jeho stráže.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.A jak tak stoupám po schodech, vidím starého černocha, který u toho soudu uklízí.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.És ahogy felfelé lépkedtem a lépcsőn, ott állt egy idős fekete férfi, takarító a bíróságon.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.Iba subiendo las escaleras cuando me encontré con un hombre negro mayor; era el conserje del juzgado.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.그런데 제가 법정앞의 계단을 올라가는데 나이가 든 관리부 아저씨가
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.När jag gick uppför trapporna i domstolshuset såg jag vaktmästaren, en äldre svart man.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.Quando estava a subir as escadas do tribunal estava lá um homem negro, mais velho, que era o porteiro.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.Wchodząc po schodach do budynku, zauważyłem czarnoskórego mężczyznę - woźnego.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.ובעודי עולה במדרגות לעבר בית המשפט, היה שם אדם מבוגר, שחור, שהיה השרת בבית המשפט הזה.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.وعندما اقتربت من قاعة المحكمة ، كان هناك رجلٌ أسود كبير السن والذي كان الحاجب في تلك المحكمة.
Adliye sarayının merdivenlerinden çıkarken, oranın yaşlıca siyahi bir temizlikçisi vardı.裁判所の清掃作業員らしき 1人の年寄りの黒人がいて 彼は私を見ると 近寄ってきて
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.A jednoho zástupce šerifa pobouřilo, že do síně přišel starý sluha.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Durante el descanso un asistente del alguacil se mostró ofendido porque el conserje había entrado en la sala.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Durante o intervalo, um xerife mostrou-se ofendido por o porteiro ter entrado na sala de audiências.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.E durante la pausa un vice-sceriffo si era offeso perché l'usciere era entrato in aula.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.És szünet közben volt egy sheriff helyettes, aki felháborodott, hogy a takarító bejött a tárgyalóterembe.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.In de pauze was er een hulpsherrif beledigd dat de conciërge in de rechtszaal zat.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.휴식중에 보안관대리 한명이 관리인 아저씨가 법정안으로 들어왔다는 것을 기분나쁘게 생각하고
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Och det var under den här pausen som en vicesheriff tog illa upp att vaktmästaren var i rättssalen.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Pendant la pause il y avait un shérif adjoint qui était offensé que le concierge soit venu à la cour.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Podczas przerwy zauważyłem zastępcę szeryfa, który był urażony tym, że woźny wszedł na salę sądową.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Şi în timpul pauzei, era un şerif delegat care s-a simţit jignit că omul de serviciu intrase în tribunal.
Arada emniyet müdürü yardımcısı temizlikçinin mahkeme salonuna girmesine sinirlenmişti.Trong lúc giải lao, phó quận trưởng cảnh sát thấy bị xúc phạm vì người canh gác bước vào phòng xử án.